Kadınlar duygularına kilit vurmasın

Kadın Haberleri —

22 Ocak 2021 Cuma - 20:00

  • Kürt kültürünün sonu olmayan bir okyanus olduğunu kaydeden Dengbêj Meryem, “Biz içimizdeki acıları sanata dönüştüren kadınlarız. Kadınlar seslerine, duygularına kilit vurmamalı, dengbêjliğin kökleri kadınların hayatlarında saklıdır” diyor. 

NİMET ÖLMEZ
NUJINHA/WAN
 
Kürt toplumunun ortak hafızası ve vicdanı olarak tanımlanan dengbêjlik sanatında Kürt kadınlar, acılarını, kederlerini, aşklarını, özlemlerini duyurmak için dengbêjlik kültürünü sürdürdü. Aynı zamanda kadın sesinin ayıp olmadığını, erkekler gibi divana çıkarak anlatılan hikayeleri seslendirebileceklerini kanıtlama yolunda büyük yol kat etti. Acının peşini hiç bırakmadığı ve belki de bundan dolayı kendini dengbêj değil de “dertbêj” olarak nitelendiren Meryem Tuncer, bu halkanın kararlı üyelerinden biri. 
 
‘Kültürü yaşatarak değer verin’

Wan’da Dengbêj Gazin’in kuruculuğunu üstlendiği ve kentte bir ilki oluşturan Dengbêj Kadın Evi’nde ilk defa duygularını içli bir sese dönüştüren Dengbêj Meryem’in yaşamında göç hiç eksik olmadı. Türk askerlerinin babasına yaptığı işkence izlerinden yıllar sonra cezaevine düşen annesine, dağ eteklerinde bulunan köyünden Rojava’da katledilen siyasetçi Hevrîn Xelef’e kadar uzanan onlarca olayı yazıp okumuş. 
Kentteki her etkinlikte yöresel kıyafetleri, başındaki renkli şalı ve hep gülen gözleriyle dikkat çekiyor. Tıpkı 22 Ağustos 2018’de yaşamını yitiren Dengbêj Gazin gibi değerinin sonradan anlaşılmasını istemiyor. “Gençlerin kültürümüzü yaşatmasını istiyorum” diyor ve ekliyor: “Değerimiz ancak böyle anlaşılır.”
 
Acılarını sanata dönüştürdü

Göçle başlayan yaşam mücadelesini sanata dönüştüren kadınlardan biri olarak karşımıza çıkan Meryem’in hikayesi, Şirnex’ten başlayan göç çilesi önce Cizîra Botan’dan Adana’ya, oradan da Wan’a kadar sürüyor. Özellikle küçük yaşta kaybettiği babası ve kız kardeşine, daha sonra sürgünde geçen yıllarda köyüne duyduğu özlemini “Ez dengbêj nînim, ez dertbêj im” (Ben dengbêj değilim, dert söyleyenim) sözleriyle özetleyen Meryem, her Kürt dengbêj kadını gibi zorluklar karşısında hiç bitmeyen sanat tutkusunu Ayşe Şan, Meryem Xan ve ustası ve yol arkadaşı Dengbêj Gazin gibi kadınları düşünerek diri tutuyor.     

‘Ayşe Şan’da içimdeki dengbêjliği görürdüm’

Meryem, “Çocukken köyümüzde yakın akrabamız olan bir Dengbêj Salih vardı. O, uzun kış gecelerinde herkesi etrafına toplar ve söylerdi. Ben de onu dinlemeye gitmek için anneme yalvarırdım. Dinledikçe içimdeki dengbêjliği görürdüm. Her bir iç çekişimde stran söylerdim, etrafımda kim varsa sesime kulak kesilirdi.
O zamanlar internet, televizyon, radyo yoktu. Her şey masallar, kilamlar ve dengbêjlik üzerineydi. Sadece bir teybimiz vardı, Ayşe Şan’ın stranlarını dinlerdim. Babam ne zaman kapatmamı istese teybi alır, gizli saklı dinlemeye devam ederdim. Eskiden bir kız çocuğunun dengbêji öğrenip söylemesi ayıp, hatta günahtı” sözleriyle anlatıyor başlangıç hikayesini. 

‘Zincirlerimi attım’

Dengbêjliğe ustası Gazin sayesinde başladığını, baskı zincirlerini kırmada onun büyük etkisi olduğunu anlatan Meryem, şöyle konuştu: “Gazin benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. 2008’de Wan’da kurulan barış çadırını ziyaret etmiştik. Yanımdaki kadın Gazin’a sesimin güzelliğinden bahsedince hemen benimle ilgilendi. Gidip dengbêj evine kayıt olmamı istedi. Ben ısrarla erkeklerin ve toplum içinde stran söyleyemeyeceğimi söyledim. O da orada sahneye çıkarak ‘Burada sesi çok güzel bir kadın var. Onun bize bir dengbêji söylemesini istiyorum’ dedi. Gelip yanıma ısrar etti. Hatta  kendi şalıyla önümü örterek ‘hadi söyle, seni kimse görmüyor’ dedi. Ve ben ilk defa bir şal altında sesimi duyurabildim. Annem için yazdığım parçayı söyledim. Herkes alkışlayınca utandım, korktum, ne yapacağımı bilemedim. Daha sonra Gazin’in kurduğu Kadın Dengbêj Evi’ne gidip kayıt yaptırdım. Gazin sayesinde zincirlerimi koparıp attım.” 
 
Kültürümüz sonsuz bir okyanus

Dengbêj Meryem, kadınlar üzerinde toplum baskısının hala devam ettiğini, binlerce dengbêj kadının hala gizli kaldığını söylüyor. Kadınların içindeki hazinenin ancak özgür bir ortamda ortaya çıkabileceğini söyleyen Tuncer, “Kendine ve sesine güvenen her kadının bu kültüre sahip çıkması lazım. Sesimizin odaların içinde yok olup gitmemesi gerekiyor. Tıpkı Gazin’in elimden tuttuğu gibi biz kadınlar birbirimizin önünü açmalıyız. Yaşadığım acıları stranlara dönüştürmeseydim ölebilirdim. Biz içimizdeki acıları sanata dönüştüren kadınlarız” diyor. 
Kürt kültürünün sonu olmayan bir okyanus gibi olduğunu kaydeden Dengbêj Meryem, her Kürt’ün bu değerlere sahip çıkmasını istiyor. Tuncer’in kadınlar için de mesajı şu: “Kadınlar seslerine, duygularına kilit vurmamalı, dengbêjliğin kökleri kadınların hayatlarında saklıdır.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.