Büyük bir heyecan, büyük bir yakınlık

Dosya Haberleri —

11 Kasım 2020 Çarşamba - 23:03

  • Şimdiye kadar 20’ye yakın belediyenin Kürt Halk Önderi Öcalan’a onursal vatandaşlık verdiği İtalya’da bu akımın öncülüğünü 4 Nisan 2004’te Cosenza kenti yapmış, buna ön ayak olan Elena Hoo olmuştu. Bugünden o günlere baktığında Hoo, şunları söylüyor: “Çok büyük bir heyecan yaşamıştım. Kendimi bir kez daha Kürt halkına ve haklı davasına yakın hissettim. Bu davanın bugün tüm insanlığı ilgilendirdiğine inanıyorum.”

REWŞAN DENİZ

İtalya’da şimdiye kadar 20’ye yakın belediye tarafından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a onursal/fahri vatandaşlık verildi. Bu ödüllere kapı aralayan ise 4 Nisan 2004 yılında Cosenza kentinin Belediye Meclisinin verdiği "Barış ve İnsan Hakları Ödülü" oldu. 
O günlerde Belediye Meclisine "Uzun yıllardır tutuklu bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a Cosenza Şehri Onursal Vatandaşlığının verilmesi" önergesi verilmiş, merkez sağın "Türkiye’nin iç meselesidir" itirazı üzerine uzun bir sürece yayılacak bir tartışma süreci de başlamıştı. Önergenin sahibi Belediye Meclisi Demokratik Sol Grubu Başkanı Elena Hoo, bir adada ağır tecrit altında tutulan ve halkının özgürlüğü için mücadele eden bir liderin durumunun gözden kaçırılmaması gerektiğini belirterek yaptığı konuşmayla önergenin kabul edilmesinde büyük rol oynamıştı. 
Uzun yıllardır İtalya’da yaşayan Çin asıllı Elena Hoo, o gün belediye meclisinde özetle şu konuşmayı yapmıştı: "Kürt sorunu Türkiye'de bir iç mesele degildir. Tüm halkların özgürlüğünü ve demokrasisini savunmak için güçlü bir siyasi inisiyatif gerekiyor. Bunun için Kürt sorununun yeniden gündeme taşınması gerekir... Daha iyi bir dünya yaratmada güçlü bir özne olarak öne çıkan; barış, özgürlük, eşitlik, etnik ve dini çeşitliliğe saygıyı benimseyen Cosenza şehrinin bu kimliğini güçlendirmesi ve bunu pratiğe geçirmesi gerekiyor. Abdullah Öcalan, silahlı bir mücadelenin sembolik bir figürü olmanın ötesinde Kürtlerin özerkliğinin barışçıl müzakere ile olabileceğini resmen ilan eden tanınmış bir liderdir. Türk devletinin katliam, zulüm ve şiddet eylemlerine, köy yakmalarına, topraklarından zorla sürgün edilmelere yani savaşa son verecek kişidir. Kendini insan hakları savunucusu olarak tanımlayan savaş karşıtı tüm güçler, demokratik çözüm için destek vermelidir."

Elena Hoo

Öcalan’ın doğum gününde
Gemilerle İtalya’ya gelmek zorunda kalan ve ülkenin adeta unutulmuş bir köyü olan Badolato’ya yerleşen Kürtlerin de yoğun talep ve çabası sonucu Cosenza Belediye Meclisi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a ödül vermeyi kararlaştırmıştı. Tam ismiyle "Cosenza Kenti İnsan Haklarını Koruma Ödülü", belediye binasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan’da İtalya’nın birçok kentinden gelen kalabalık bir grup Kürt ve İtalyan’ın katılımıyla gerçekleşti. Ödül, Elena Hoo tarafından Öcalan’ın yeğeni Fatma ve avukatı Aysel Tuğluk’a verilmişti. Kürt kadınlarının el emeğiyle işlediği bir kilim de belediyeye hediye edildi. İtalyan basını ise ödül törenini "Tarih yazılıyor" başlığıyla duyurmuştu. 
Ödülün Öcalan’a verilmesinde önemli bir role sahip olan Elena Hoo ile 16 yıl önce gerçekleşen ödül töreninden günümüze Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğü için verdikleri mücadeleyi konuştuk. 

‘Kolay olmamıştı’
Öcalan’a 2004’te bu ödülün verilmesinin yalnızca Öcalan’ın siyasi liderliğinin tanınması değil ayrıca Kürt halkının demokratik haklarının tanınması anlamına geldiğini ifade eden Hoo, o günlerdeki duygularını “Teklif onaylandığında Kürt halkının davasına sunduğumuz bu katkıdan dolayı çok gurur duydum. Kolay bir yol olmamıştı çünkü Cosenza İtalya’da bir ilke imza atarak bu adımı atan ilk şehir olmuştu. Yıllar sonra diğer birçok belediye de aynı tercihi yaptı” cümleleriyle anlatıyor.

Büyük bir heyecan...
Ödüle dair meclisteki sağ ve sol grup arasında büyük tartışmalar çıktığını hatırlatan Hoo, karar verildikten sonra belediye başkanının kendisini kutlamalar için görevlendirdiğini anlatıp devam ediyor: “Kutlamalarda belediye başkanını temsilen gitmiştim ve kendimi birden başkentten gelen Kürtlerle dolu, Öcalan’ın yeğeninin de olduğu bir salonda buldum. Çok büyük bir heyecan yaşamıştım. Kendimi bir kez daha Kürt halkına ve haklı davasına yakın hissettim. Ki bu davanın bugün tüm insanlığı ilgilendirdiğine inanıyorum.”