Yüzyılın projesi

20 Mayıs 2022 Cuma - 20:45

Debbie Bookchin

Debbie Bookchin

  • Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın dünya barışı için mücadele ettiğini ifade eden gazeteci-yazar ve  Rojava Acil Durum Komitesi sekreteri Debbie Bookchin, Öcalan’ın paradigmasının, “İnsanların lokal yönetimlerde bir araya gelerek kendi kendilerini yönetmelerinin geleceklerini belirlemelerinin tek yoludur.  Dünyanı buna ihtiyacı var” dedi.

EREM KANSOY / LONDRA

İmralı Adası’nda rehin tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 2015 yılından bu yana ağır tecrit ve izolasyon koşullarında tutuluyor. Ne avukatları ne de ailesiyle görüştürülmeyen, dünya ile bağı koparılan Öcalan’ın sesi Kürt halkına ulaşmasın isteniyor. Öte yandan PKK’ye yönelik imha saldırıları yapıyor, yöneticilerinin başına ödül konuluyor. Tüm bu saldırılara karşı mücadele eden özgürlük gerillası ve Kürt halkı PKK’nin “terör listesi’nden çıkarılması, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kırılması için mücadele ediyor. 

Konuya ilişkin gazeteci, yazar, ABD'deki Rojava Acil Durum Komitesi sekreteri ve siyaset felsefecisi Murray Bookchin’in kızı Debbie Bookchin gazetemize konuştu. 

Tecrit insanlık dışıdır 

Öcalan’a uygulanan tecridi, “İnsanlık dışıdır” diye tanımlayan Bookchin, temel insan haklarının hiçe sayıldığı bu durumun kabul edilmemesi gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler ve diğer tüm uluslararası hukukta izolasyonun “işkence yöntemi” olarak yorumlandığını dile getiren Bookchin, “Türk devletini derhal Sayın Öcalan’ın avukatları ve ailesi ile görüşmesinin önünü açmalıdır. Gerekli ise sağlık hizmeti alması sağlanmalıdır. Fakat Türk devletinin izolasyona dayalı tutumu ne kadar akıl alır gibi olmasa da aslında çok da sürpriz değildir. Bunu aslında açıklamanın en kısa yolu Erdoğan yönetiminde Türk devletinin, Kürt halkına yönelik uyguladığı devlet terörüdür” dedi. 

Öcalan derhal serbest bırakılmalı

Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması ve PKK’nin “yasaklı örgütler” listelerinden çıkartılmasının önemine değinen Bookchin, “Türkiye ‘terörist’ tanımını Kürtlere karşı her yerde PKK adı altında olumsuz bir şekilde kullanıyor. Bu karşı kullanma aslında, kaçırma, alı koyma, işkence, katletme, Kürt köylerini ve mülteci kamplarını bombalamaları da Kürtlere karşı yapılıyor. Bu kesinlikle devlet tarafından desteklenen sistematik ve vahşi bir saldırıdır” diye belirtti. İnsan haklarını savunduklarını söyleyen batılı Hipokratların bu vahşete sessiz kaldığını dile getiren Bookchin şöyle devam etti: “Sayın Öcalan şu anda 24 yıldır izolasyon altında. Tamamıyla insanlık dışı koşullarda esir olarak tutuluyor. Öcalan’ın özgürlüğü Ortadoğu’nun geleceği için çok önemlidir. Çünkü Öcalan, Kürt halkının inanç ve ruhunun sesidir. Bir barış sürecinin de kilit ismidir. Amerika, Avrupa Birliği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aslında Türkiye’ye baskı uygulayabileceği hem ekonomik hem de siyasi çok yöntem var. Bu baskının Türkiye üzerinde, Kürt halkı ve Kürt halkını temsil edenlerle barış görüşmeleri yapılması adına uygulanması kaçınılmazdır. Öncelikle yapılacak en önemli şeylerden birisi kesinlikle PKK’nin listelerden çıkartılmasıdır. PKK’nin listelerde tutulmasıyla Türk devleti, Kürt halkına yönelik saldırı ve soykırımların önünü açmaktadır. Türk devleti, kendi popülasyonu olan Kürtlere ve Rojava ile Başûr’daki insanlara da bu bahaneyle saldırıyor.”

“Gerçekten bir barış isteniyorsa kesinlikle en büyük ve kritik adım Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanmasıdır” diyen Bookchin, “Öcalan’ın Nelson Mandella’nın durumda olduğu gibi barış görüşmelerini başlatabilmesi adına kesinlikle derhal serbest bırakılmalıdır” diye vurguladı. 

DAİŞ ile mücadelede Kürtlerin rolü 

Devletlerin, Kürt halkının yaşadıklarına karşı adeta hissiz ve tepkisiz yaklaştığını ve bu durumun korkunç olduğunu belirten Bookchin, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Kürt halkının DAİŞ’i yok etmesini bile yeterince memnuniyetle karşılamayacak kadar Kürt halkını görmezden gelmeleri çok rahatsız edici. Bir durun ve düşünün; DAİŞ daha birkaç yıl öncesine kadar Britanya büyüklüğünde toprağa sahip olmuştu. Şu anda Kürtler sayesinde DAİŞ ortadan kaldırılmıştır. Bu mücadele 13 bin Kürt insanının hayatına mal olmuştur. Kürt halkı sayesinde DAİŞ’ten kurtulduk. Kürt halkının bizler için yaptıkları görülseydi, Kürt halkına Nobel Barış Ödülü verilirdi. Amerikan ordusu da DAİŞ’e karşı mücadelede Kürt halkının öneminin farkındaydı. Bu bağlamda kendi devletlerimize bir kez daha şunu hatırlatmalıyız; eğer gerçekten bölgede huzur ve barış isteniyorsa öncelikle PKK listelerden çıkartılmalıdır. Böylelikle Türkiye’nin Kürt halkına saldırması için tüm bahaneler ortadan kaldırılacaktır. Yine Türkiye’nin barış görüşmelerine başlaması için baskı artırılmalıdır.”

PKK listeden çıkarılsın 

PKK’nin 2015’de barış isteyen ve görüşmeleri başlatan taraf olduğunu anımsatan Bookchin, şu ifadeleri kullandı: “Bu adımı Türkiye kırmıştı. Hem Türk devleti hem de cihatçıları kullanarak barış görüşmelerini sonlandırdılar. Sesimizi PKK’nin listelerden çıkartılması için ve barış görüşmelerinin başlaması için yükseltmeliyiz. Türkiye’ye askeri destek durdurulmalıdır. Suriye’nin ve bölgenin geleceği Rojava’nın da masada olmasından geçmektedir. Uzun vadede ise, kendi devletlerimizi utandırmak adına, Kürt halkına yönelik uluslararası dayanışmanın yükseltilmesi gerekmektedir. Çünkü Kürt halkının doğal dostu olan uluslararası sol demokratik görüş, dünyanın her yerinde çok ciddi bir baskı altındadır. Dünyada sol artık çok lokal ve bireysel meselelerde kısıtlı, sıkışıp kalmış durumda. Dünyada solun kapitalist moderniteye karşı birlik olması şarttır. Öcalan tam da bize bunu anlatmaya çalışıyor. Dünyada yükselen ırkçılık, ekolojik problemler, hiyerarşinin kapitalizm ile yükselmesinin önüne geçmeliyiz. Demokratik ve özgür yaşam paradigmasına artık geçmeliyiz. Özgür ve demokratik bir yaşamı inşa edebileceğimiz fikirleri Öcalan bize sunmaktadır. Devletçi zihniyetten sıyrılıp demokratik konfederalizmi benimsememiz gerekiyor.”

Öcalan, dünya barışı için mücadele ediyor 

Öcalan’ın dünya barışı için mücadele eden isim olduğunu vurgulayan Bookchin, “Tüm insanlar adına demokratik bir yaşamın kurulması için bize tüm fikirleri çok iyi şekilde aktarmıştır. Öyle bir devirde yaşıyoruz ki; burjuva korkunç bir şekilde demokrasiyi temsil ediyor. Sayın Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm Paradigması bizim için eşit, demokratik, ekolojik, feminist, adaletli ve özgürlükçü bir yaşamı inşa etmek için önemli bir yol haritasıdır. Bakur ve Rojava’da uygulanan model, bizlere, kadın özgürlükçü yaşamın, inançlara eşit yaklaşımın ve ekolojik yaşamın pratikte gerçekleştirilebileceğinin somut örneğidir. İnsanların lokal yönetimlerde bir araya gelerek kendi kendilerini yönetmelerinin geleceklerini belirlemelerinin tek yoludur. Aslında bu modele şu anda tüm dünyanın çok ihtiyacı var” diye belirtti.

‘Demokratik Konfederalizmi inşa edeceğiz’

Kürt halkı ile dayanışmayı yükseltmeye devam edeceklerini belirten Bookchin, “Kürt halkının destekçilerine de Kürt halkının ve Öcalan’ın fikirlerini çok iyi anlatabilmeliyiz. Kürt halkı olarak sizler daha önce hiç yapılmamış bir şeyi büyük bir başarıyla yapıyorsunuz. Devletsiz bir yönetimin olabileceğinin yolunu çiziyorsunuz. Böylelikle devletlerden gelen baskıları ve zulmün de önüne geçmeye alternatif oluyorsunuz. Bu yaptığınız 21. yüzyılın en büyük ve en önemli projesidir. Bu projeyi aslında DAİŞ’e karşı tüm dünya için tek başınıza savaşırken gerçekleştirmiş olmanız da çok büyük bir başarıdır. Kürt halkı kendi kendiyle derinden bir gurur duymalıdır. Bizler Kürt halkını örnek alıp Demokratik Konfederalist modelin kendi ülkelerimizde de inşasına katkıda bulunmamız gerekiyor” dedi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.