Çürümüş sistem, vicdansız uygulamalar

Dosya Haberleri —

2 Kasım 2021 Salı - 21:00

Avrupa Et Endüstrisi

Avrupa Et Endüstrisi

  • Bu sistem, AB genişlemesinin ardından Romanya, Litvanya, Letonya, Polonya ve Macaristan'dan iş için göç etmek isteyen geniş bir işçi havuzu sayesinde mümkün olmuştur.

 

ELLA MCSWEENEY / HOLLY YOUNG
Çeviri: Serap Güneş

Margot'un vücudunun her yeri dinlenmeksizin çalıştırıldığı için ağrıyor. Et taşırken kabarıp patlayan elleri kanıyordu ama yaralarını amonyakla sterilize etmek için eve gidene kadar beklemesi gerekiyor. “İşini iyi yapmazsan atıyorlardı - ellerimin kanaması umurlarında değildi” diyor.

Margot'nun Romanya’da yaşadığı şehrin yakınlarında çalıştığı bir giyim fabrikasındaki işini, genç ailesi için daha iyi umutlar aramak üzere bıraktığında, Batı Avrupa hayal ettiği hayat bu değildi. Üç yıl boyunca bir et fabrikasında çalıştığı Hollanda'da çalışma koşullarının kendi ülkesinden çok daha kötü olacağını düşünmemişti. "Bu kadar korkunç olmasını beklemiyordum."

Hızlı çalışıp az kazmak!
Et işçisi olarak hayat, acımasız zorlukta olabiliyor. Ancak Margot kısa sürede iki tür işçi olduğunu fark etti: çoğunlukla Hollandalı olduğunu söylediği çalışanlar; ve çoğunlukla kendisi gibi göçmenlerden oluşan, daha çok ve daha hızlı çalışması gereken ama daha az kazanan güvencesiz işçiler. “Doğrudan şirket tarafından işe alınanların daha fazla hakkı var; onların işi, istikrarı ve çalışma saatleri daha rahat oluyor” diyor. 

Güvencesiz istihdam
Avrupa'nın et endüstrisi, yaklaşık 1 milyon kişiyi istihdam eden milyarlarca sterlinlik bir dinamo. Ancak sendikalar, bazı ülkelerde binlerce işçinin taşeronlar ve işçi ajansları aracılığıyla güvencesiz bir şekilde istihdam edildiğini ve bazılarının aynı fabrikalardaki (göçmen olmayan) çalışanlardan yüzde 40 ila yüzde 50 daha az kazandığını tahmin ediyor.

Sistem tümden çürümüş
Guardian gazetesi, Birleşik Krallık da dahil olmak üzere Avrupa genelinde endüstrinin nasıl iki kademeli bir istihdam sistemiyle dışarıdan sağlanan işgücüne bağımlı hale geldiğini anlatan yetkililer, işgücü uzmanları ve Margot gibi işçilerle konuştu. Geçen yıl İrlanda parlamentosu önünde et fabrikaları ve ilgili bazı kurumların “vicdansız uygulamaları” hakkında konuşan İrlanda sendika yetkilisi Nora Labo, “Bütün sistem gerçekten çürümüş” diyor. “İşverenlerin çalışanlarına karşı tüm sorumluluklardan kaçınmasının bir yolu bulunmuş sanki.”

Ucuz et ve işçi sömürüsü
Avrupa'nın et endüstrisi, et tesislerinin koronavirüs bulaşının yoğun olduğu noktalar haline geldiği 2020'de, keskin siyasi tartışmaların da konusu oldu. Güvencesiz işçiler özellikle savunmasızdı, çünkü birçoğu hastalık maaşı almadıklarını ve hastalık nedeniyle çalışamazlarsa işlerinden kovulmaktan korktuklarını söylüyorlardı. Buna ek olarak, standartların altında konaklama - genellikle sıkışık, sefil koşullar - sosyal mesafeyi veya kendi kendine izolasyonu son derece zorlaştırıyordu. Bazı şirketlerin salgını takip edebilmek için gerekli verilere sahip olmadığı da ortaya çıktı.

Et endüstrisi
Cenevre merkezli Uluslararası Gıda İşçileri Sendikası'nın genel başkan yardımcısı James Ritchie, “Et endüstrisindeki sömürü ve hak ihlallerinin merkezinde Avrupa'daki taşeronluk modeli yatıyor” diyor. Avrupa et endüstrisinde taşeron işçilerinin kullanımı, gelişmiş dünyanın herhangi bir yerinde olduğundan daha yaygın.

Aracılar, taşeronlar, ajanslar
Sendikalar, et fabrikalarında güvencesiz işçilerin kullanımının Avrupa çapında derhal yasaklanması çağrısında bulunuyorlar. Avrupa Gıda, Tarım ve Turizm Sendikaları Federasyonu genel sekreter yardımcısı Enrico Somaglia, “Aynı işi yapmasına rağmen farklı koşullar altında çalışan ve farklı ücretler alan işçileriniz var” diyor. “Bu ucuz et fiyatlarına, emek sömürüsüne dayanan bir sistem.”

İş güvenliği yok
Bir et firması ile işçi arasındaki ilişki, işveren ve işçi ilişkisi değildir; ondan ziyade, ya işveren olarak hareket eden bir aracı vardır ya da işçi -çoğunlukla yanlış bir şekilde- serbest meslek sahibi olarak tanımlanır. Bu sistem, şirketlerin çalışanlarına karşı sorumluluklarını ortadan kaldırmaktadır ve tehlikeli ve fiziksel olarak zor olarak kabul edilen bir sektörde ücret, çalışma süreleri, kazalar ve yaralanmalar gibi konularda yasal sorumluluktan kaçınmalarına izin vermektedir.

Haftalarca ücretsiz çalıştırılıyorlar
İşçiler aşırı kalabalık konutlar için kurumlara yüksek maliyetler ödemek zorunda kaldıklarını ve bazen haftalarca ücretsiz çalıştırılabildiklerini bildiriyor. Aracılar tarafından sağlanan konutlarda yaşayanlar, kendilerini aciz hissettiklerini ve iş biterse sokaklara düşeceklerinden korktuklarını anlatıyorlar.
Bazı kurumlar tarafından işletilen “aşamalı” bir sözleşme sistemi, işçileri uzun süreler boyunca en düşük ücretle kiralıyor. Örneğin Hollanda'da işçiler, yasal olarak bir maaş artışı olmadan veya emekli maaşı primleri ödenmeden önce işten çıkarıldıklarını ve daha sonra benzer bir sözleşmeyle yeniden işe alındıklarını söylüyorlar. 

Döneme göre artış
Birleşik Krallık'taki 97.000 et işçisinin yaklaşık yüzde 62'si AB vatandaşı. Britanya Et Üreticileri Derneği, Birleşik Krallık'taki çoğu tesisin işçi ajanslarından ayarladıkları işçiler kullandığını, ancak bu işçilerin tam yüzdesi hakkında veri toplamadığını söylüyor. Mevsimlik ihtiyaçlar olarak adlandırdığı ihtiyaçları karşılamak için sektör, ajanslara ve taşeron işçiliğe güveniyor ve bu da yıl içinde bazı dönemlerde fabrikalardaki işçilerde önemli artışlara yol açabiliyor.

İkinci sınıf muamelesi
2010 Eşitlik ve İnsan Hakları Komisyonu raporu, Birleşik Krallık et endüstrisinde işgücüne yönelik kötü muamele ve sömürü tespit etti. Ajans/taşeron işçileri, kadrolu çalışanlardan daha kötü muamele gördüklerini ve kendilerini “ikinci sınıf vatandaş” gibi hissettiklerini söyledi.

İş aynı ücret daha düşük
Sendikalar, sendikaların yetki sahibi olduğu Birleşik Krallık fabrikalarında, ajans ve taşeron işçilerin işgücünün yaklaşık yüzde 10 ila yüzde 15'ini oluşturduğunu tahmin ediyor, ancak sendikasız fabrikalar için verileri yok. Unite sendikasından Bev Clarkson, "Ajans ve kadrolu personelin çalışma koşulları aynı ama taşeron işçilere daha düşük ücretli işler veriliyor" diyor.

Göçmenler sömürülüyor
İtalya'da et endüstrisinde 21.000'den fazla kişi çalışıyor. Kesim işgücünün yüzde 50'den fazlası ve et işlemede yüzde 25'ten fazlası, doğu Avrupa, Balkanlar, kuzey ve orta Afrika ve doğu Asya'dan gelen göçmenler. Sendikalara göre, taşeron göçmen işçiler, et şirketlerine kadrolu meslektaşlarına göre yüzde 40'a kadar daha az maliyet sağlayan işçi kooperatifleri aracılığıyla giderek daha fazla istihdam ediliyor.

Hileler...
İtalya'nın domuz eti endüstrisine ilişkin AB tarafından finanse edilen araştırmaya göre, işçi kooperatiflerinin birçoğunun, et şirketleri tarafından işgücü esnekliklerinden ve vergi avantajlarından yararlanmak için hileli bir şekilde kurulmuş sahte işletmeler olduğu tespit edildi. Et fabrikaları, üretimi sıklıkla ulaşım sektöründen kooperatiflere taşere etme yoluna gidiyor. Bu, Belçika et endüstrisinde de belgelenen bir strateji. Bu sayede gıda sektöründeki toplu sözleşmenin koruması altında olan daha yüksek ücretlerden kaçınabiliyorlar.

Mezbaha sayısı düşüşte 
İşçi ajansları sisteminin ortaya çıkışı, son yıllarda Avrupa et endüstrisinde tanık olduğumuz daha geniş değişimlerin yansımasıdır. Bu değişim sürecinde pazar payı bir avuç şirket tarafından konsolide edilirken bağımsız kasap ve mezbaha sayısı hızla düşmektedir. Günde 24 saat çalışabilen büyük mezbahalarda binlerce insan çalışıyor ve büyük perakendecilerin ve yemek hizmeti sağlayıcılarının talep üzerine çok miktarda ucuz et sipariş etmeye dayanan sistemini karşılıyor.

Yoksulluk istismarı
Bu sistem, 2004 yılında başlayan AB genişlemesinin ardından Romanya, Litvanya, Letonya, Polonya ve Macaristan'dan iş için göç etmek isteyen geniş bir işçi havuzu sayesinde mümkün olmuştur. Bu işçilerin birçoğu, Moldova ve Romanya'daki eski maden bölgeleri gibi, genç insanlar için çok az istihdam fırsatı olan yoksul, sanayi sonrası köy ve kasabalardan geldi. İşgücü piyasasına girme yolları genellikle aracıların kontrolünde ve sıklıkla sosyal medyada açılan ilanlar üzerinden yapılıyor. Almanya'nın Gütersloh bölgesindeki Caritas Derneği'nin başkanı Volker Brüggenjürgen, “Bu bir yoksulluk istismarı sistemi” diyor. "İnsanlar daha iyi bir yaşam vaadiyle kandırılıyor."

'İstismar tolere edilmeyecek'
Alman Die Linke partisinden milletvekili Özlem Alev Demirel, Avrupa genelinde işçilerin hareket özgürlüğünün kötüye kullanıldığını söylüyor. “İşverenler, ücretlerin daha düşük olduğu ve sosyal güvenlik sistemlerinin zayıf olduğu ülkelerden işçi getirerek ücretleri düşürdüler ve bu kabul edilemez.” Aynı yerde aynı iş için aynı ücret ilkesinin tüm Avrupa'da desteklenmesi gerektiğini söylüyor.


Kılıfına uydurulan mevzuat


Polonya gibi ülkelerin ekonomileri geliştikçe ve yenilenebilir bir ucuz işgücü kaynağına duyulan ihtiyaç arttıkça, ucuz ve güvencesiz işgücü arayışları Ukrayna, Beyaz Rusya, Kazakistan, Vietnam, Filipinler, Doğu Timor, Gürcistan, Hindistan, Çin ve Ermenistan gibi ülkelere yayıldı.
Avrupa'nın yanı sıra Japonya, Rusya ve Ukrayna'dan hayvancılık ve et ticaretinde 20.000 şirketi temsil eden bir kuruluş olan UECBV'nin genel sekreteri Karsten Maier, çalışma koşullarının işin bir parçası olmadığını, ancak şirketlerin yanı sıra ilgili makamların sorumluluğunda olduğunu söylüyor. “Hiçbir türde istismar tolere edilmemeli” diyen Maier, vakaların buna göre kovuşturulması gerektiğini de sözlerine ekliyor.

Tanımlar eksik
Et fabrikaları ve sağladıkları işgücü üzerindeki denetim giderek azalıyor gibi görünüyor. Kemer sıkma önlemleri nedeniyle son on yılda Avrupa genelinde işyeri denetimleri fiilen ortadan kalkmış durumdayken, et endüstrisine ilişkin 2019 AB raporu, denetimler için asgari standartların ve standart serbest meslek tanımlarının eksikliğini vurgulamıştı.

Kontol yok
Belgesiz Göçmenler Uluslararası İşbirliği Platformu’ndan hak savunucusu Lilana Keith, “Birçok ülkede, işe alım kurumları üzerinde ulusal düzeyde gerçek bir gözetim veya kontrol yok” diyor.

Koşulları bilmiyoruz
Utrecht Üniversitesi Ekonomi Okulu'nda yardımcı doçent olan Martijn Huysmans, “Et endüstrisindeki göçmen işçiler görünmez bir grup” diyor. "Hollanda marketlerinde bir hayvanın nasıl bir yaşamı olduğunu görebilirsiniz - hayvan refahı için bir yıldız sistemimiz var. Ancak ironik bir şekilde, mezbahada insanların hangi koşullarda çalıştığını göremiyorsunuz.”

Sosyal bir getto
Birçok güvencesiz çalışanın bu görünmezliği, işyerinin ötesine geçiyor. Alman STK'si Arbeit und Leben tarafından işletilen bir destek merkezinde et fabrikası çalışanlarına ücretsiz tavsiye veren Paul-Octavian Idu, “Dil engelleri, sosyal hayatı bitiren uzun çalışma saatleri ve bilgi eksikliğinin tümü güvencesiz göçmenler için istismarı sürdürmeye hizmet ediyor” diyor. “'Sosyal bir gettoda' izole durumda kalıyorlar” diyor.

Sıfır saatlik sözleşme!
Yine de Margot gibi işçiler Batı Avrupa'da iş aramaya devam ediyor. Kendisi birkaç ay önce, Hollanda'daki bir et fabrikasında, arka arkaya yedi gün 12 saatlik vardiyalar için saatte 10,80 Euro ödeyen başka bir ajansla sıfır saatlik bir sözleşmeyle iş buldu. Düşük maaş aldığını ve bir hafta sonra ayrıldığını söyledi.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.