Ağrı'daki mezarı çatlatanlar

Dosya Haberleri —

28 Kasım 2022 Pazartesi - 20:00

Bişar Serhed

Bişar Serhed

Yarım asır önce tohumlarını atan PKK'nin Serhed bölgesinde örgütlenmesinin ilk yıllarını Bişar Serhed’den dinledik...

  • Bişar Serhed, 1976'da Apocular ile tanıştı. Kars'ta Öcalan'ın 1977'de yaptığı toplantıya katılan 20 gençten biriydi. Bişar, Serhed'deki ilk Apocuları ve ilk eylemi anlattı

ERKAN GÜLBAHÇE

Bişar Serhed, PKK'nin yarım asırlık yolculuğunun Serhed bölgesindeki en önemli tanıklardan biri. Bişar, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bölgedeki Kürtleri asimile etmek için dışarıdan getirdiği Azerilerin yerleştirildiği eski bir Êzîdî köyünde 8 çocuklu ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelir. 

Devlet, Kürtler ile Azeriler arasındaki çelişkileri derinleştirerek birbirine kırdırma politikasını yürütür. Azeriler gerek kültür farklılığı ve gerekse Şii mezhebinde olmalarından ötürü Kürtler ile sürekli çatışma halinde olduğu için bölge halkı asimile olmamak için Kürtlüğü’ne sarılır. Bişar, bu çelişkilerden dolayı Kürtlük bilinci olan bir bölgede büyür. 

Geçimlerini dededen kalma su değirmeni ile sağlayan Serhed, ailenin geçimine katkıda bulunmak için altı yaşından itibaren  çalışmaya başlar. İlkokul ve ortaokulu Digor’da, liseyi de Kars’ta okur. Okul yıllarında başarılıdır, okuyup doktor olma hayalleri kurar. Lise yıllarında Kars’ta, faşistlere karşı verilen mücadelenin içinde yer alır ve devrimci mücadele ile tanışır. Sosyalizmin Alfabesini okuduktan sonra sosyalizmi benimser. O dönem Halkın Kurtuluşu, Devrimci Kurtuluş, Dev Yol gibi örgütlerin derneklerine gider. Ayrım yapmadan bütün eylem ve etkinliklere katılır. 

Kars’ta o dönem TİP, TSİP, Özgürlük Yolu ve benzeri gruplar da vardır. Ancak bu örgütler radikal bir tutum sergilemedikleri için halk arasında pek tutunamazlar. Bişar Serhed, 1976 yılında Kemal Morkoç aracılığı ile Apocularla tanışır. Bişar, Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’ne Mart-Temmuz 1980 arası kısa tutukluluk döneminin dışında soluksuz 46 yıldan beri her kademede hizmet eder, yaşamının her anını mücadeleye adar.

Mücadelenin Serhed'da yeni hayat bulduğu bir dönemde çoban sopasıyla dağa çıkan Bişar Serhed, arkadaşlarıyla birlikte gün gelir -50 derecede haftalarca aç susuz kalır, sıradan insan iradesinin kabul etmeyeceği bir yaşam mücadelesi içerisine girer. Söyleşi serimizde, 12 Eylül darbesinin tüm Kurdistan’da silindir gibi geçtiği bir dönemde dört arkadaşıyla birlikte iki yıl boyunca örgütten kopuk bir şekilde Kurdistan’ın en zorlu coğrafyasında düşmana karşı verdikleri irade savaşına tanıklık edeceğiz. 3 bölümlük söyleşi serimiz için sözü Bişar Serhed’e bırakıyoruz.

Kurdistan Özgürlük Mücadelesi ile ne zaman tanıştınız, nasıl bir süreçte katılım sağladınız?

1976 yılında Kars Alparslan lisesinde okuyordum. Sıra arkadaşım Kemal Morkoç aracılığıyla Apocular ile tanıştım. O dönem Kürt gençleri Kars’taki Selim Oteli’ne takılıyordu. Kemal ile birlikte buraya gitmeye başladık hem Kürtleri hem de hareketi tanımaya çalışıyordum. O dönem hareketi temsilen bölgeye Abbas Göktaş gönderilmişti. Abbas, Kars’a bağlı Tuzluca ilçesinden Azeri kökenliydi. Ankara’da hareketle tanışıyor. Hareket tarafından Kars’ta çalışma yürütmesi için bölgeye gönderilmişti. Selim Oteli’nde gerçekleştirilen bir toplantıda Abbas Göktaş konuştu. Kürt ve Kurdistan’dan bahsediyordu. Kürt halkının özgürlük yolunun silahlı mücadeleden geçtiğini söylüyordu. Tabi bu sözleri ilk defa duyuyorduk. Gençtik, silaha meraklıydık. Kurdistan hayalimiz vardı. Bundan dolayı söylenenler çok hoşumuza gitti.

Toplantıdan sonra Kemal’e, konuşanın kim olduğunu ve neden sadece Türkçe konuştuğunu sordum. Kemal’in konuşanın Azeri olduğunu söylemesi üzerine, “ben bu harekette yokum. Hem sömürgeci Türk devletine karşı mücadele edeceğiz hem de bize bir Türk liderlik yapacak. Kesinlikle bunlarla hareket etmeyeceğimi” söyledim ve oradan ayrıldım.

Birkaç ay sonra Kemal başka bir arkadaşla görüşmem için beni Selim Oteli’ne götürdü. Burada Akif Yılmaz ile görüştüm. Akif’e düşüncelerimi anlattım. Akif Yılmaz beni anladığını, ancak mücadelemizin milliyetçilik temelinde gelişmediğini, enternasyonalizm yönünün olduğunu çünkü Kurdistan’da farklı azınlıkların bulunduğunu belirtti. Hepsini kucaklamamız için isteyenin mücadele gelip katılabileceğini belirtti. Akif Yılmaz o gün beni mücadeleye katılmak için ikna etti. Akif Yılmaz ile konuştuktan sonra 1977’nin başından gençlik çalışmalarına başladım. Hem okula gidiyor hem de gençlik çalışmalarda yer alıyordum. Aynı zamanda eğitim çalışmalarına katılıyordum. Bu saatten sonra okulu arka plana ittim. O günden sonra okulu, aile baskısından kurtulmak ve mücadeleyi geliştirme zemini olarak kullandım. Eğitim çalışmaları, Kurdistan’ı sömürge olduğunu anlatmaya ve Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne eleman kazandırmaya yönelik çalışmalar yürütüyorduk. Yani 1976’da örgüt ile tanıştım ve 1977’den itibaren aktif çalışmalara başladım.

Mücadelenin ilk yıllarında Kars’ta nasıl bir politik hava hakimdi?

Kars o zaman solcular ve faşistler tarafından ikiye bölünmüştü. İki tarafta hiçbir şekilde taviz vermiyor, karşı tarafı bölgelerine bırakmıyordu. Sürekli saldırı halindeydiler. Radikal bir mücadele vardı. Kurdistan’ın büyük bölümünde olduğu gibi Kars’ta da solcular kendi aralarında bölgelere bölünmüş ve herkes kendi bölgesini koruyordu. O dönem Ağrı’da Özgürlük Yolu, Muş tarafında Rızgariler bölgeye hakimiyken, Kars’ta da bütün örgütler vardı. Bir anlamda Kars ikinci Dersim’di. Rusya sınırı olması nedeniyle o dönem bütün Türk solundaki partilerin üst düzey yöneticileri Kars ve çevresine yerleşmişti. 

İlk çalışmaları başlattığınız dönemde Türk solu size nasıl bir yaklaşım gösterdi?

Türk solu kendi aralarında "Talebelerin" bölgeye girmemeleri konusunda anlaşmıştı. Sempatizanlarına “Talebeler geldiğinde içinize almayın, kendileriyle tartışmayın, toplantılarınıza geldiklerinde dağılın ve hiçbirini muhatap almayın" diye uyarmışlardı. Okul bahçesinde veya herhangi bir yerde toplanıp tartıştıklarında yanlarına gittiğimizde bizimle tartışmaya girmiyor hemen dağılıyorlardı. Türk solunun bu tutumu Kürt gençleri arasında büyük bir tepki topladı. Bir anda harekete karşı çok ciddi sempati gelişti. Kars, Digor, Iğdır kısmen Kağızman, Azerilerin çoğunlukta yaşadığı Tuzla’da hareket büyük bir taban kazandı. Ağrı ve Doğubayazıt’ta hareket büyük sempati toplayınca Özgürlük Yolu ile karşı karşıya gelme gibi bir durum yaşandı. 

O dönem çalışmalarınız halkta nasıl karşılık buluyordu?

Kürt halkına karşı geliştirilen katliamlar ve sindirme politikaları sonucunda Serhed’da halk ölüm uykusuna yatmıştı. Çalışmalara başladığımız ilk dönemde, insanlar, “Bu sevdadan vazgeçin. Seyh Sait, Seyit Rıza, İhsan Nuri ve birçok kişi başaramadı. Bir tabancası dahi bulunmayan sizin gibi talebeler mi devlet kuracak? Vazgeçin bu sevdadan, okulunuza gidin, okuyun, kendinizi kurtarın” deniyordu. Ve şu örneği veriyorlardı: ”Aras Nehri'ni görüyor musunuz? Siz Aras Nehri'ne kürekle toprak atıyor ve bir baraj kuracağız diyorsunuz. İstediğiniz kadar toprağı atın, su onu alıp götürecek. Aynı sizin mücadeleniz de böyledir” diyorlardı. Halk bunları söylerken, “Ama benim de gönlümde Kurdistan yatıyor. Bu yaşımda Kurdistan’ın kurulacağına inansam mavzerimi alır ben de dağa çıkarım” demeyi de ihmal etmiyor, Kurdistan’a olan özlemlerini belirtiyorlardı. Yani Kürtler Kürt olduklarının bilincinde ancak mücadele umutları kırıldığı için bizi bu yoldan vazgeçirmeye çalışıyorlardı. Nitekim halk daha sonra bizim kararlılığımızı görünce etrafımızda bir çember oluşturdu.