İslam'ın güzellemelere değil eleştiriye ihtiyacı var

Forum Haberleri —

26 Nisan 2021 Pazartesi - 23:00

  • Din adına konuşunca inşa edilmiş dinin iktidar İslam olduğu, ayetlerin ve sünnetin egemenlerin çıkarlarına göre yorumlandığını da bıkıp usanmadan dilendirmek gerekiyor. Olması gerekenin İslam'ın demokratik içtihadı olduğu korkmadan söylenmelidir. 

CİHAN EREN

Her halk gibi Müslüman Kürtler de Ramazan ayını alışıla gelmiş biçimde geçirmeye çalışıyor. Gerçekten de Ramazan ibadet kadar alışkanlıkları belli bir ay haline gelmiş. Buna kültürleşme de denebilir. Yardımlaşma, dayanışma, paylaşma biraz daha fazla gündem olabiliyor. Kapitalist modernite içinse daha çok mal satma, ürün pazarlama ayı olmuş Ramazan. Yardımlaşma halkın, gösteri, reklam ve pazarlama egemenlerin Ramazan kültürü olmuş.

Ramazan’da en ilginç ve üzerinde durulması gereken noktalardan biri de Ramazan sohbetleridir. Dar bir çevreyle kapalı ya da halka açık yapılan bu sohbetlerde değişmez yöntem, İslam güzellemesi yapmaktır. Tarihi örneklerle İslam'ın ne kadar barışçı, sağlıklı, adil, yardımsever, koruyucu vb… din olduğu en çok da Ramazan’da anlatılır.

Özellikle de Ramazan’da anlatılanlarla yaşananları mukayese ettiğimizde, İslam denilen dinin nerede ne zaman geldiği ve şimdi nerede olduğunu arama gereği ortaya çıkıyor. Çünkü anlatılan İslam, bugün hiçbir yerde olmayan İslam’dır. Sadece olmayan da değil, birçok yanıyla olmamış İslam’dır da. Örneğin İslam'ın hak ve hakkaniyet dini olduğu, adil ve eşitlikçi olduğu, zalime karşı mazlumdan yana olduğu, kadına haklarını verdiği, yaşamı ahlaklı kıldığı anlatıla anlatıla bitirilmez. Tabi ki Kur'an’da bu anlatımlara kaynak olan ayetler vardır. Hz Muhammed’in sünnetinden de bu anlatımlara dayanak olacak çok şey vardır. Ancak din olarak inşa edilmiş İslam’da yaşananlara bakınca anlatılan dinin nerede olduğunu ancak mumla ararsak numunelerini bulabileceğimizi de kimse inkar edemez. Dolayısıyla en hafif deyimle Ramazan’daki anlatımlar bize Müslümanların gerçekleşen değil, hayallerindeki dini anlattığını gösteriyor.

Ramazan’da Kur'an ayetleri çok sık ezbere dilendiriliyor, Hz Muhammed’in sözleri tekrarlanıyor. Böyle konuşunca da iyi yapıldığı, sevap işlendiği sanılıyor. Çünkü bugün İslam'a güzellemeler yapmanın topluma iyilikten çok kötülük olarak döndüğü anlaşılmak istenmiyor. Din adına sürekli iyi ve güzel sözler söylemek de bir alışkanlıktan ileri geliyor. Yapılan çağrı ve hatırlatmaların din istismarcılarının nasıl kullanıldığına bakma gereği duyulmuyor. Bu konulara kimse kafa da yormak istemiyor. Kurulu din düzenin içinde adeta herkes durumundan memnun gibi yüz yıllardır tekrarlananları konuşup duruyor. Bu da din adına güzellemeler yapanların ya alışkanlıktan ya ezberden ya da kurulmuş istismar çarkından beslendiği için böyle konuştuğu anlamına geliyor.

İslam diyerek güzellemeler yapanlar iyi mi, kötü mü yapıyor? Yaptıkları topluma yarar mı zarar mı veriyor? Ramazan vesilesiyle bu ve benzer soruların tartışılması gerekiyor. Ramazan sohbetlerinde insanları ibadete teşvik etmek, camilere çağırmak, fitre-zekat vermeye davet etmek, toplumsal ahlakı hatırlatmak toplumdan çok egemenlerin işine yarıyor. Çünkü din adına konulmuş kurallar, yasalar, gelenek ve görenekler iktidar İslam'ın işine geliyor. Daha doğrusu bu kural ve kaidelerin toplamı iktidar İslam'ın kendisi oluyor. Böylece iyiliğe ve güzelliğe çağrı için yapılan tüm konuşma, değerlendirme ve yorumlar iktidardakilerin ekmeğine yağ sürüyor. Hep iyi ve güzel olandan bahsedip yaşamdaki kötülükleri ve çirkinlikleri düzeltememenin nedeni de kaynağını kurulmuş bu çarktan alıyor. Görüldüğü gibi halka her daim iyi olun tavsiyesinde bulunanlar kabul etse de etmese de gerçekte halka, yoksulluğa, işsizliğe, devletin etkisini ve yetkisini kullanarak hırsızlık yapanlara ses çıkarmayın de demiş oluyor. Çünkü bunlar kullandıkları sözlerle aynı zamanda malum politikalara malzeme taşımaktan başka bir sonuca yol açmıyor.

O zaman din adına konuşunca hangi mantığı ve yöntemi kullanırsak daha iyi ve güzel amelde bulunmuş oluruz? İşte Müslümanların temel gündemi bu soru olabilmelidir. Bir kere taklitten vazgeçmek, alışkanlıkları terk etmek gerekir. Akılla, bilimle ve ahlakla konuşmak esas alınmalıdır. "Müslüman kimlikli devlet ve hükümetlerin halkın gözünün içine bakarak yalan söylediği, adaletsiz oldukları, zalimlik yaptıkları açıktır, bu nedenle yapılması gereken Ebuzer’in Muaviye ve halife Osman için söylediklerini söylemek olmalı" denilebilinmelidir. Sadece söylemek de değil, Ebuzer gibi tarafını seçmek, çölde açlıktan ölmeyi göze alarak amelde bulunmak gerektiği de cesaretle ilan edilmelidir.

Din adına konuşunca inşa edilmiş dinin iktidar İslam olduğu, ayetlerin ve sünnetin egemenlerin çıkarlarına göre yorumlandığını da bıkıp usanmadan dilendirmek gerekiyor. Olması gerekenin İslam'ın demokratik içtihadı olduğu korkmadan söylenmelidir. Bunun için ibadet etme şekilleri, dini adetlerin tümünü, kısacası hemen her şeye yeniden el atmak, değiştirmek gerektiği de ifade edile bilinmelidir. Din adına neden ve nasıl zalimlik yapıldığı, adaletsizliğin Müslümanların hayatında nasıl hakim hale getirildiği, din ile milliyetçiliğin neden ve nasıl aynılaştırıldığı da Müslümanlara anlatılmalıdır.

Ezbere değil, çağın ihtiyaçlarını görmek, çağı binlerce yıl öncesinin adetlerine göre değil, din adına konulmuş adetleri çağın demokratik özüne uyumlu hale getirmek gerekiyor. Eğer bunu yapmazsak İslam'ın neden son din olarak zuhur ettiği de anlaşılmaz. Eğer din adına yapılan kötülükleri ve çirkinlikleri eleştirmez ve değiştirmezsek, İslam'ın kendinden önceki din ve inançlara eleştirisinin tarihsel ve toplumsal anlamı kalmaz.

İslam'da olması gerekenin aklın ulaştığı düzeyi göz önünde bulundurarak, toplumun ihtiyaç duyduğu ahlakı temel alıp demokratik İslam içtihadını yapmak olduğu kesindir. Bu içtihatla amaçlananın dini hayatı adeta baştan yeniden inşa etmek olduğu da bilinmek durumundadır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.