Avrupa’da 30 yıllık festival coşkusu

Dosya Haberleri —

15 Eylül 2022 Perşembe - 20:00

Kürt Kültür Festivali

Kürt Kültür Festivali

30. yılına "Tû bi xêr hatî" diyerek start verecek olan Kürt Kültür Festivali'ne dair Şanoger Amele ve Muharrem Aral ile konuştuk.

  • Bu yıl 30'uncusu Hollanda’nın Langraaf kentinde düzenlenecek olan Kürt Kültür Festivali, 1992 yılından bu yana her yıl Avrupa farklı bir şehrini sarı, kırmızı ve yeşile büründürüyor. 30 yıldır bu festivalde bir araya gelen Kürt halkı 'Güneş'in etrafında kenetleniyor, günden güne büyüyor.
  • 1992 yılındaki festivalin Avrupa’da o güne kadar yapılmış en büyük festivallerden biri olduğunu belirten Amele: "Önderlik festivale özel mesaj yollamıştı. Önderliğin gönderdiği mesaj halkta muazzam bir motivasyon yarattı, ağlayanlar, birbirine sarılanlar oldu."
  • Kürt Özgürlük Hareketi'yle Avrupa’da 1970’lerin sonunda tanışan Kayserili Şanoger Muharrem Aral, katıldığı ilk festivalin 1994 festivali olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "O festival Hollanda’da yapılmıştı ve 70-80 bin insan katılmıştı. Coşku oldukça yüksekti."

BERFÎN DENİZ/ERDAL BAZ

Bir hareket doğdu 1970’lerin sonunda. Bir umut, yeni bir ideoloji, yeni bir tarz yarattı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı Kürtler için. Ne yaşam, ne kavga, ne de dava. Artık her şey dişe diş… 'Govend’ler daha kalabalık olmalı, benlikten taviz verilmemeli, şarkılar bile eskisi gibi söylenmemeliydi. Başarmanın yolu önce ‘kendin olmak’tan geçiyordu çünkü. Kürt Özgürlük Hareketi'nin filizlenmeye başladığı 70’lerin sonlarında sadece yarattığı tarihsel bilinçle değil, aynı zamanda kültürel bir devrimle de alt üst etmişti soykırımcı Türk devletinin geleneğini. Şarkılar marşlara, mendiller desmallara, Newrozlar serhildanlara dönüşmüştü. Ve sömürgeye karşı Kürt halkı yeniden doğuyor, 'Güneş'in etrafında kenetleniyor, günden güne büyüyordu. Karşılaştığı şoku atlatamayan soykırımcı devlet de ‘öz’üne dönmüş, bir karabasan gibi çökmüştü çok geçmeden Kürdistan’ın üzerine.

Bu mücadele dolu yıllar bir yandan katliamlarla geçerken, diğer yandan da yüzbinlerce Kürt’ün yerinden yurdundan edilerek sürgün yollarına düşmesine sebep olmuştu. Avrupa’nın soğuk ve ruhsuz hafifliği sürgündeki Kürtlere ağır gelmiş, burada da kültürel bir atılımı zorunlu kılmıştı. İşte bu ulusal bilinçle harekete geçilerek temelleri atılan Kürt Kültür Festivali, 1992 yılından bu yana her sene farklı bir Avrupa şehrini sarı, kırmızı ve yeşile büründürdü. 29 yılını geride bırakan festival bu yıl Hollanda’nın Langraaf kentinde 30. yılına "Tû bi xêr hatî" diyerek start veriyor. Yıllardır Avrupa şehirlerinin sanatsal sokaklarını ve meydanlarını yarattığı coşkuyla kıskandıran festivalin dününü, bugününü festivalin ilk emekçileri arasında yer alan Şanoger Amele ve Muharrem Aral ile konuştuk.

12 Eylül’den sonra

1980’lerden başlayarak Avrupa’da Kürt kültür faaliyetleri yürüten Amele, 1992 yılında yüz bine yakın insanı bir araya getirdikleri festivalin yolculuğunu gazetemize anlattı. 12 Eylül darbesinden önce Avrupa’da bir örgütlülükten bahsetmenin zor olduğunu belirten Amele, "Avrupa’da bir örgütlülüğümüz yoktu. Diğer Kürt ve Türk gruplarının sayıca üstünlüğü vardı. Bu durum 12 Eylül darbesinden sonra insanların askeri cuntadan kaçıp Avrupa’ya gelmesiyle değişti. Bizim içimizde de kıpırdanmalar başladı ve bir gruba dönüştük. Yüzlerce arkadaş gelip geçti. Geriye doğru bakınca yüzlerce isim sayabiliriz. Dünden bugüne kalan kişilerden biri de ben ve Muharrem Aral arkadaş. Diğer arkadaşların çoğu şehit düştü veya ayrıldılar” diyor.

Örgütlenmenin kültürel yolu

İlk dönemlerde örgütlemenin temelinin kültürel çalışmalara dayandığını söyleyen Amele, şöyle devam ediyor: "O dönem kültürel çalışmaları denetimine alan yapı bütün kitleye hakim oluyordu. Bugün Sakine Cansız’dan tutalım Murat Karayılan’a kadar tanınan birçok merkez komite çalışanları buraya geldiklerinde bu kültür çalışmalarını yürüttü. Kültür çalışması demek örgütsel çalışma demekti. Avrupa’da şimdiki gibi her merkezin kendi ekibi yoktu. Biz her yere gidiyorduk, her yerin çalışmasını yapan bir ekibimiz vardı. Haftada en az iki yere gidiyorduk. Danimarka’ya, Hollanda’ya, Almanya’ya, Fransa’ya, artık neresi olursa. Orada etkinlikler yapıyorduk. Kültürümüzü her yere taşıyorduk."

Kültür devriminin ilk şehitleri

Kültür çalışmalarında yer alıp yönünü ülkeye veren arkadaşlarına dair de konuşan Amele, şunları dile getiriyor: "Folklor ekibimiz vardı. Bu ekipten onlarca insan mücadeleye katıldı. Müzik alanında, tiyatroda, bütün kültürel alanlardan yüzlerce insan katılım yaptı. Ülkeye gidenlerin çoğu kültür çalışmalarında yer alan arkadaşlardı. Şehit Erdal’dan tutalım, Sozdar Avesta’ya kadar kültür alanından birçok arkadaş ülkeye geçerek savaşa katıldı. Kültür çalışmaları bir nevi siyasal çalışmaların hizmetindeydi.”