Xançepekli Ermeniler yıllar sonra buluştu

Dosya Haberleri —

16 Mayıs 2022 Pazartesi - 21:30

Xançepekli Ermeniler

Xançepekli Ermeniler

Amed'deki Ermeni Surp Giragos Kilisesi 7 yıl aradan sonra tekrar açılırken Amedli Ermenileri bir araya getirdi…

  • "Müslüman çocukların önlerini keserek iki parmakları ile haç işareti yaparak buna tükürmelerini istediklerini belirten 61 yaşındaki Zivar Demirci: "Süleyman Nazif okulunda okudum. Okula giderken çocuklar Hıristiyan çocuklara böyle davranıyordu. Bunları halen unutamıyorum."
  • Küçükken "Gavur Mahallesi" de denilen Xançepek'te oturduklarını söyleyen 66 yaşındaki Himayek Bostancıyan: "Sadece abimin mezarı var burada. Ama bana sorarsan, buranın kara taşına bile aşığım. Amsterdam'da yaşıyorum. Ama bana orayı bile tapulasalar, buranın kara taşına değişmem."

YILMAZ KAYA

Amed'in Sur içindeki Ermeni Surp Giragos Kilisesi'nin 7 yıl aradan sonra açılışı, doğup büyüdükleri memleketlerinden kopartılarak dünyanın dört bir yanına savrulan Ermenileri buluşturdu. Bu buluşmada, sevinç ve mutluluğun yanı sıra acı, hüzün ve hatıralar vardı. 2015 yılındaki Sur çatışmalarından sonra Ermenilerin Ortadoğu'daki en büyük kilisesi konumunda bulunan Surp Giragos Ermeni Kilisesi tahrip olmuş, kullanılamaz hale gelmişti. Kilisenin ibadet merkezi balyozlarla parçalanmış, kutsal emanetleri talan edilmiş ve kilise duvarlarına özel harekat timleri tarafından Ermenilere yönelik hakaret içeren yazılar yazılmıştı. 

Yıllar sonra Amed'deler

7 yıl boyunca kapalı kalan Kilise görkemli bir açılışla dünyanın dört bir yanına savrulan Ermenileri buluşturdu. Çocukluğu, gençliği Amed'de geçen Ermeniler, yıllar sonra doğup büyüdükleri memleketlerinde bir araya geldiler. Kimisi 50 yıl sonra, kimisi 25 yıl sonra ilk kez memleketlerine geliyordu. Ancak, doğup büyüdükleri evleri yerle yeksan edilmiş, dar küçeleri ise hafızalardan silinmişti. Kilisenin açılışı ve Ermenilerin buluşması bir taraftan sevinç ve mutluluk getirirken, diğer yandan ise hüzün, acı ve hatıraları tazeledi. Yarım asır önce memleketlerinden koparak dört bir yana savrulan, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Amedli Ermeniler, yaşadıklarını gazetemize anlattı.

Hatıralarımız yok edilmiş

Bir zamanlar 5 Ermeni kilisesinin bulunduğu Lice'nin Sarnis köyünde doğan, ancak Amed'de büyüyen 63 yaşındaki Siranis Palancıyen, dedelerinin 1915 Soykırımı'nı yaşadığını, katliamdan sonraki üçüncü kuşak olduklarını söyledi. 4 yaşında iken tamamı Ermeni olan Sarnis köyünden Amed'e gelerek Sur ilçesine yerleştiklerini ve 1980 yılında ailece Hollanda'ya gittiklerini kaydeden Palancıyan, yıllar sonra Amed'e geldiğini belirterek duygularını şöyle ifade etti: "Geride bıraktığımız bu toprakları tekrar görmek bize biraz acı veriyor. Umduğumuz şeyleri bulamıyoruz. Eski hatıralar yok edilmiş. Çok üzüldüm. Eski evler, hatıralarım gitmiş, hiçbir şey kalmamış. Tanrıya şükür olsun yine geldik ayine katıldık. Çocukken mutluyduk ama Hristiyan olduğumuz için her zaman baskı görüyorduk. Ortaokula kadar burada okudum. Süleyman Nazif okulunda, sonra İsmet Paşa okulunda okudum."

Her birimiz bir tarafa dağılmışız

Hollanda'da rahat bir yaşam sürdüklerini, kimsenin dinine, diline karışmadığını ve rahat olduklarını belirten Palancıyan, "42 yıl ordayız. Ama insan kendi büyüdüğü topraklara özlem duyuyor. Bunu kelimelerle anlatamazsınız. Kilisenin açılışı için geldik. Bu kadar kalabalık olması beni mutlu etti, güzel bir şeydi" dedi. 

Sur'da şu an yerle bir edilen Savaş mahallesi Şeftali sokakta oturduklarını, ardından Xançepek'e taşındıklarını kaydeden Palancıyan, "Babam inşaatçıydı, eşimim babası ise semerciydi. Sonra Ermenilerin hepsi bir tarafa dağıldı. Bu büyük bir acıdır. İnsan istiyor ki kendi milleti ve toplumuyla büyüsün. Ama her birimiz bir tarafa dağılmışız, bu insana acı veriyor" dedi.

Zivar Demirci

'Haç işaretine tükürmemizi isterlerdi'

Şimdi tamamen yok edilmiş Xançepek'te oturduklarını, okula giderken sık sık Müslüman çocukların önlerini keserek iki parmakları ile haç işareti yaparak buna tükürmelerini istediklerini belirten 61 yaşındaki Zivar Demirci ise çocukluğunda yaşadığı bu olaylar için şunları söyledi: "Süleyman Nazif okulunda okudum. Okula giderken çocuklar biz Hıristiyan çocuklara böyle davranıyordu. Okul dönüşü gelir anneme anlatırdım. Annem sabahı okula gidip şikayet ederdi. Okuldaki öğretmenler ya da müdür, 'tamam, bir daha olmayacak' derdi. Ama ikinci gün aynı şeyleri yine yaşardım. Bunları halen bile unutamıyorum."

Bizden Ermenice öğrenmişlerdi

"Babam Buğday Pazar’ında terziydi. Dayım ise Demirciler Çarşısında terziydi. Babam terzi Ohannes. Herkes onu tanırdı" diyen Demirci, "1980’de Hollanda'ya gittik. 2011'de ilk kez Surp Giragos'un açılışında Diyarbakır'a geldik. O gün olduğu gibi, şu anda da çok güzel şeyler hissediyorum. Çocukluk anılarım tazelendi. Okuluma gittim gördüm. Kaymakamlık binası olmuş. Buranın insanları çok güzel. Eskisi gibi değil. Eski komşuluklarda Hıristiyanların bayramlarında yemek, çörek, ayran aşı tepsiyle götürürdük Müslüman komşularımıza. Onlar da kendi bayramlarında bize aynı şekilde getirirlerdi. İnanmazsınız ama Müslüman komşularımız bizden Ermenice öğrenmişlerdi. Gezmek için Diyarbakır'a her zaman gelmeyi düşünüyorum" dedi.