ABD’nin Küba baskısı ve hesabı

Dosya Haberleri —

Küba /Foto:AFP

Küba /Foto:AFP

Küba üzerinde yaklaşan hesaplaşma: ABD baskısı adayı nasıl yeniden şekillendirebilir?

  • Önümüzdeki haftalarda Kübalıların emin olabileceği tek şey, ülkelerinin daha da kötüleşmesi: daha uzun kesintiler, daha fazla protesto, daha fazla tutuklama, hızlanan göç. Küba hem dışarıdan hem içeriden baskı altında.

*Rut Diamint ve Laura Tedesco/ Çeviri: Yeni Özgür Politika

ABD Başkanı Donald Trump, Ocak ayının başında gazetecilere, ABD özel kuvvetlerinin Venezuelalı güçlü adam Nicolás Maduro’yu yakalamasından bir gün sonra “Küba düşmeye hazır” dedi. Üç hafta sonra Trump, Küba’nın komünist hükümetinin ABD’ye yönelttiği “alışılmadık ve olağanüstü tehdit” gerekçesiyle ulusal acil durum ilan etti; Havana’yı yabancı casus ve “teröristlere” ev sahipliği yapmak dahil bir dizi “yağma”yla suçladı. Trump, bundan böyle adaya petrol sağlayan herhangi bir ülkenin ABD tarifelerine maruz kalabileceğini ilan etti.

Bugün Küba’ya ne Venezuela’dan, ne Meksika’dan, ne Cezayir’den, Angola’dan, Brezilya’dan, Rusya’dan, ne de başka bir yerden petrol ulaşıyor. Özel lisanslara sahip Amerikan şirketleri hâlâ Küba’ya dizel ve diğer petrol ürünlerini gönderebiliyor ve ABD Hazine Bakanlığı yakında Venezuela petrolünün Küba’nın küçük özel sektörüne yeniden satışına izin verecek; ancak bu dar istisnalar adanın enerji ihtiyacını karşılamayacak. Yabancı petrole erişim olmadan Küba ekonomisi artık serbest düşüşte ve Küba’nın devrimci hükümeti çökme riskiyle karşı karşıya.

Mevcut krizden önce bile Küba halkı uzun süredir, yıkıcı ekonomi politikaları ve kötü yönetim ile altmış yıllık ABD ticaret ablukası altında eziliyordu. Son yıllarda adada benzin ve ilaç kıtlığı, rutin elektrik kesintileri, gıda fiyat artışları ve kamu sağlığı sistemini bunaltan sivrisinek kaynaklı hastalık salgınları görüldü. Şimdi ise elektrik yok, benzin istasyonlarındaki kuyruklar saatlerce uzuyor, okullar dersleri askıya alıyor, hastaneler ameliyatları iptal ediyor; çöp kamyonlarının çoğu hizmet dışı olduğu için sokaklarda atıklar birikiyor.

Bütün bu baskılar üst üste binerken Havana’nın manevra alanı dar. Yine de Trump’ın Küba’da Maduro benzeri bir askeri operasyon başlatma olasılığı düşük görünüyor. Venezuela operasyonundan sonra benzer bir operasyona girişmek artık sürpriz olma avantajını taşımayacak; ayrıca Küba’nın güvenlik güçlerinin rejime bağlılığının Venezuela’dakinden daha güçlü olduğu genel kabul görüyor. Ama petrol olmadan Küba’daki koşullar yalnızca daha da kötüleşecek. Bu da Küba liderliğinin yakında Washington’a uyum göstermek zorunda kalabileceği anlamına geliyor. Böylece son yetmiş yılın devrimci dönemi kapanabilir. Bununla birlikte en az olası sonuç, demokratik bir geçiş. Küba’nın yeni dönemi kâğıt üzerinde farklı görünse bile, Kübalıların günlük yaşamlarında karşılaştığı istikrarsızlık ve kısıtlamalar bakımından büyük olasılıkla eskisine benzeyecek.

foto:AFP

Değişim için elverişli zemin

1959 Küba Devrimi’nden bu yana Washington, tek partili komünist devleti zayıflatmaya çalıştı. Ekonomik yaptırımlar, diplomatik izolasyon ve askeri eylemlerle hedef aldı. Ancak bu çabalar büyük ölçüde başarısız oldu. 1961 Domuzlar Körfezi çıkarmasının -1.400 ABD destekli sürgünün komünist rejimi devirmeye çalıştığı girişimin- Havana tarafından püskürtülmesi, Kübalı devrimci Fidel Castro’nun ABD emperyalizmine karşı bir lider olarak uluslararası konumunu güçlendirdi. Ardından Küba, Sovyetler Birliği’ne daha da yaklaştı ve sonraki otuz yıl boyunca kapsamlı siyasi ve ekonomik işbirliğinden faydalandı.

Soğuk Savaş’ın bitmesiyle ABD’nin Küba politikası bir ileri bir geri seyretti. Kimi zaman daha da saldırganlaştı, kimi zaman da angajmanı yokladı. Başkan Bill Clinton, ABD ablukasını güçlendiren ve yaptırımların kaldırılması için katı koşullar koyan Küba Özgürlük ve Demokratik Dayanışma Yasası’nı imzaladı. Buna karşılık Başkan Barack Obama, Küba’yı izole etmeye dayalı uzun süreli ABD politikasının başarısız olduğuna inanıyordu. Ticaret ambargosunu yürürlükte tuttu ama Havana ile diplomatik ilişkileri yeniden kurdu, ekonomik yaptırımları gevşetti ve Küba’nın “teröre destek veren devlet” olarak sınıflandırılmasına son verdi. Trump 2017’de ilk kez Beyaz Saray’a girdiğinde ise Obama’nın normalleşme adımlarının hepsini geri aldı ve Küba’ya yönelik yaptırımları sıkılaştıran 240’tan fazla önlem yürürlüğe koydu.

ABD politikasındaki zikzaklara ve Küba liderliğindeki değişimlere rağmen sıradan Kübalıların yaşamı iyileşmedi. Castro, 2008’de iktidarı resmen kardeşi Raúl’a devretti. Miguel Díaz-Canel 2019’da başkan olduğunda, 60 yıldır Castro soyadını taşımayan ilk liderdi ve devrimden sonra doğan ilk başkandı. Ancak kuşak geçişi gibi görünen şey, aslında Komünist Parti tarafından dikkatle kurgulanmıştı. Díaz-Canel, Raúl Castro’nun desteğinden yararlanmaya devam eden, özenle seçilmiş bir sertlik yanlısıdır. Uzun süredir etkin olan, asker kontrolündeki holdingi ise hâlâ ülke ekonomisini yönetiyor. Díaz-Canel, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki ilk konuşmasında, “Hükümetimizdeki kuşak değişimi devrimin düşmanlarını yanıltmamalı -biz kopuşu değil sürekliliği temsil ediyoruz” dedi.

Son altı yılda yönetimi, küçük ve orta ölçekli özel işletmelerin yasallaştırılması gibi bazı ekonomik reformlar geçirdi ancak anlamlı bir siyasi açılımdan uzak durdu. Buna rağmen Díaz-Canel’in karşı karşıya olduğu iç koşullar giderek daha karmaşık hâle geldi; enflasyon yükseldi, karartmalar daha da yaygınlaştı ve temel mal kıtlığı ağırlaştı. 2021 yazında binlerce Kübalı, özgürlük talebiyle ülkenin onlarca kentinde sokağa çıktı. Díaz-Canel, bu eşzamanlı krizler ve yapısal başarısızlıkları inkâr ederek, geleneksel ideolojik pozisyonları yeniden teyit ederek ve baskıya başvurarak yanıt verdi.

foto:AFP

Geri dönüşsüz nokta mı?

Trump’ın yeniden seçilmesi, bir “bilinmeyen”i devreye soktu -ve Küba elitlerinin iktidarı elde tutmak için kullandığı geleneksel yöntemlerin artık işe yaramayabileceği anlamına geldi. Trump, diktatörlere karşı askeri güç kullanma inancını öne çıkardı. Ayrıca Batı Yarımküre’de hegemonya kurma çabasının parçası olarak Washington’un Küba üzerinde doğrudan etki kurmak istediğini ima etti. İran’da hızla tırmanan çatışma, Trump’ın Küba kararını geciktirebilir; ama bu şart değil. Trump’ı okumak zor; öngörülemezliğiyle meşhur. Küba da değişiklik, ihtiyaç duyduğu bir dış politika başarısı olarak görebilir.

Her halükarda Trump’ın ilk tercihi askeri müdahale olmayacaktır; bunun yerine müzakere ve diplomatik baskıyla Küba’da siyasi değişimi güvenceye almaya çalışacaktır. (Geçen hafta adayı “dostça devralma” fikrini ortaya attı.) Axios’un haberine göre ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Raúl’un torunu 41 yaşındaki Raúl Guillermo Rodriguez Castro ile şimdiden görüşmeler yapıyor. Ancak neredeyse yetmiş yıllık komünist yönetimin ardından, ülkede esaslı değişimi taşıyabilecek bir Küba lideri yok. Hükümet içindekilerin çok büyük kısmı rejime sadık, muhalefet ise bölünmüş ve bir planı yok.

Olası senaryolardan biri, Küba liderliğinin Trump’ın bir tür “anlaşma” yapılması talebini kabul etmesine dayanıyor. Ocak ayında Díaz-Canel, Küba ordusunun savaşmaya hazır olduğunu ima etmişti: “Saldırganlığı önlemenin en iyi yolu, emperyalizmin ülkemize saldırmanın bedelini hesaplamak zorunda kalmasıdır.” Ancak Trump’ın ikinci yönetiminin adaya uyguladığı felç edici abluka altında, artık -dolaylı da olsa- farklı bir yaklaşım gerektiğini kabullendiğine dair işaretler veriyor. “Ülkenin yeniden yakıta kavuşması için tüm çabayı gösteriyoruz” dedi geçen ay. “Bütün bu engelleri aşmak için çok zor, çok yaratıcı ve çok akıllı bir çalışma yapmak zorundayız.”

Mevcut Küba liderliği reforma açıksa, Trump yönetimi de iki taraf için kabul edilebilir şartlarda uzlaşmak üzere onlarla çalışmaya istekli olabilir. Ya da Washington, daha derin ekonomik liberalleşme ve Çin ile Rusya’dan uzaklaşmaya dönük bir yönelim de dahil daha kapsamlı değişiklikler için bastırabilir. Bu koşullarda ülke büyük olasılıkla tek parti yönetiminde kalır ancak tepede bir sarsıntı yaşanır. Díaz-Canel başkanlıktan çekilir; iktidar, Raúl Castro’nun desteğine sahip ama aynı zamanda Trump açısından da kabul edilebilir bir isme devredilir.

Elbette birçok Kübalı, hükümetin ABD taleplerine boyun eğmesini Küba egemenliğinin aşınması, hatta devrim öncesi dönemde adanın bir ABD “müşteri devleti” olma hâline geri dönüş olarak algılayabilir. Ordunun ve toplumun bazı kesimlerinin isyanı da ihtimal dışı değildir.

foto:AFP

En kötüsü hala geliyor

Bununla birlikte Küba’da gerçek bir demokratik geçiş en olasılık dışı senaryodur. Ekonomik liberalleşme büyüme yaratıp yoksulluğu azaltabilir fakat siyasi çoğulculuktan ziyade istikrarı ayrıcalıklı kılar. Öngörülebilir gelecekte Havana’da kim iktidarda olursa olsun, kısa vadeli istikrar ve yönetilebilirlik için eski parti-devlet bürokrasisinin ve silahlı kuvvetlerin geniş kesimlerine uyum göstermek zorunda kalacaktır çünkü işbirlikleri belirleyici olacaktır.

Küba toplumunun geniş kesimleri sosyalizmle kesin bir kopuş talep etse bile, baskın bürokratik, akademik, askerî ve medya elitleri etkilerini korumak isteyecektir. Rejimin siyasi muhaliflerinin çoğu ya yurtdışında ya da hapisteyken, Kübalıların etrafında toplanabileceği belirgin bir lider de yok.

Hesaplaşma nasıl gelişirse gelişsin, Küba’nın geleneksel devrimci modelinin sürmesi beklenmiyor. Rejimin devrimci karakteri sürdürülemez. ABD baskısı Küba’nın dönüşümünü getirecek. Ancak Trump yönetiminin bu dönüşümün acısız olacağına dair besleyebileceği herhangi bir umut yersiz. Küba, devrimci bir devletten, net bir yeni kimliği olmayan devrim-sonrası bir devlete geçiş yapacak.

Önümüzdeki haftalarda Kübalıların emin olabileceği tek şey, ülkelerinin daha da kötüleşmesi: daha uzun kesintiler, daha fazla protesto, daha fazla tutuklama, hızlanan göç. Küba hem dışarıdan hem içeriden baskı altında. Devrim son bölümüne yaklaşmış görünüyor; fakat yıkılışın biçimi -ve sonrasında ne olacağı- hâlâ bilinmiyor.

* RUT DIAMINT, Arjantin Buenos Aires’teki Torcuato Di Tella Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler Profesörü.

* LAURA TEDESCO, ABD Missouri Saint Louis Üniversitesi Madrid Kampüsü'nde Beşeri Bilimler ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı.

‘Foreign Affairs’dan (www.foreignaffairs.com) kısaltılarak alındı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.