Afganistan çok uzak değil

Dosya Haberleri —

21 Ekim 2021 Perşembe - 22:00

Alman fotoğrafçı ve insan hakları aktivisti Alea Horst Afganistan’a gitti

Alman fotoğrafçı ve insan hakları aktivisti Alea Horst Afganistan’a gitti

  • Dağıtımın yapıldığı alan tel örgüler ile çevrilmişti ve çok sayıda kişi yardım paketi alamadı. Çocukların yüzlerinden aç olduklarını görmek mümkündü ama paketlerimiz sınırlı olduğu için maalesef biz onlara yardım edemedik. Bu drama şahitlik etmek çok ama çok zordu. 

 

NİHAL BAYRAM/MAİNZ

Taliban, Kabil’i işgal ettiği 15 Ağustos’tan bu yana kadınlara yönelik pek çok yasak getirdi. Sosyal yaşamdan izole edilen kadın ve genç kızların hak ve özgürlükleri gasp edildi. Eğitim, sağlık, yerel yönetimler, banka gibi kamusal iş yerlerini kadınlara yasaklayan Taliban, erkeksiz sokağa çıkma, araç sürme, müzik aleti çalma, şarkı söyleme, spor yapmayı da yasaklar arasına aldı. 

Alman fotoğrafçı ve insan hakları aktivisti Alea Horst, yaşananları yerinde görmek ve yoksulluğun da kıskacında olan kadınlarla dayanışmak için Afganistan’a gitti. 20 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Afganistan’ın başkenti Kabil ve Taliban’ın kalesi olarak bilinen Kandahar’da kalan Horst ülkedeki duruma ilişkin izlenimleri ve çektiği fotoğrafları gazetemizle paylaştı. Afganistan’da çektiği fotoğrafların yer alacağı bir sergi hazırlığında da olan Horst’un sorularımıza yanıtları şöyle:

Taliban işgali ardından Afganistan’a gittiniz. Sizi böylesi tehlikeli, riskli bir yolculuğa götüren nedir?   

İki yıldır Afganistan’a gitmeye çalışıyordum. Son iki yıl içerisinde Afganistan’daki durum daha da kötüye gitti. Avrupa’nın sınırlarındaki mülteciler için şimdiye kadar birçok yardım çalışmasına katıldım. Mülteci kamplarında insani hizmet sundum ve orada çok sayıda mülteci ile görüştüm. Konuştuğum Afgan mülteciler bana Afganistan’da yaşatılan vahşetten, barbarlıktan bahsettiler.

Almanya’ya gelmeyi başarıp iltica dosyaları bir türlü açılmayan birçok Afgan mülteciyle de görüştüm, onlara da gönüllü yardım ettim. Benimle konuşanların birçoğu ‘Savaş, şiddet, ölüm korkusu olmasaydı Afganistan’da kalırdım’ diyorlardı. Bunun için Afganistan’a gitmeye, orada insanlar yardım etmeye karar verdim. 

Frankfurt’taki küçük ama etkili bir kurum olan ASIYAH insan hakları örgütüyle birlikte Afganistan’a gittim. Uluslararası alanda kampanya yürütmek önemli. Geçmişte bu konuda çok sayıda hata yapıldı. Milyonlarca değerinde yardım ihtiyaç sahiplerine değil başka kanallara aktı. Alman siyaseti, basın yaşananları izlemekle yetindi. Bir an evvel Afganistan halkı için gerekli destek sunulmalı.

ASIYAH ile Afganistan’da yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Hazırladığımız gıda paketlerini ihtiyacı olan insanlara dağıttık. Hastanelerde, okullarda insanlar aylardır maaş alamıyorlar. Maaşların kesilmesi hükümet değişiminden yani Taliban’ın gelmesinden önce başlamıştı. Afganistan’da yoksulluk ve açlık ölçüsüz bir şekilde artıyor. Bunun için ailelere onları yaklaşık 3 ay idare edecek büyük gıda paketleri dağıttık. İhtiyacı olan sağlık personeli, okul personeli ve çeşitli alanlarda çalışan kişilere maddi yardımda bulunduk. Psikiyatri kliniğinde görev yapan bir hemşire ellerinde ne gıda ne de para olduğunu, bu yüzden hastalarına hizmet veremediklerini anlattı. Öyle ki evlerinde olanı getirip hastalara dağıtıyorlarmış. Afganistan’daki ekonomik kalkınmaya da destek verebilmek için gıdayı Kabil’den satın aldık. Dağıtımı yaparken ise ellerinde silahlarıyla Talibanlılar bizi adım adım takip etti. Maalesef ellerimizdeki gıda paketi herkese yetmedi. Ve eli boş kalan yüzlerce mülteci tel örgülerin arkasında bizleri açlık içerisinde izliyordu. Bu çok zor bir duyguydu benim için.

Ziyaretinizle ilgili paylaştığınız bir fotoğrafta üstü açık bir araçta seyir halindeki çocuklar ile hemen yanındaki araçta eli silahlı bir Taliban üyesi görülüyor. Silahın gölgesinde bir mutluluk dikkat çekiyor… Bu fotoğrafın hikayesini sizden dinleyelim.

Bu fotoğrafı bir su çeşmesinin inşası ardından çektim. Bu çeşmeyi Logar’da halka açtık. Çeşmenin açılışında çocuklar su ile neşeli bir şekilde oynadı. ASIYAH orada iki ayrı çeşme inşa etti. Şunu net olarak ifade etmek gerekir; benim çektiğim fotoğrafta insanlar çaresiz ve bir o kadar umutsuz değiller. Ki kriz bölgelerinde insanlar yerlere yatıp, ağlayarak, kendilerini kurtaracak beyaz atlı prensi beklemiyorlar. Mağdur insanlar durumlarını bilerek, farkında olarak ve bu durumdan en iyi yaşam şeklini ortaya çıkarabilmek için yaşam mücadelesi veriyor, çaba gösteriyorlar. En zor şartlar altında gülmeyi, gülümsemeyi bilirsen; hayatta umudun vardır. Fotoğraflarımı görenlerin birçoğu için bu zor anlaşılır bir durumdur. Ben ‘sürekli kurban olma’ klişesini yıkmak istiyorum. Bu çocuklar sürekli yaşanan, yaşatılan, sona ermeyen şiddet içinde büyüyorlar. Ve böyle bir travma içinde olan bir çocuk eğer su çeşmesi açılışında kendisini ıslatıp oynayabiliyorlarsa bunu fotoğraf kareleriyle belgelemek istedim. Umarım bu, fotoğraflarıma bakanları düşünmeye yönlendirir.

Bizimle paylaştığınız diğer bir fotoğrafta, şehirde kaldırım üzerinde oturarak dilenen kadın ve çocuklar dikkat çekiyor…

Evet. Afganistan’da bir kadın, eşinin izni olmadan, yanında eşi, erkek kardeşi, abisi veya babası olmadan sokağa çıkamaz. Bu dilenen kadınların ise eşleri yok artık. Yani toplumun en dibindeki kadınlar bunlar.

 

  • Mühendislik okuyan bir genç kadın ile konuştuğumda bana ‘Ben hayatımın son kapanış çizgisini çizdim’ dedi. Üniversite ve akademik kariyer kapılarının kendisi için kapandığını, hayatının anlamı olan okumanın sona erdiğini söyledi. Bu kadın şimdi ev kadını olacak.

 

Taliban ile birlikte kadınlar ve çocuklar için neler değişti? Nasıl bir hukuk sistemi işliyor?

Afganistan’a kadınlar için kötü olan koşullar işgal ile birlikte daha da kötüye gitti. Mühendislik okuyan bir genç kadın ile konuştuğumda bana, ‘Ben hayatımın son kapanış çizgisini çizdim’ dedi. Üniversite ve akademik kariyer kapılarının kendisi için kapandığını, hayatının anlamı olan okumanın sona erdiğini söyledi. Bu kadın şimdi ev kadını olacak. Bu kendisini derinden incitse de karşı gücü olmadıkça bu durum değişmeyecek. Özellikle kırsal alanda, şehirlerden uzak yerlerde, Kandahar gibi (Taliban’ın kalesi) yerlerde kadınlar –ister Taliban hükümeti olsun ister olmasın– evde kalmak zorundaydı. Bu kadınlar için hayat hep kötüydü.

 

  • Yoksulluk tek başına Taliban’ın ortaya çıkardığı bir sorun değil. Aşırı iklim değişimi sonucunda sıcaklık ülkeyi adeta kurutmuş durumda. Tarımla geçinen ve açlık ile boğuşan aileler çocuklarını ya Taliban’a teslim ediyorlar ya da Avrupa’ya kaçmalarını destekliyorlar.

 

Peki ya yoksulluk?

Yoksulluk tek başına Taliban’ın ortaya çıkardığı bir sorun değil. Aşırı iklim değişimi sonucunda sıcaklık ülkeyi adeta kurutmuş durumda. Tarımla geçinen ve açlık ile boğuşan aileler çocuklarını –açlık ölümünden kurtulsunlar diye–  ya Taliban’a teslim ediyorlar ya da Avrupa’ya kaçmalarını destekliyorlar.  Elbette Taliban çok barbarca, ağır vahşet uyguladı. Bunu biliyoruz. Ama bu ülkeyi bu açlığa, yoksulluğa ve çaresizliğe sürükleyen kimdir, bunu görmek gerekir. Şimdiye kadarki hükümetler ülkeyi açlıkla terbiye etmeye çalıştı. Taliban ile açlık ve şiddet daha çok arttı.

Afganistan’da sizi en çok etkileyen ne oldu?

Kabil’de gıda paketlerini dağıtırken yaşadığım bir olay beni hem sevindirdi hem de düşündürdü. Biz 998 gıda yardım paketi dağıttık ve bu paketleri sadece kadınlara verdik. Kadınlar pirinç, yağ ve mercimek içeren paketleri alırken, ‘Bu zor zamanlarda bizim yanımızda olduğunuz, bizi yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ediyoruz’ diyordu. Sevinçlerini gözlerinde okumak mümkündü. Ama aynı zamanda dağıtımın yapıldığı alan tel örgüleri ile çevrilmişti ve çok sayıda kişi bu yardım paketlerinden alamadı. Çocukların yüzlerinden aç olduklarını görmek mümkündü ama paketlerimiz sınırlı olduğu için maalesef biz onlara yardım edemedik. Tel örgülerin ardındaki insanlar yardım çığlıkları atıyordu. Bir yandan birilerine yardım edebilmenin mutluluğunu yaşarken bir yandan da bu drama şahitlik etmek çok ama çok zor bir durumdu.

Sokakta dilenen veya para kazanabilmek için küçük eşyalar satan çocuklara öğlen yemeğimizi verdik. Çocukların bir tabak pilavı alabilmek için birbiriyle dövüştüğüne şahitlik ettik. Tüm bunlar benim için zor ve dayanılmazdı.

Çocukların psikolojik durumundan söz eder misiniz?

Birçok ülke dolaştım. Genelde çocuklar aynı dili konuşmasak da bana hemen ısınır, iletişim kurardım. Fakat buradaki çocuklardaki tedirginlik ve güvensizlik duygusu yüzlerinden okunuyordu. Yaşları çok küçük olan çocukların mesafeli yaklaşmaları normal bir davranış değil.

 

Okurlarımıza, özellikle kadın okurlarımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

İnsanlara ön yargılı bakmaktan vazgeçilmeli. Afganistanlı kadınlar -eğer benim gibi burkanın altına bakma imkanınız var ise – çok renkli ve yaşam dolu kadınlar. İnsanları kategorileştirmeyelim, kendilerini görelim, tanıyalım, tanışalım. Ve kendi kültürümüzü onlara dayatıp, kendimizi daha üstün görmeyelim. Afganistan gibi ülkelerde yaşayan insanların özgürlük seçenekleri yok. Bizim görevimiz bu şansa sahip olmayan insanlara sosyal adalet için mücadele etmek. Dünya her gün daha da küçülüyor. Kimse Afganistan çok uzak diyemez. Bu ülke her gün bize daha da yaklaşıyor.

Kabil’den Midilli’ye

Alea Horst, Kasım ayında ise Yunanistan’ın Midilli adasına giderek Karatepe’deki mültecilere yardım etmeyi planlıyor. "Afganistan’dan Midilli adasına kaçan bir öğretmen ile haberleştim, mülteci kampında kısıtlamalar artıyormuş ve o kampta gönüllü yaptığı öğretmenlik görevine devam edemiyormuş.  Karatepe kampı gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor. Şu da bir gerçek;  mülteci kampında yaşayan birçok çocuk okula gidemeyecek. O kadar travmatik bir yaşamları var ki, ruhları o kadar parçalanmış ki, onların geleceklerinden kaygılıyım" diyor.

Aralık’ta tekrar Afganistan’a

ASIYAH ile birlikte Aralık ayında tekrar Afganistan’a gideceğini söyleyen Horst, "Tıbbi yardım için bağış topluyoruz. Diğer bir hedefimiz de kız çocukları için bir okul kurmak. İnsanların günde kazandıkları 200 Afgan lirası 1 ile 2 Euro arasında. Bu çok düşük bir miktar ve maaşları ödenmiyor. Eğer bu tablo böyle devam ederse, maaşlar ödenmezse insani felaket büyük bir darbe vuracak" diyor.

Siz de destek olabilirsiniz

Kendisine yapılan yardımları daha sistematik hale şeffaf bir biçimde yürütebilmek için Alea e.V. isimli bir oluşum kurduğunu belirten Horst, isteyenlerin şu adres üzerinden yardım ulaştırabileceğini belirtiyor:

Alea e.V.

Bağış Hesap bilgileri

GLS Gemeinschaftsbank,

IBAN DE44430609671246968200,

BIC: GENODEM1GLS, 

E-Mail: alea@aleahorst.de,

Website : www.aleahorst.de

Alea Horst kimdir?

38 yaşındaki Alea Horst 7 yıldır fotoğrafçılık yapıyor. Horst’un hayatı 2016 yılında Midilli adasındaki mülteci kampına ziyaretle değişti. "Suriye’de bombalar yağarken lüks mekanlarda fotoğraf çekmeyi vicdanıma sığdıramadım" diyen Horst,  2016’dan bu yana Bangladeş, Sri Lanka, Romanya, Tunus, İsrail, Ürdün, Filistin, Yunanistan gibi birçok ülkede halkın durumu, yaşadığı vahşet ve dramı belgeledi.

İlkbahar ve yaz fotoğrafçılıktan elde ettiği kazancı Kasım-Mart ayı arasında yürüttüğü sosyal projeleri desteklemek için kullanan Horst, kendini sadece fotoğrafçı değil aynı zamanda acil durum çalışanı, can kurtaran ve insan hakları aktivisti olarak tanımlıyor. İnsan hakları örgütlerine çalışmalarına katılarak yaşanan durumu fotoğraflarıyla belgeleyen Horst, en son Haziran’da Midilli adasına, Eylül ayında Afganistan’a gitti.

Horst, 2020 yılında Berlin’de açtığı bir sergiyle mültecilerin dramına dikkat çekerken, Almanya’nın da yaşanan trajedideki sorumluğuna işaret etti.

ASIYAH’ı kadınlar kurdu

Uluslararası yardım kuruluşu olan ASIYAH, 2019 yılında dünya kaynakların adil ve eşit dağılımı için mücadele veren Müslüman kadınlar tarafından kuruldu. Merkezi Frankfurt’ta bulunan ASIYAH, yoksulluk, yetersiz eğitim, işsizlik vb. alanda çalışmalar yürütüyor.  16 ülkeden gönüllülerin yer aldığı ASIYAH, evsizler için yardım projeleri, okul inşası, yetimhane vb. birçok projeye de imza atıyor. Arapça bir kız ismi olan Asıyah, "zayıfları iyileştiren" anlamını taşıyor. Kurumun iletişim bilgileri şöyle:

ASIYAH Internationale Humanitäre Hilfsorganisation e.V.

Ginnsheimer Landstr. 42

60487 Frankfurt am Main

+49 176 32404803

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.