Türk Kürt çatışması yoktur, AKP-MHP saldırısı vardır

Forum Haberleri —

9 Ağustos 2021 Pazartesi - 23:00

  • Sol, sosyalist, demokrat ve laik olduğunu söyleyen Türkler, Türkmen Aleviler, MHP ve AKP tarafından harekete geçirilmiş grupların, Türklük ve İslam adına Kürtlere saldırılarını, kendilerine yapılmış bir hakaret olarak görebilmelidir. Türklüğün katillik olmadığını haykırmalıdır. 

CİHAN EREN

Türk egemenleri Osmanlı’dan beri, kitlesel kıyım ve katliamları hep ‘galeyana gelen halkın tepkisi’ taktiği ile yapmıştır. 1900’lerin başında önce Balkan halklarını, sonra Ermenileri, Kürtleri ve Asuri-Süryanileri hep bu yöntemle katlettiler. 1950’lerde bu defa Rumları bu yöntemle katlettiler ve kovdular. 2010’dan sonra da DAİŞ ve artığı çeteleri ‘isyancı çocuklar’ adını vererek, Araplara ve Kürtlere saldırtıp katliam yaptılar. Bu aracı halen de kullanıyorlar. 

Kurban Bayramından sonra Türklerin yoğun yaşadığı Anadolu kentlerinde, Kürtlere bu taktikle bir kez daha saldırmaya başladılar. İzmir’de Deniz Poyraz’ı katleden katil, Kürt düşmanı olduğunu ve Kürtleri sevmediği için bu cinayeti işlediğini söylemişti. Bu tür sözler, Türk kontrgerillasının on yıllardır kullandığı bir klişedir. Maraş, Çorum, Sivas, Gazi mahallesi, Taksim işçi katliamı katilleri, cinayetlerini benzer sözlerle gerekçelendirmişti.  

Türkiye'nin herhangi bir yerinde, ‘milli ve dini duyguları önde halk galeyana geldi’ sözüyle açıklanan bir saldırı duyarsanız, adınız gibi bilin ki, saldırıyı ırkçı-dinci ruhla örgütlendirilmiş Türk kontrgerillası yapmıştır. Türkiye'de bir katil, işlediği cinayeti, ‘Kürtler bölücüdür, Aleviler kafirdir, solcular vatan hainidir vb…’ ifadelerle üslenmişse, onun da kontrgerilla elemanı olduğunu bilin. 

Türk devleti, halk görüntüsü verdiği kontrgerillasını, hukuk devleti denilen örgütlemesi çok zorlandığında ya da iflas ettiğinde devreye koymuştur. Bu dönemler aynı zamanda klikler arası derin çelişki ve çatışmaların yaşandığı zamanlar olmuştur. 

AKP-MHP’nin kanunla yönetemediği, toplum üzerinde hakimiyetini yitirdiği yılın ilk aylarından itibaren çok daha net ortaya çıkmıştı. Kontrgerillanın önemli adamlarından birinin ifşaatları, AKP-MHP kliğinin çok zorlandığını içerden göstermişti. Bu zorlanma, Kürt özgürlük hareketine dönük yeni ve daha yoğun bir saldırı ile atlatılmaya çalışıldı. Ancak yaptıkları hesap, Zagros-Toros üçgeninde bozulmuştur.

Bunun için aynı hesapla başka bir alanda ve farklı bir taktikle saldırmaya başladılar. Bu yeni saldırı hamlesinin startını da Bahçeli Kurban Bayramı mesajında vermişti. 

Bahçeli gibi ırkçı, Kürt ve Alevi düşmanı birinin, bayram mesajında ancak solcu yurtsever birinin ağzından çıkabilecek cümleler kullanması, sebepsiz ya da halkı düşündüğü için olamaz. Çünkü aynı kişi, Deniz Poyraz cinayetini dolaylı yoldan sahiplendi. Cinayet polisi dilinde bu sözleri kullananlara azmettiren denir. 

Kürtlere sistemli saldırılar, İzmir’de Alevi bir ailenin tehdit edilmesi ve muhalif yayın yapan bir TV kanalının canlı yayınının basılması, saldırganların cesareti, ortaklıkta dolaşmaları saldırıların devlet tarafından örgütlendirildiğinin kanıtıdır. Saldırganlar kesinlikle AKP-MHP devletinin kontrgerilla birimleridir. 

Kürtlere dönük saldırılarda hemen her yerde köy muhtarlarının ya saldırgan ya da azmettiren olduğu görülüyor. 

Neden muhtarlar sorusunun cevabı, Erdoğan’ın sarayında yaptığı muhtar toplantılarındaki konuşmalarında saklıdır. Erdoğan, o toplantılarda muhtarlara ülke güvenliğinden bahsederken kendi kontrgerilla birimlerini örgütlemiştir. 

Kontrgerillanın en tecrübeli birimleri MHP’lilerdir. Son saldırıları yapanlar, Erdoğan'ın eğitip örgütleyerek, MHP’ye kattıklarıdır. Soylu, İçişleri Bakanı olarak bu gurupları koordine edendir. Bu nedenle ‘Erdoğan’ın Soylu’yla arası iyi değil’ sözü, özel savaş propagandasıdır. Yani uydurulmuş bir yalandır. 

AKP’nin daha önce Sedat Peker grubunu kullandığını bizzat Peker’in kendisi söyledi. Yeni eğitilip örgütlendirilmiş gruplar iş yapacak düzeye gelince deşifre olmuş Peker tasfiye edilmiştir. Peker’in son zamanlarda sokaklara salınanları uyarması, işlerin böyle yürütüldüğünü göstermektedir. 

Erdoğan ‘bunlar daha iyi günleriniz’ diyerek muhalefeti tehdit etmişti. Artık kontrgerilla başı Erdoğan ve Bahçeli’dir. Soylu ise pratikleştirendir.

AKP-MHP faşist iktidarı, katliamlarla varlığını sürdürmek istemektedir. Erdoğan ve Bahçeli devletini savaş ve katliamlarla tahkim etmek istemektedir. 

Saldırıların devam edeceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla önemli olan bu saldırılara verilecek cevaptır. Kürtler her yerde kendilerini öz savunma bilinci ile örgütlemelidir. Saldırılara karşı her türlü yöntemle karşı koyabilmelidir.

Özellikle de tarım işçiliği için Türkiye kentlerine gidilmemesi gerekir. Kürtler başkalarına işçi olacaklarına, Kürdistan kent, kasaba ve köylerinde kendileri için tarım yapmalıdır. 

Demokratik siyaset ve sivil toplum örgütleri, Kürtler içinde böyle bir örgütleme yapabilmelidir. Örneğin toprakları olmayan Kürtlerle, toprak sahibi Kürtleri ilişkilendirebilmelidir. Kürtler arasında geleneklere uygun tarım yapılacak anlaşmalara aracı olabilmelidir. Su sorunundan kaynaklı tarım yapamayanlara uygun yerler bulabilmelidir. Kooperatifler kurarak halkın ürünlerini değerlendirmesi sağlanabilinmelidir. 

Sol, sosyalist, sosyal demokrat ve laik olduğunu söyleyen Türkler, Türkmen Aleviler, MHP ve AKP tarafından harekete geçirilmiş grupların, Türklük ve İslam adına Kürtlere saldırılarını, kendilerine yapılmış bir hakaret olarak görebilmelidir. Türklüğün katillik olmadığını haykırmalıdır. Kürtlere saldırılar olduğunda sokaklara dökülebilmelidir. Yurtsever Türkler, bu saldırı ve katliamların Türkiye’yi böleceğini korkmadan dilendirebilmelidir.

Bu saldırıları yapanlar Kürtleri başka güçlere ittifaka zorlayıp, Türklerle çok daha kanlı bir savaşa mecbur etmek istemektedir. Yurtsever Türkler, böyle bir savaşın Türk halkının Anadolu’daki varlığını dahi tehlikeye sokacağını iliklerine kadar hissederek harekete geçebilmelidir.

Kürtlerin, sol ve sosyalist, sosyal demokrat, laik ve liberal demokrat Türklere, başta Aleviler olmak üzere AKP münafıklığına karşı çıkan Müslüman Türkmenlere güvenmesi, kendilerinden destek istemesi doğru olandır. Bu kesimlerin de Kürtlerle birlikte dinci-ırkçı gruplara karşı direnmek görevleri vardır.

Böyle bir tutum gelişmezse tahmin edilmesi zor sonuçlar ortaya çıkacaktır. Kürtler kadar, Türk-Türkmen halkı da kaybedecektir. 

Yaşananların Türk-Kürt çatışması olmadığı bilinmelidir. İçinde Kürt kökenli denilenlerin de olduğu iktidar ve devlet güçlerinin, halklara saldırısı söz konusudur.

Bu saldırıların panzehiri, ‘yaşasın halkların demokratik birliği ve kardeşliği’ bayrağı altındaki direniştir,  öz savunmadır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.