Sivas şehitlerini Pir Sultan çizgisinde anmak

Forum Haberleri —

2 Temmuz 2021 Cuma - 23:00

  • Türk ulus devleti Sivas katliamıyla Alevilere Alevi olmayın, demokrasi mücadelesi vermeyin, Kürt halkıyla da yan yana gelmeyin mesajı vermek istedi. Bugün yeniden Sivas şehitlerini anıyoruz. Sivas şehitlerine ancak Pir Sultan çizgisinde mücadele ederek yanıt olabiliriz.

CİHAN EREN

2 Temmuz Sivas katliamı, Türk devletinin seri cinayet ve katliamlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Türk devletinin katilleri göstermelik yargılamalarla yargılayarak ve yeri yurdu beli katilleri tutuklamayarak, daha sonra Erdoğan'ın malum affıyla bu katliamı üslendiği bilinmektedir. 

Devlet Sivas’ta neden çoğu Alevi 35 Türkiyeli yurtsever demokratı katletti? Bunun bir nedeni, Türk ulus devletinin üzerine kurulduğu tek millet ve tek din-mezhep stratejisini Alevilerin boşa çıkarmaya başlamasıdır. Bir diğer nedeni de Alevilerin etkili bir demokrasi gücü olmaya başlaması, Kürdistan özgürlük mücadelesinin harekete geçirdiği toplumsal dinamiklerle bir araya gelmeye başlamasının, laik, dinci, milliyetçi egemenleri paniğe sokmuş olmasıdır. 

Aleviler, Kürt ve Türk halklarının demokratik mücadele cephesinde bir araya geldiği en önemli dinamiklerden biridir. Bu birlik, bugün de devletin en çok korktuğu şeydir. Devlet Bahçeli’nin İzmir’de katledilen HDP çalışanı Deniz Poyraz hakkında önce sağduyu çağrısı yapıp ‘bu bir provokasyondur’ demesi, ancak Türkiye demokrasi güçlerinin bu cinayeti lanetleyerek HDP’yi sahiplenmesiyle, ‘Deniz Poyraz bir milis işbirlikçisiydi’ demesi, bu korkunun ne kadar derin ve büyük olduğunu bir kez daha çok net göstermiş oldu. 

Türk ulus devletinin Alevi ve Kürt katliamlarını anlamak için şu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmak gerekmektedir; Türk egemenleri, yoksul ve bilinçsiz dindar Türklere Alevileri, ulusal bilinci ve kültürü zayıf olanlaraysa Kürtleri düşman göstermektedir. Türk ulus devleti, bilinçsiz ve yoksul Türklere, din adı altında, Alevilere ve solculara karşıtlığı, düşmanlığı propaganda etmektedir. Devletin dinine inanan bu zavallılar ibadetle, iyi ahlakla değil, Alevi ve sol düşmanlığıyla cennete gireceğine inandırılmaktadır. Bu nedenle Madımak Otelini içindeki canlarla yakanlar, Türk ulus devlet dininin sloganlarını atmıştı. Türk ulus devletine göre Türk olmak için de Kürt düşmanı olmak gerekmektedir. Laik milliyetçilerin icadı, dinci milliyetçilerin uygulayıcısı olduğu bu Türklük, dille, kültürle ve tarihle değil, Kürt ve halklar düşmanlığı ile oluşturulmuştur. Bu zihniyetteki bir Türk’ün, Türk olma ölçüsü, ne kadar Kürt düşmanı olduğudur. Örneğin Deniz Poyraz’ı katleden katil, bu tür Türklerden olduğunu söyledikleriyle ispatlamıştır. Sivas katliamının azmettiricileri ve tetikçileri de bu tür bir Türklüğün üyeleridir. 

Türk ulus devlet yaratımı Türklüğün mayasında, genelde halkların özelde de Kürt, Alevi ve sol düşmanlığı vardır. Sivas katliamında harekete geçirilenler bu maya ile mayalanmış Türklerdi. Alevi ve sol düşmanlığı kadar Müslüman olmak, Kürt düşmanlığı kadar Türk olmak, AKP-MHP’nin yerlilik ve millilik dediği şeyin ta kendisidir. Bu hastalıklı Türklük, Sivas katliamının gerçek failidir. Bu Türklük, devletin resmi gayri resmi askeridir. Sivas’taki katiller, Türk ulus devlet dinine inanan Müslüman Türklerdendi. Fakat bilinen manada kesinlikle Müslüman değildi. Amaçları da Türkiye demokrasi güçlerinin birliğini, mücadelesini sekteye uğratmaktı. Bu amaçları için çoğu Alevi 35 Türkiye ve Kürdistanlı yurtseveri devletin talimatıyla katlettiler. 

En başta bilmek gerekir ki Sivas katliamı, derin devlet işi değildir; Herkesin görebildiği devletin işidir; Sağı ve soluyla, laiki ve dincisiyle devlette temsili olan egemenlerin üzerinde ittifak ettiği bir katliamdır. Böyle olduğu için katliam devletin derinliklerinde kaybedilmek, unutturulmak istenmiştir. İstenmektedir. 

Bugün için yapılması gereken şehitlerin anısına cevap olacak tutumu daha da güçlü göstermek olmalıdır. Alevilerin, Alevi inancı ve felsefesini daha güçlü bilince çıkarması ve değerlerini sahiplenmesi, verilecek cevaplardan biri olacağı da bilinmelidir. Bu amaçla Aleviliği Türk ulus devletinin hastalıklı Türklüğüne malzeme yapmaya çalışan resmi ideolojisinin kurgularından tümüyle kurtarmak gerekir. Aleviler, inançlarını yol erenlerinin koyduğu ilkelere, olmasını istedikleri idrak ve itikatta göre yaşamayı esas almalıdır. Örneğin Türkmen Alevilerin, İttihatçıların ve artığı Kemalistlerin uydurdukları yalan tarih ve menkıbelerle değil, Baba İshak, Baba İlyas, Pir Hace Bektaş Veli ve Pir Sultan gibi Baba ve Pirlerini takip ederek değerlerini yaşaması katliamlara verecekleri en anlamlı cevaplardan biri olacaktır. Şehitlere layık olmak için, Kürt Alevilerin de Yolu hazırlayan geleneği temsil ettiklerini unutmamaları gerekir. Ne Zagros ne de Dersîm Pirlerinin yol izlerini terk etmemeleri gerekir. Sonuncusu Pir Seyit Rıza olan bu geleneğin, en az Baba Tahir’den, Ebul Vefa el-Kurdi’den beri nelere kadir olduğunu hatırlayarak Yol sürmeleri, maruz kaldıkları katliamlara verecekleri en büyük yanıtlardan olacaktır.

Türk ulus devleti Sivas katliamıyla Alevilere Alevi olmayın, demokrasi mücadelesi vermeyin, Kürt halkıyla da yan yana gelmeyin mesajı vermek istedi. Bilindiği gibi Aleviler ve Kürtler tekçi Türk ulus devletinin inkar ve imha etmek istediği iki kimliktir. Bu iki kimliğin bilinçlenerek örgütlenmesi ve devletin inkar ve imha stratejisine karşı mücadele etmesi demek, tekçi Türk ulus devlet sisteminin ve rejiminin boşa çıkarılması demektir. Bu da yüz yıla yakındır kendini halkların ve inançların inkarı üzerinden var edenlerin sonu demektir. İnkarcılar, bugün milliyetçi ve dinciler olarak iktidardadır. Laik ulusalcılar ve muhafazakarlar görüntüsü altında da muhalefettedir. Bu nedenle Sivas katliamı, Alevilere ve Türkiye demokrasi ittifakına dönük her kesimden egemenin içinde yer aldığı bir katliam olmuştur. 

Sivas’ta yaşanan katliamın nedenini, azmettiricilerin ve tetikçilerin kimliğini, kişiliğini bugün ki verilerle bir kez daha analiz ettiğimizde, çok daha net görüleceği gibi katliam bir devlet saldırısıydı. Bu nedenle şehit düşen canlara verilecek en anlamlı cevap da, Türkiye’yi demokratikleştirecek mücadeleyi büyütmek olacağı kesindir. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.