Sanatım politiktir

Kültür/Sanat Haberleri —

4 Mart 2021 Perşembe - 22:00

  • Halkın yaşamını önemsemeyen sanatçılar görüyoruz. Her gün onlarca, yüzlerce insan öldürülüyor ama o sanatçılar "biz bunlarla ilgilenmiyoruz, politik değiliz" diyebiliyorlar. Halkının kanını önemsemiyorsa o kişide ne ahlak vardır ne de sanat. Sanat insanlar için değil mi? Yani kısaca içinde ahlak yoksa sanat sanat değildir.

 

MIHEME PORGEBOL

Rêbwar Perwîzî, 1984 yılında Doğu Kürdistan'ın Kamyaran kentine bağlı Elk köyünde dünyaya geldi. Bireysel çabasıyla sanata başladı. Doğu Kürdistan'ın birçok köy ve kentinde Kürt çocuk ve gençlerini sanatla tanıştırdı. 2010 yılında Doğu Kürdistan'dan ayrılıp Güney Kürdistan'a yerleşti ve 2013 yılına kadar burada kaldı. Burada hem sanatına devam etti hem de geçimini sağlayabilmek için çeşitli işlerde çalıştı. 2013 yılı Newroz’undan sonra Güney Kürdistan'dan da ayrılıp yönünü İstanbul'a çevirdi. Orada da kısa bir süre kaldı. 2014 Newroz’unda da Batı Kürdistan'a gitti. Sanat faaliyetlerini burada da sürdürdü. Burada da Kürt çocuklarına sanat eğitimi verdi. Orada bulunduğu süre içerisinde Batı Kürdistan'ın hemen her yerini gezdi. Yaşamın rengi sokaklara geri dönsün diye sokak ve caddeler boyunca duvarları boyadı, resimler yaptı.  2015 yılının 11'inci ayında artık uzun bir yolculuğa çıkma vakti gelmişti. Avrupa'ya doğru yola koyuldu ve şu an Hollanda'da yaşıyor. Burada bugüne dek 3 sergi açtı. Güncel konulardaki sanat faaliyetlerini hala sürdürüyor: Kürdistan'ı ilgilendiren güncel konular.

Biz de Rêbwar Perwîzî ile sanatı ve sanatçı kişiliği üzerine konuştuk. Perwîzî'ye göre sanat ahlaklı olmak zorundadır. Eğer bir şeyin içerisinde ahlak yoksa o şey sanat olamaz.

 

Sanata nasıl başladın?

Henüz çocukken de sanatı seviyordum. Fakat köyde yaşadığım için şehre gidip sanat eğitimi alma imkanım yoktu. Bu yüzden de kendim başladım bir şekilde ve devam ettim. Ancak seneler sonra şehre gidip eğitim görme olanağım olabilmişti. Fakat aldığım bu eğitim de yeterli değildi. Yine kaldığım yerden kendi kendimi eğitmeye, çalışmaya devam ettim. Uzun yıllar böyle sürdü. Bir gün köyümüze yakın kentlerden birine gittiğimde bir sergi duyurusuyla karşılaştım. Şaşırmıştım. Kendi kendime, "Bizim şehrimizde böyle iyi işler de mi vardı?" demiştim. Sonra o sanatçının sergisine gidip eserlerini gördüm. Çok sevinmiştim. Artık öğretmenimi bulmuştum. Öğrencisi oldum. Birkaç yıl yanında kaldım. Böylece o zamandan beri ağır ağır sanatımı icra ediyorum.

Sanatın, aynı zamanda gayet de politik bir sanat. Eserlerinde politik meselelere ciddi anlamda yer veriyorsun. Fakat sanat ve politikayı birbirinden ayırmak gerektiği üzerine de güncel bir tartışma var. Sen ne düşünüyorsun?

Doğrudur. Benim sanatım topluma sıkı sıkıya bağlıdır. Bu yüzden de politiktir. Burada konuyu biraz açıp bu soru üzerine biraz uzun konuşmak istiyorum. Ben herkesin yaşamının 'politik'e bağlı olduğunu savunuyorum. Neden? Çünkü 'politik' hepimizin yaşamını organize ediyor. Özellikle de Kürt halkının. Kürtler dünyanın her yerinde 'politik'in içerisindeler.

Sanatsal işlevini yerine getirebilmesi için sanatçı olmanın birkaç gerekliliğe bağlı olduğunu düşünüyorum. Bu gereklilikleri şöyle sıralayabilirim: Sanatçının toplumla ilişkisi, sanatçının politikayla ilişkisi, sanatçının sanatla ilişkisi ve sanatçının ahlakla ilişkisi. Başka daha birçok şey var fakat bu dört husus sanatçılar için çok önem taşıyor. Sanatçı baktığı şeyleri bu dört hususla değerlendirebildiği zaman herkesin zaten görebildiği şeyleri daha berrak bir halde görebilir. Bu gereklilikler sayesinde her şeyi daha iyi görebilir ve daha da önemlisi; gerçeğin yanında konumlanabilir.

 

Sanat insanlar için değil mi?

Şimdi bu noktada sanat ve siyasetin birbirinden koparılması ne kadar yanlış olabilir? Güncel konuları önemsemeyen ve bunlarla başını ağrıtmayan birçok Kürt, Arap ve İranlı sanatçı tanıyorum. Halkın yaşamını önemsemeyen sanatçılar görüyoruz. Her gün onlarca, yüzlerce insan öldürülüyor ama o sanatçılar "biz bunlarla ilgilenmiyoruz, politik değiliz" diyebiliyorlar. Halkının kanını önemsemiyorsa o kişide ne ahlak vardır ne de sanat. Sanat insanlar için değil mi? Yani kısaca içinde ahlak yoksa sanat sanat değildir.

 

Sanatçı toplumsal ve politik alana çıktığında da engelleme ve saldırılara maruz kalabiliyor. Sen de son zamanlarda bu saldırı, sansür ve engellemelerle karşılaştın. Bunu nasıl değerlendiriyorsun?

Ben Kürt sanatçıların kendi şahsiyetleri doğrultusunda eser üretmeleri gerektiğini düşünüyorum. Sadece sanatçının değil, bütün Kürtlerin böyle hareket etmesi gerek. Kürt sanatçılar eserleriyle dünyayı sarsabilmeli, yeri yerinden oynatmalı. Bütün dünya Kürtlerin içinde bulunduğu durumu görmeli. Burada, tam da bu ortamın içerisinde sanatçı da üzerine düşeni yapmalı. Kürdistan'da yaşanan her şeyi dünyaya gösterebilmeli. Biz sanatçılar ilacı ölüm gerçekleştikten sonra getirmemeliyiz. Mesela ilaca ihtiyacı olan bir hastaya ilacını ne zaman vermemiz gerek? Bir şey zamanında yapılıyorsa güzeldir.

Sence Kürt sanatçılar mevcut politik ve toplumsal süreçte nasıl davranmalılar?

Bana göre sanatçı içinde yaşadığımız coğrafyaya ciddi etkide bulunabilir. Ama asıl soru şu: Sanatçı bu yük altına girer mi? Eğer sanatçı coğrafyasını sahiplenirse ancak değişimi gerçekleştirebilir. Eğer Kürt sanatçılar bilim ve hakikat yolunda ilerlerse birçok değişimi gerçekleştirebilir. Kendi ülkenden başlar ve diğer ülkelerin sanatını taklit etmeden ortaya özgün bir şey çıkarırsan birçok yeniliğe kapı açarsın. Şimdi baktığımızda Kürdistan'da birlikte yaşama dair yeni bir fikir var. Bu fikir doğrultusunda ilerlersek her şeyi değiştirebilme gücümüz olur. Teknik ve araçsal değişimler çok önemli değil. Aslolan ortaya çıkardığın eserdir.

Kürt sanatçılar Kürdistan sanatı için büyük bir adım atmak isterlerse ilk önce mevcut yaşam koşullarının değişmesi için çabalamaları gerekir. Taklit olmayan ve insana ilham veren özgün bir yaşantı. Kürt şahsiyetlere hak ettikleri değeri veren ve kendini de asla eksik ve yetersiz görmeyen bir yaşantı.