'Cehennemden bir kare'

Dosya Haberleri —

23 Mart 2023 Perşembe - 20:00

6 Şubat depremi/foto:AFP

6 Şubat depremi/foto:AFP

Deprem Günlükleri (2)

  • Saatler, günler geçti, ne gelen var ne giden. Selahattin o kadar çok çığlık duydu ki derin bir çaresizlik çöktü üzerine. Dakikalar, saatler, günler derken sesler git gide azaldı, sonra sonsuzlukta kayboldu. Yardım sesleri kulaklarında çınlayıp duruyordu. Her enkazdan ses geliyordu, "Sesimizi duyan yok mu?" Sesleri duyan çoktu ama devlet yoktu!
  • Naciye Öz'ün yakınlarının sesi 4 gün boyunca enkazdan duyuldu. Ama 4 gün geçmesine rağmen kimse gelmedi.  Naciye anne, 8 yakınını çığlıklarını duya duya kaybetti. O günden beri Naciye annenin içi çığlık dolu. 'Cennetten bir kare' notuyla satışa çıkarılan 250 daireli Rönesans Rezidans... Şu an yerle bir. Orası artık 'cehennemden bir kare.'

GÜLCAN DERELİ

Depremin ilk üç günü... Saatler, dakikalar hatta saniyeler çok önemli. Gecenin ve gündüzün sessizliğini enkaz altında kalanların yardım çığlıkları bozdu. Depremden kurtulabilenler, akrabalarını, yakınlarını, tanıdıklarını merak etti, telaş içinde. Ancak yıkım çok büyük olduğu için insanlar hangi enkaza koşacağını şaşırdı; ayrıca ellerinde beton parçalarını kaldıracakları araçlar yoktu. Her bir beton parçasını elleriyle kaldırmaya çalıştılar. Maraş Pazarcık'a 228 kilometre mesafede olan Hatay Samandağ'da Selahattin Kubbe ve eşi Emire Kube, Cumhuriyet Mahallesi'ndeki evlerinde depreme yakalandı. Deprem olduğunda eşi Emire ile birlikte evlerinin damına çıktı. Sarsıntı durmak bilmedi, uzadıkça uzadı. Sarsıntı durunca, aşağı indi, çocuklarına seslendi. Çocukları da ancak sarsıntının durmasıyla dışarı çıktı. Depremin gürültüsü ile yıkılan binaların gürültüsü birbirine karıştı, kulakları sağır eden cinstendi. Bir yandan da çocukların sesleri yankılandı. Selahattin, "Çok şiddetliydi, gerçekten dev bir bombanın patlaması gibiydi" dedi. Hep beraber sokaktaki bir seraya sığındılar.

Enkazdan çığlıklar

Selahattin, şaşkın ne yapacağını bilmez halde serada düşündü. Ne yapmalıydı? Ama aklı amca çocuklarının evinin sağlam olmamasından dolayı onlarda, endişeye kapıldı. Bir yandan dolu, bir yandan yağmur Selahattin'in dışarı çıkmasını engelledi, gece zifiri karanlıktı. Nereye nasıl gidecekti? Öylece bir saat kadar kalakaldı. Selahattin daha fazla dayanamadı, çocuklarını ve mahallenin gençlerini yanına aldı. Selahattin ve ailesi inşaat işleriyle meşgul olduğu için neyse ki ellerinde bazı malzemeler vardı. Ne varsa aldılar, hatta toprak için kullanılan tırmığı bile ellerine alarak enkazlara koştular. Selahattin ile birlikte yaklaşık 20 genç, kurtarma ekibi gibi enkazlarda çalışmaya başladı. Önce en yakınında olan eniştesinin evinin karşısındaki çöken binaya gittiler. Enkazdan "bizi kurtarın" sesleri geldi. Hızlı bir şekilde insanları kurtarmaya çalıştılar. Ancak profesyonel değillerdi, yine de durmaksızın çalışarak enkazdan birçok insanı çıkardılar. Sonra amca çocuklarının evine koştu. Bina yerle bir olmuştu. Selahattin ve gençler enkaz altındakilere seslendi. Sesler gelince de hemen işe koyuldular. Amcasının kızı göçükten seslendi. Hemen burada da kurtarma çalışması başlattılar. Yağmur çok şiddetli o anda. Herkes sırılsıklamdı. Ama pes etmediler; canla başla çalıştılar. Bu enkazdan amcasının kızıyla beraber 3 kişiyi daha sağ salim çıkardılar. Selahattin ve yanındaki gençler enkaz enkaz dolaşmaya başladı. Ancak o kadar çok bina yıkılmıştı ki hem zaman dar hem de enkazlara yetişmek zordu. Hangisine gitse acaba?

Selahattin doğma büyüme Samandağlı. Tanıdıkları, arkadaşları çok. Arkadaşlarının yaşadığı evler birer moloz yığını. Saatler geçti, günler geçti, ne gelen vardı ne de giden. Selahattin o kadar çok çığlık duydu ki derin bir çaresizlik çöktü üzerine. Üç gün geçti gelen giden yoktu. Üstelik hava çok soğuktu. Dakikalar, saatler, günler derken sesler git gide azaldı. Yardım sesleri kulaklarında çınlayıp duruyordu.

Selahattin Kubbe

Zaman daralıyor

Antakya Defne, Armutlu, Kırıkhan, Hassa, Harbiye, Arsuz, İskenderun, Karağaç da Samadağ ile aynı durumda. Hatay'da her yer moloz yığını. Her enkazdan ses geliyordu, "Sesimizi duyan yok mu?" Vardı ama ellerinden bir şey gelmiyordu. Nasıl kaldıracaklardı bu molozları? Sesleri duyan çoktu ama devlet yoktu! En çok sesleri duydukları halde bir şey yapamamak yaralıyordu. Gözlerinin önünde insanların donarak can çekişlerini izlemek depremden bile daha ağırdı. Zaman akıyor ve enkaz altındakiler için vakit daralıyordu.

4 gün oldu gelen yok

Aynı anda Elbistan da zifiri karanlık, hava gece eksi 20 dereceyi buldu; elektrik yok, su yok, yiyecek yok. Elbistan'ın nüfusu yaklaşık 142 bin. Ancak yokluk çoğu insanın yakın köylere ve başka şehirlerde bulunan yakınlarının yanına gitmek zorunda bıraktı. Enkazda yakınları olan kaldı, bir umut belki gelip çıkaran olur diye. Diğer insanlar ise beton yığınına dönen mahallelerini terk etti. Elbistan'ı terk etmeyenlerden biri de Naciye Öz. Elbistan'ın Cumhuriyet Mahallesi'nde oturan Naciye Öz'ün yakınlarının sesi 4 gün boyunca enkazdan duyuldu. Ama 4 gün geçmesine rağmen kimse gelmedi. Yakınlarının sesini duyan insanların gözleri yaşlı. Onlar enkazda can verirken, yakınları da dışarıda bir parçalarını yitiriyordu. 5. gün kurtarma ekipleri geldi ama artık enkazlardan gelen sesler kesildi. Naciye anne, 8 yakınını çığlıklarını duya duya kaybetti. O günden beri Naciye annenin içi çığlık dolu.

Naciye anne birçok insan gibi Elbistan Cemevi'ne sığındı. Cemevi depremzedelerin sığınağı haline döndü. Güvenli geldi herkese. Yüzlerce kişinin ayakta kaldığı cemevinde günlerce geceyi sabah etti ama artçılar durmak bilmedi. Cemevindeki röportajlarım sırasında 4.2 şiddetinde artçı ile birlikte büyük bir gürültü oldu. 4.2 yazınca küçük bir rakam gibi ama hissedilen çok daha büyük. Sarsıntıdan çok yerin altından gelen o gürültü korkuttu, ne olduğunu anlamadan koşmaya başladık, ama ben yanlış yöne koştum, farkında değilim arkadaşımın beni kavramasıyla kendime geldim. Sonra cemevindeki herkes dışarıya çıktı. Sonra tabi bana takılıp güldüler, gülmeleri çok iyi geldi.