4 bin 700 yıl sonra Gılgamesh’i yeniden keşif

Dosya Haberleri —

9 Haziran 2022 Perşembe - 20:00

Gılgamesh

Gılgamesh

  • Yaklaşık 4 bin 700 yıl önce yazılan ve bir Sümer Destanı olan Gılgamesh Destanı’nın içeriği ile günümüz sorunlarına uyarlanmasını oyunun yazarı Mesut Alp ile konuştuk. Alp: "Gılgamesh’i salt bize öğretilen bir karakter olarak değil, keşfedilmesi gereken bir karakter olarak gördüğüm için de oyunu yazmam istenmiş olabilir."
  • "Binlerce yıl boyunca biz sürekli erkeğin yazdığı tarih üzerinden bir doğa, dünya ve toplum anlayışına sahip olduk. Erkeğin gözüyle anlatılmış bir dünyayı dinledik. Bir kadının gözüyle anlatılmış bir dünyaya hakim değiliz. Erkeğin yarattığı tarih, dünya ve tabiat algısını değiştirmek istedik."
  • "Enkidu sıtmaya yakalanıp ölür. Burada Gılgamesh yeni bir sayfa, yeni bir ufuk açıyor bize. Enkidu öldükten sonra Gılgamesh ölmek istemiyor. Ölümün insanlık tarihi boyunca bizler için bir problematik olduğunu biliyoruz. İlk tarihten beri insan ölmek istemiyor, ölüme direniyor."

BARIŞ BALSEÇER

Senaristliğini arkeolog Mesut Alp ve Mesut Arslan'ın yönetmenliğini Mesut Arslan’ın yaptığı Gılgamesh oyunu Mart ayında Bruksel KVS Flaman Kraliyet Tiyatrosu’nda sahnelendi. Yaklaşık 4 bin 700 yıl önce yazılan bir Sümer Destanı olan Gılgamesh Destanı’nın iktidar, din, insanın doğadan kopuşu, doğa üzerinde hakimiyet kurması, resmi tarihin yazılımı, erk, iktidar, kadın sorunu gibi günümüzün can yakıcı sorunlarının tümünün başlangıcı olduğunu ifade eden oyunun yazarı Mesut Alp ile Gılgamesh Destanı’nın içeriğini ve günümüz sorunlarına uyarlanması konuştuk. 

Neden Gılgamesh ve de Gılgamesh’i tekrardan yazma ihtiyacı nereden doğdu?

Aslında bu, temelde insanlığın geçmişiyle ilgili olan problemin yani bizim uzlaşamadığımız, anlayamadığımız ama deneyimler sonucu bugünü ve yarını var eden geçmişimizle olan sorunsalımızın sonucudur. Biz daha tam çözmeden, anlayamadan sürekli yeni bir oluşumun içerisine giriyoruz. Ben çoğunlukla bunu gerek Kürdistan gerekse Anadolu’daki Nasrettin Hoca’ya benzetiyorum. Kürdistan’da Xoceye Meşxur lakabıyla bilinir ki onun “eşeğe ters binme” metaforu vardır. Bu metaforu insanın zaman ve mekânla olan ilişkisine benzetiyorum. Yani yol aşılması gereken bir zaman dilimi; eşeği yapıp ettiklerimiz olarak zaman; biz ise Xoceye Meşhur yani Nasreddin Hoca’yız. İleri doğru gittikçe, arkamıza bakarak bir ilerleme deneyimi yaşıyoruz. Anı ıskalıyoruz, geleceğe bakmıyoruz. Sürekli geçmiş üzerinden bir yaşam inşa etmeye çalışıyoruz. Bir yerde bunun durması, kırılması ve anlamlandırılması gerekiyor. Yani biz geçmişi çeşitli bazı ideolojiler alanında mı, yoksa ideolojiler dışında bir alanda mı ele alacağız bilmiyorum ama geçmişle sorunumuzu çözmemiz gerekiyor. 

Size göre insanının geçmişle olan problemi neden oluştu?

Bunu tarih yazıcılığına bağlıyorum. Tarihi yazan sürekli olarak sömüren, iktidar sahibi ve savaşı kazanandır. Dolayısıyla ezilenin, sömürülenin tarihi ıskalanıyor. Dünyadaki iktidar sahipleri kendilerini tarihle ifade ederken, dışında kalanlar ise kendisini ifade edemiyor. İki kutuplu bir yaşamdan tek kutuplu bir tarih yazıcılığı sorunsalından “Mutlu veya sağlıklı bir toplum ortaya çıkar mı?” sorusu ortaya çıkıyor. Gılgamesh’i yazmayı kabul etmem biraz da “Egemenin tarih yazıcılığına” bağlı. Egemen tarih yazıcılığını savaş ve zafer üzerinden ele alıyor. Bu savaş ve zaferi elde eden de “erkek.” O zaman sorunumuz hem egemen hem de egemen erkek zihniyetiyledir. 

Bundan dolayı günümüzden yaklaşık 4 bin 700 yıl önce yazılmış olan bir destanın tekrardan yorumlanması, bugüne yansımalarının doğru şekilde anlatılması ve anlaşılması gerekiyordu. Yaklaşık iki yıl önce tiyatro yönetmeni Mesut Aslan bu fikirle bana geldi. Bir oyun yazmak istediğini ve benden bir manifesto yazmamı istedi. Bana, benim Gılgamesh’imin kim olduğunu sordu. Bu soru üzerine ben de manifestomu yazdım. Oyunu yazmaya karar verdik. Aslında danışman olarak sürece dahil olup senaryo yazarı olarak devam ettim. Mesut ile senaryoyu yazdık. Arkeoloji disiplininden geliyor olmam yönetmen tarafından bir tercih meselesiydi. Öte taraftan Gılgamesh’i salt bize öğretilen bir karakter olarak değil, keşfedilmesi gereken bir karakter olarak gördüğüm için de oyunu yazmam istenmiş olabilir diye düşünüyorum.