’Tanrımız olan güneşi öldüremezsiniz’

Forum Haberleri —

22 Ağustos 2021 Pazar - 23:00

.

.

  • Êzîdîlere yapılan jenosidin sorumlusu DAİŞ olarak bilinse de esasta bu süreci ve saldırıları yöneten AKP rejimi ve Tayyip Erdoğan’dır. Hiç kimse unutmamalı ki direniş kültürü, seferberlik ruhu, dayanışma direnci var oldukça soykırım politikaları asla başarıya ulaşamayacaktır. 

İrfan Sabri AHMED

İnanç ve etik yapısı açısından kendini hiçbir halk ve inançtan üstün görmeyen “Êzîdîler” büyük bir soykırım ile tarihten silinmekle karşı karşıyadırlar. 

Tarihsel olarak inançları ve kültürel-etnik yapısıyla ortak değerler etrafında birleşen kadim Êzidî halkı, kendi ifadeleriyle 72 ferman sürecini yaşayarak, günümüze kadar varlıkları sürmüştür. 

Êzîdîlere karşı katliam fermanının 73’üncüsü Ağustos 2007’de gerçekleşmiştir. 14 Ağustos 2007’de benzin ve bomba yüklü 5 tanker ile Şengal bölgesinde aynı anda iki büyük köye radikal İslamcılar tarafından düzenlenen intihar saldırılarında 800’ü aşkın kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı. 

3 Ağustos 2014’te 74. Ferman olarak tarihe geçen DAİŞ saldırısı ile Êzîdîler inanç ve etnik kimliklerinden dolayı tekrardan fiziki, kültürel ve etniki anlamda soykırımla yok edilmek istendiler. 3 Ağustos 2014 saldırısını DAİŞ yapmışsa da esas olarak o dönemde DAİŞ ile ittifak kuran ve DAİŞ’ı Kürtlere, özellikle de Êzîdîlere saldırtan TC (AKP), Suudi Arabistan, Katar ve KDP ittifakı olmuştur. 

DAİŞ’ın hilafet sistemini hedefleyen amacına uygun, esasta Türk-İslam faşist hilafetini yeni Osmanlıcı edayla hilafetin sürdürücülüğüne soyunan AKP-Tayyip Erdoğan tayfası, Ebubekir Bağdati ile her aşamada kol kola ve aynı siperlerde kardeşleşerek demokrasiyi, özgürlükleri ve kültürel, etnik, inançsal farklılıkları yok ederek, Türk-Sünni ve Hanefi mezhebinin hükmedeceği Osmanlı sultanları gibi adına da yeni Osmanlı dedikleri bir zihniyet ve anlayışla hareket etmişlerdir. Bu soykırımcı, katliamcı politika ve uygulamalarla Kürdistan, Türkiye, Suriye ve Irak topraklarında savaşı ve şiddeti derinleştirmişlerdir. 

Nasıl ki AKP-Tayyip Erdoğan rejimi Eylül-Ekim 2014’te DAİŞ’ı Kobanê’ye saldırtmışsa, 3 Ağustos 2014’te de esas olarak TC’nin bu dönemdeki yönetimini temsil eden AKP-F. Gülen ittifakı DAİŞ’ı Şengal’e saldırtmıştır. 

3 Ağustos 2014 saldırısında Irak güçleri direnmeden teslim olmuş, Şengal’i savunmadan sorumlu KDP güçleri ihanet edip kaçmışlardır. Bu saldırının koordinatörlüğünü AKP-Erdoğan yönetimi yapmıştır. 74. ferman olarak başlatılan bu katliamın yürütücüsü bizzat Tayyip Erdoğan’dır. 

Direniş ve kahramanlık kültüründen gelen Apocular, DAİŞ ve TC’yi Kobanê başta olmak üzere, Rojava ve Kuzeydoğu Suriye’de bozguna uğrattıkları gibi, Şengal’de de DAİŞ ve şefi Tayyip TC’sini bozguna uğratmışlardır. 

3 Ağustos 2014’te Şengal’e yapılan saldırıda 250 bin Şengal Êzîdîsi göçertildi, 5 binin üzerinde genç, çocuk, yaşlı, kadın ayırımı yapılmadan fiziki olarak katledildiler. 

Êzîdî kadınları tarihin en vicdansız ve ahlaksız uygulamalarına maruz bırakıldılar. Binlerce Êzîdî kadına tecavüz edildi, satış pazarlarına sunuldu, alçakça ve düşkünce yöntemlerle, zihinsel ve bedensel olarak paramparça edildiler. Sınırsız bir vahşetle yok edilmeye çalışılan Êzîdîlerin yardımına dağlardan “Hızır” misali koşarak gelen, 74. Fermanı önleyen ve boşa çıkaran Apocular oldu. 

Günümüzde 3 Ağustos 2014 ile başlayan Êzîdî katliamını Belçika, Hollanda ülkelerinin parlamento komisyonları soykırım olarak kabul etmiştir. Yine kimi İskandinav ülkeleri de Êzîdîlere yapılan 2014 saldırısını soykırım olarak tanımlamıştır.

Uluslararası literatürde “JENOSİD” olarak bilinen soykırıma karşı mücadele etmek sadece Êzîdîlerin değil, kendisine “insanım” diyen herkesin sorumluluğu olmaktadır. Yapılan bu jenosidin sorumlusu DAİŞ olarak bilinse de esasta bu süreci ve saldırıları yöneten AKP rejimi ve Tayyip Erdoğan’dır. Esasta Êzîdîlere dönük katliamı yapan TC-AKP rejimidir. 

2014’e yapılanın devamı olarak bugüne kadar defalarca her türlü savaş kuralı, hukuku dışında yönelimlerle, özellikle de İHA ve SİHA’larla korsanca yapılanlar; Şengal’in Demokratik Özerk Yönetimi, dolayısıyla Êzîdî iradesini yok etmeyi hedefleyen saldırıları yapan yine AKP-MHP faşist rejimidir. 

Yeni Osmanlı hayalleriyle Misak-ı Milli’yi baz alarak Lozan Antlaşması’nın yüzüncü yılında işgalci ve sömürücü emellerini gerçekleştirmek için bu kadar alçakça saldırıyor. Son olarak Şengal merkezine ve Sikeniye köyündeki hastaneye yapılan saldırıların dayandığı zihniyet ve politika 2014’de planlanıp uygulanan ve başarılı olmayan soykırımın tamamlanması ve devamı niteliğindedir. 

9 Ekim 2020’de yapılan ABD-Irak-Bölge Hükümeti (KDP) ve TC ittifakı ile Şengal ve Êzîdîler hakkında bir soykırım belgesi hazırlanmıştır. Bu soykırıma karşı Êzîdîlik, Kürtlük ve demokrasi, özgürlükler için mücadele edip direnenler, 9 Ekim 2020 soykırım ittifak belgesini boşa çıkardıkları için bu kadar sınırsız ve alçakça saldırılara maruz kalıyorlar. 

Hiç kimse unutmamalı ki direniş kültürü, seferberlik ruhu, dayanışma direnci var oldukça soykırım politikaları asla başarıya ulaşamayacaktır. İşgalci, sömürücü TC rejimi, ihanet şebekesi KDP, iradesiz Irak Hükümeti’nin bu kirli ve soykırımcı saldırıları; Êzîdîleri, Kürtleri ve tüm direnenleri mücadelelerinden asla geriletemeyecektir. 

Büyük devrimci Seîd Hesen şahsında Şengal’de TC rejimin saldırısı sonucu şehit düşen tüm yurtsever, devrimci ve kadın kültürünün savunucusu Êzîdî şehitlerini saygı, sevgi ve minnetle anmak, mücadele çizgilerinde direnişi yükseltmek, Şengal’i ve Êzîdîleri sahiplenmek her kendisine “insanım” diyenin vicdani ve ahlaki sorumluluğu olmaktadır. 

Ve Êzîdî duası olan “Tanrımız olan güneşi öldüremezsiniz” demenin tam zamanıdır. Güneşimizi karartamazsınız, güneşimiz etrafında kenetlenmek her türlü soykırımı boşa çıkarmaktır. 

Özgürlük zamanında direnenler mutlaka kazanacaktır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.