Yurtta sansür cihanda sansür

Kültür/Sanat Haberleri —

17 Ocak 2021 Pazar - 22:30

  • Kitapları toplatan, filmleri, konserleri yasaklayan, sanatçıları cezaevine koyan Türk hükümeti bu kez Oslo’da açılan bir sergi için sansür istedi. 

Türk devletinin sanat alanındaki sansür diplomasisinin hedefleri TV kanallarından orkestralara, film festivallerinden sanat fuarlarına, kıyıda köşede kalmış sergilere kadar geniş bir skalaya yayılıyor.

Oslo’da yaşayan Kürt sanatçı Gelawêj Welidxanî’nin “Rojava: Kadın Devrimi” isimli sergisinden rahatsız olan Türk Dışişleri Bakanlığı, Norveç hükümetinden serginin engellenmesini istedi.

Gelawêj Welidxanî tarafından hazırlanan “Rojava: Kadın Devrimi” adlı tablo başkent Oslo’da kamuoyuna açık alanda geçen Kasım ayından beri sergileniyor. 

Oslo Belediyesi'nin desteklediği sergiden rahatsız olan Türk Dışişleri Bakanlığı, “Bu PKK propagandası. Derhal son verilmelidir. Terörizme müsamaha edenlere, bu illetin bir gün kendilerini de vurabileceğini hatırlatırız” diyerek tepki gösterdi. 

 

İzleyin ve öğrenin

Oslo Şehir Konseyi Kültür ve Eğitim Komitesi Başkanı Eivor Evenrud ise sosyal medya hesabı üzerinden Türk hükümetine yanıt verdi. “Hello Türkiye!” diyen Evenrud, “Norveç'te ifade özgürlüğüne ve demokrasiye inanıyoruz. Politikacılar bir resmi değiştiremez veya kaldıramaz. İzleyin ve öğrenin. Kültür İşleri Daimi Komisyonundan selamlar, Oslo, Norveç” ifadelerini kullandı.

 

Sanat özgür olmalıdır

Norveç Görsel Sanatçılar Derneği, Genç Sanatçılar Derneği ve Ressamlar Derneği yaptıkları ortak açıklamada şunları belirtti: “Belediye meclisinin aldığı tavır, sanatsal ifade özgürlüğünün korunması ve eserin sergilenmesi konusunda çok önemli. Bütün sanat eserlerinin özgür olmaları gerekiyor ve bu iyi işleyen bir demokrasinin olmazsa olmazıdır.”

 

Öcalan’dan ilham alıyorum

Gelawêj Waledxanî, Oslo’da yaşayan Kürt sanatçı. Güney Kürdistan’ın Xaneqîn kasabasında doğdu. Güzel Sanatlar Akademisinde öğrenim gören sanatçının 'Rojava: Kadın Devrimi' adlı sergisi 7 Kasım 2020’de Oslo’da açıldı. Waledxanî, “Devrimi pratikleştiren, ideolog ve yazar Abdullah Öcalan”dan ilham aldığını vurguluyor. Eserlerinde savaşan Kürt kadının rolünü yeniden tanımlamaya çalışıyor. OSLO

 

 

Sansür diplomasisi

 

1- 2013 yılında Madrid’te düzenlenen ve Türkiye’nin konuk ülke olduğu çağdaş sanat fuarı ARCOmadrid kapsamındaki Here Together Now başlıklı sergide İz Öztat’ın işine elçilik vasıtasıyla müdahale edilir, sadece Ermeni soykırımı ifadesi değil, 1915 tarihi de sergi kitapçığından çıkartılır.

 

2- Benzer müdahale çabalarını elçiliklerin yüzüne gözüne bulaştırdığı örneklerden biri de 2016’da İsveç’te yaşandı. TV4 adlı televizyon kanalı Süryani Soykırımı ile ilgili Seyfo 1915 – Süryani Soykırımı adlı belgeseli yayın programına koyunca, Türkiye’nin Stockholm Elçiliği filmin yayından kaldırılmasını talep etti. TV4 yetkililerinin tepkisi, gelen maili olduğu gibi web sitelerine koyarak bu talebe sert tepki göstermek ve elbette planlandığı üzere filmi yayınlamak oldu.

 

3- 2010’da Londra’daki ünlü Tate Gallery, Arshile Gorky’nin eserlerinden oluşan bir retrospektif sergi açar. Türk hükümeti, diaspora Türkleri ile elele vererek sergiyle ilgili metinlerden soykırım sözcüğünün çıkartılması için galeriye yoğun baskı uygular ve sonunda Tate bu baskıya boyun eğer. 1904 Van doğumlu Gorky’nin ailesini soykırımda kaybettiğini, sonradan ABD’ye yerleşerek ülkenin en önemli ressamları arasına girdiğini ve eserlerinin hemen hepsinde soykırım temasını işlediğini hatırlatalım.

 

4- Bundan 11 yıl önce Eileen Khatchadourian adlı Lübnanlı bir rock şarkıcısı Uyan Çocuğum (Zartir Vortyag) adlı bir parça yaptığında, şarkıda Türkiye ya da Osmanlı’nın adı bile geçmediği halde, video klibinin 2010 Nisan’ında planlanan TV’deki yayını Türkiye’nin müdahalesiyle engellenir. Yasak kararını, Türkiye ile iyi ilişkilerini zedelemek istemeyen Lübnan hükümetinin “Türk elçisinin ricası üzerine” aldığı anlaşılır

5- Ermeni Soykırımın 101. yıldönümü için Dresden Senfoni Orkestrası’nın hazırladığı anma konserini hedefine koyan Türkiye, bu sefer AB’deki delegasyonu aracılığıyla konsere verilen 200 bin euro’luk desteğin geri çekilmesi için bastırır. Başarılı olamasa da etkinliğe dair tanıtım metninin desteği veren AB kurumunun web sitesinden çıkarılmasını sağlar.

 

6- 2008’de Hüseyin Karabey’in Gitmek adlı filmi İsviçre’de bir festivalden, 2010’da ise Kazım Öz’ün Fotoğraf’ı Polonya’daki festival programından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın etkinliklere verdiği desteği geri çekme tehdidi üzerine çıkarılır.

 

7- 2017 Mayıs’ında Slovenya’nın Maribor kentinde açılan sergide, Reqa’da DAİŞ’e karşı savaşan YPG savaşçıların fotoğraflarına yer verdiği için Türkiye elçiliğinin müdahalesi sonucu kapatılır.

 

8- 2018 yılında da Almanya’daki bir sergide sanatçı Ali Zülfikar’ın Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirel bir şekilde tasvir ettiği resim için Türkiye sansür talep etti. Linz Belediyesi önce bu talebi olumlu karşılar. Ancak sanatçının protestosu üzerine resme dönük sansür kaldırılır.

 

 

‘Sansür, parası devlet tarafından ödenen reklamdır’

 

Yıl 1988. ABD’nin köklü TV kanallarından PBS, bazı yerel kanalların da ortaklığı ile Bir Ermeni Yolculuğu (An Armenian Journey) adlı belgeselin yapımını üstlenir. Filmde yönetmen Ted Bogosian, 10 yaşındayken soykırımdan kurtulmuş ve bir daha o topraklara dönmemiş yaşlı bir Ermeni kadının, 70 yıl sonra kızıyla birlikte Kürdistan’a yaptığı yolculuğa eşlik eder kamerasıyla. Filmin kahramanı, çocukluk anılarını ve soykırıma dair tanıklığını anlatır film boyunca.

Soykırım kurbanlarını anma etkinlikleri çerçevesinde belgeselin yayın tarihi duyurulduğunda, Türk devletinin ABD’de kiraladığı birtakım aracılar, Hill & Knowlton adlı ünlü halkla ilişkiler şirketi de dahil, yayını engellemek için yoğun bir taarruza geçerler. Ancak kanal, bütün engelleme çabalarına rağmen geri adım atmaz ve film 24 Nisan’a yakın bir tarihte yayınlanır. Sonradan, bu aracılardan biri olan Joseph Califano Jr.’ın yaptığı lobi işi karşılığında Türkiye’den tam 122,334.37 dolar ücret aldığı ortaya çıkar. Federico Fellini bir keresinde “Sansür, parası devlet tarafından ödenen reklamdır” demişti.  Wikipedia’yı, Twitter’ı, Youtube’u ve bilumum paylaşım platformunu terbiye etmeye çalışan Türk devleti dışarıda da sansür çabasından vazgeçmiyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.