Şengal’de devrimin Filipinli konuğu

Dosya Haberleri —

20 Mayıs 2022 Cuma - 20:00

Filipinli Ka Şervan

Filipinli Ka Şervan

  • 3 Ağustos 2014 tarihinde dünyanın gözü önünde soykırıma maruz kalan Êzîdîleri, yakından tanımak isteyen Filipinli avukat ve belgesel yapımcısı Ka Şervan da Êzîdî halkının tarihiyle tanışınca soluğu Şengal’de aldı. Amerika, Asya ve Afrika’da belgeseller çekmiş olan Şervan, mart ayının sonundan beri Şengal’de.
  • "Dağın iki yakasında da birçok Êzîdî ile görüştüm. Buradaki şehirlere bombalar yağdıranlar, dış dünyaya Êzîdîleri ‘kurtardıklarını’ iddia ediyorlar. Ancak son zamanlarda burada yaşanan tüm şiddet ve saldırıların çözülebilmesi için esas olan bir şey var; dünyadaki tüm halkların Êzîdîlerin ne istediğini dinlemeleri gerekiyor."

SERDA DEMİR

21. yüzyılın bu modern çağında dünyanın gözleri önünde dünya bir soykırıma şahitlik etti, göz yumdu. Tarih 3 Ağustos 2014'ü gösteriyordu. Daha önce onlarca kez fermana maruz kalan Êzîdî halkı bir kez daha ferman ile yüz yüze bırakıldı. Êzîdîler, kimi kaynaklara göre 73, kimi kaynaklara göre ise tam 74 ferman yaşadı. Büyük bir soykırımdan geçen bu kadim halk şimdilerde yaralarını sarmaya çalışıyor. Hala binlerce çocuk ve kadının akıbeti bilinmiyor. Yine binlerce Kürt Êzîdî topraklarını terk etmek zorunda kaldığı için dünyanın dört bir yanına savruldu. 

Amerika’dan Şengal'e...

Êzidîleri yakından tanımak isteyen Amerika’da yaşayan Filipinli avukat ve belgesel yapımcısı Ka Şervan* da Êzîdî halkının tarihiyle tanışınca soluğu Şengal’de aldı. Amerika’da, Asya’da ve Afrika’da belgeseller çekmiş olan Şervan, mart ayının sonundan beri Şengal’de kalıyor. Son belgeseli için bir süre Güney Filipinler’de Yeni Halk Ordusu’nun savaşçılarıyla birlikte yaşayan film yapımcısı, Şengal’deki süreci de aynı şekilde kaydetmeyi hedefliyor. Aynı zamanda Acil Tıp Teknisyeni olan Şervan, özsavunma güçlerine tıbbi yardım eğitimi veren sağlık komitesine yardımcı oluyor. Şengal’e vardıktan sonra kendini çekim yapmakla sınırlamayan ve farklı görevler üstlenen Şervan bizimle gözlemlerini ve yaptığı işleri paylaştı.  

Öcalan büyüledi

Ka Şervan, bir arkadaşı sayesinde Rojava Devrim’iyle tanışıyor ve o süreci şöyle anlatıyor: “Arkadaşım Rojava Devrimi’nden bahsederken Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın yazılarıyla da tanıştırdı beni. Sadece Kürtler için değil, tüm insanlık için bir çözüme giden bu devrimci vizyonla tanıştıktan sonra büyülendim. Bunun sonucunda Şengal Özerk Yönetimi ve Êzîdî halkıyla çalışmaya karar verdim. Öcalan'ın yazılarına hayran olmama rağmen filmlerim esasen ideolojiyi içermiyor. Bunun yerine, sanat eserlerimde, başta dünyadaki köylüler olmak üzere, devrimin insanlarına odaklanmak istedim.’’

İşgal tehdidini kayıt altına aldı

Şengal’e vardığı günden bu yana, Êzîdî halkının 2018'den beri en büyük krizlerden biriyle karşı karşıya olduğuna tanıklık ettiğinden şu şekilde bahsediyor Şervan: “Ben buraya geldikten sonra Türkiye, Güney Kürdistan’ı işgal etti ve Irak ordusu buradaki şehirlerin savunma güçlerine saldırıp Şengal’e girmeye çalıştı. Irak’ın zırhlı araçlarına karşı mevzilenen Êzîdîlerin bir kez daha savaş tehdidi altında olduklarını kameramla kayıt altına aldım.’’

Gördüklerim hayrete düşürdü

Belgeselinde izleyicileri bulunduğu yerlere taşıyıp Êzîdî halkıyla tanıştırmaya çalıştığına değiniyor ve ekliyor: “Êzîdî halkının bulunduğu durumun, sadece Êzîdî halkı için değil, dünya içinde tehlike oluşturduğunu anlatmak istiyorum. Soykırımdan sonra geçen kısa sürede Êzîdî halkı kendi kültürünü yaşatmayı başarmıştır. Bu kültürü Kürdistan'daki diğer insanlarla olan güçlü dayanışma bağlarıyla birlikte, demokratik ve kadın merkezli bir devrime dönüştürmede kaydettiği ilerlemeyi görmek hayret vericiydi. Bu gelişim Irak ordusunun ve Türk ordusunun saldırganlığıyla ortadan kaldırılabilirdi, ama olmadı.’’

Soykırımın izleri duruyor

Pek çok yıkılmış ve terk edilmiş evlerin olduğunu anlatan Şervan, kaldığı şehirlerin 2014'deki DAİŞ soykırımının izlerini taşıdığını gözlemliyor. Hala 200 binden fazla insanın mülteci kamplarında yaşıyor olması da bu izlerden birisi. Ancak yalnızca savaşın yıkımlarından değil, kazanımlarından da bahsediyor: “Toprakları DAİŞ’ten geri alan devrimci savaşçılar, YBŞ, YJŞ ve Asayiş gibi güçlenmiş ve oturmuş milisler örgütlediler. Bu milisler Irak'ın da, DAİŞ ve diğer tehditlerden korunmasına yardımcı oluyorlardı.” 

DAİŞ’ten kurtaran güçler

İşgal saldırısının nedenlerini ise şu sözlerle açıklıyor Şervan: “Yolsuzlukların yapıldığı Irak hükümeti, ilişkilerini korumak için Türkiye gibi komşu devletlerin gündemleriyle de hareket ediyor. Bölgeyi DAİŞ’ten koruyan güçlere neden ortada sorun yokken aniden terörist desin ki? Ki bence ‘terörizm’ sözü hiçbir anlam taşımıyor. DAİŞ’i mağlup eden Êzîdîler ve dostlarının bizim desteğimizi almaması için kullanılan siyasi bir terimdir yalnızca.’’