Türkiye demokrasi tarihi Aysel Tuğluk’a borçlu

Elif KAYA yazdı —

6 Aralık 2021 Pazartesi - 23:00

  • Aysel Tuğluk, mücadele tarzı ve en zorlu zamanlarda aldığı sorumluluk ve siyaset alanında yaşanan ilklerle Türkiye siyasetinin demokratikleşmesinde önemli rol oynadı.

Avukat, insan hakları savunucusu, kadın özgürlük mücadelesinin üyesi, politikacı, parlamenter...

Ömrünü özgür yaşam mücadelesine adayan bir kadın. Her yoldaşına emek veren değerli bir mücadele arkadaşı...

Kürdistan’da faşizmin amansız saldırıları altında pek çok çocuk gibi onun da ilk hayali avukat olmakmış.

Savunmasız bırakılan, dili ve kimliği yoksayılan, yaşamı tehdit altında olan her birey gibi ilk yöneldiği alan kendini ve başkalarını savunmaktır. Ancak demokratik olmayan bir ortamda avukatlık, egemen sistemin ayıplarını örten incir yaprağı gibidir. Onun bu durumu fark etmesi çok zaman almaz.

İnsanların evlerinden alınıp kaybettirildiği, insanlara dışkının yedirildiği bir yerde savunmanın kendini dayandıracağı adil bir ortam aramak boşunadır.

Bu nedenle insanların haklarının güvenceye kavuşturulduğu demokratik toplumsal bir sistem için aktif siyasete atıldı. Zira demokratik bir sistem olmadan adaleti gerçekleştirmek mümkün olamazdı. Bu amaçla avukatlığı siyasetle buluşturmaya çalıştı. Biliyordu ki, yaşam özgürleştirilmeden, adaletin yaşam bulma şansı yoktu.

Bir Kürt, Alevi ve kadın olarak en dezavantajlı yerden mücadeleye başlamıştı. Ama tüm sömürü ve ayrımcılık politikalarını yaşayan ve bilen biri olarak da avantajlıydı… Özgürlüğe giden yol en derin sömürü ilişkisini çözmekten geçerdi. Bu amaçla Kürdistan Özgür Kadın Mücadelesinde önemli çalışmalar yürüttü. Tüm ezilme biçimlerinin odaklandığı bu arşimet noktasından geliştirilen mücadele ile toplumsal ilişkilerin özgürleştirilmesinde önemli çalışmalar yapıldı.

2004’te bir yıl boyunca çok yaygın halk toplantıları yapılarak, demokratik konfederalizmin önemli adımları atıldı ve demokratik toplum hareketinin oluşumuna gidildi. 2005 yılında Demokratik Toplum Partisine dönüşen hareketin eşbaşkanı olarak tarihte bir ilke imza attı.

‘Tek’in hakim olduğu bir siyasi atmosferde çokluğu getirerek, ataerkil siyaset anlayışının değişiminde önemli rol oynayan kişilerden biri oldu. Siyasetin eril yapısının sorgulanıp, kadınlara siyaset olağanının geliştiği bu dönemde parlamenter seçilip, parlamentoya girdi.

Eşbaşkanlığını yaptığı partinin parlamentoda kadın temsil oranının en fazla olduğu parti olması ile kadının siyasete katılımında engellerin aşılmasında belirleyici rol oynadı. Salt Kürdistan değil, Türkiyeli kadınların siyaset yapma yolları böylece açıldı.

Mecliste yer alan diğer partilerin kadın politikalarının olumlu yönde değişmesinde belirleyici etkisi oldu.

Kadınların yüreğe ve akla hitap eden bu gelişmesinden sonra diğer partiler kadınların siyasette yer almasına olanak sağlayan kota uygulamasına meyil gösterdiler.

Aysel Tuğluk, mücadele tarzı ve en zorlu zamanlarda aldığı sorumluluk ve siyaset alanında yaşanan ilklerle Türkiye siyasetinin demokratikleşmesinde önemli rol oynadı.

2016 yıllından beri zindanda. Ağır hastalığına, hastahanenin verdiği içerde kalmasının uygun olmadığına dair rapora rağmen, infazını erteleme yoluna gidilmiyor. Üstelik ifade edilen, cezanın haksızlığı, bir vekilin içerde kalmaması durumu da değil, ağır sağlık sorunlarından dolayı cezanın ertelenmesi talebi...

Faşizmin korku ve nefreti o denli büyük ki, ağır hastalığına rağmen Aysel Tuğluk’un infazını erteleme yoluna gitmiyor.

Türkiye demokratik siyaseti son 6-7 yılda büyük darbeler aldı. En vahşi uygulamalar rutin haline getirilerek, normalleştirildi; demokratik siyasetin temsilcileri, parlamenterler, aydınlar zindana atılırken, AKP-MHP ittifakı mafya lideri Alaatin Çakıcı'ya vefa borcunu ödemek için yasa çıkardı.

Aysel Tuğluk bu ülkenin demokratikleşmesi için büyük bedeller vererek siyaset yürütmüş, parlamentoda yer almış bir kadın.

Şu an parlamentoda yer alan her insan gibi hakları var. Hukuksuz tutuklanması bu haklarını yok sayamaz. Mahkemeler iktidar direktifiyle böyle bir karar alabilir, ama o halkın temsilcisidir.

Aysel Tuğluk’a karşı içine girilen tutum, faşizmin kadın, Kürt, Alevi, sol- sosyalist insanlara yaklaşımın en  somut ifadesidir.

Ağır hastalığı olan Aysel Tuğluk’un dışarıya çıkmasını sağlamak, demokratik mücadelenin gereğinden öte bir vefa ve vicdan borcudur.

Aysel yaşanan tüm bu vahşeti unutabilir ama Türkiye halkları bunu unutamaz, unutmamalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.