Kanunlar Kürtçeye karşı

Dosya Haberleri —

19 Şubat 2021 Cuma - 23:00

  • Türkiye'nin engelleme ve baskılarına rağmen ana dil hakkı için en güçlü talep ve örgütlülüğü geliştiren halk olan Kürtler, dillerini yaşatmak adına her yolu deniyor. Sanal mecralar, sanat disiplinleri ve dernekler dil mücadelesinin en güçlü verildiği alanlara dönüşmüş durumda.

MİHEMED PORGEBOL

1952 yılında Bengalli üniversite öğrencileri Anadil hakkı için Pakistan hükümetine karşı ayaklandılar. Ülkede Urduca'dan başka bir dilin kullanılmasını kabul etmeyen Pakistan hükümeti, Bengalli öğrencilerin bu taleplerine saldırıyla karşılık verdi. Bu saldırıda 4 üniversite öğrencisi yaşamını yitirdi. 

1999 yılına gelindiğinde dünyanın her yerinde Anadil hakkı için talepte bulunan ezilen halklar, sonunda Birleşmiş Milletler'e bağlı Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü'ne (UNESCO) Anadilin bir hak olduğunu kabul ettirdiler. UNESCO 17 Kasım 1999 yılında yayımladığı bildiriyle 21 Şubat tarihini Bengalli üniversite öğrencilerinin anısına Dünya Anadil Günü olarak ilan etti. O günden beri dünyanın her yerinde kutlanan Anadil Günü, bir temel hak talebinin evrensel ifadesine dönüştü. 

Her ay 2 dil yok oluyor
UNESCO'nun 2020 Dünya Dil Atlası verilerine göre dünya nüfusunun %40'ı ana dilde eğitim hakkından yoksunken her ay en az iki dil yok oluyor. Rapora göre yer yüzünde 6 bin dolaylarında dil konuşulurken bu dillerden 2 bin 400 tanesi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yer yüzündeki bütün bu dillerden yalnızca 300 tanesi resmi olarak tanınıp korunuyor.  Oysa ana dil hakkı ezilen toplumlar için eğitim, sağlık, bilim, çocuk gelişimi, örgütlenme vb birçok temel alanda önemli bir kriter olarak dünyaca kabul ediliyor. Dillerin korunması ve geleceğe taşınmasında kuşkusuz en önemli grup ise çocuklar. Çocukların ana dillerinde eğitim görebilmesi konuştukları dillerin en az bir kuşak daha yaşayabilmesi anlamına gelir. Bu sebeple anadil hakkı, Birleşmiş Milletler tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde ilan edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde de temel haklar arasında yerini buluyor.

Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde 
Türkiye'nin çekinceleri
Türkiye de 1995 yılında kanununu onaylayarak Resmi Gazetede yayınlayıp, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni Anayasa’sının 90.maddesine göre iç hukukta kanun hükmü haline getirdi. Fakat sözleşme 17, 29, ve 30'uncu madde hükümlerine konan çekince ile kabul edildi. Türkiye'nin çekincesi Resmi Gazetede  “İhtirazi Kayıt: Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 17, 29 ve 30. maddeleri hükümlerini  T.C. Anayasası ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak yorumlama hakkını saklı tutmaktadır.” şeklinde ifade edildi. Çekince konan bu üç maddeye baktığımızda ortak birçok noktanın yanı sıra dil, iletişim, kültür odaklı hükümlere yer verildiğini ve çekince sonucu üç maddede yer alan hükümlerin ağır ihlallere uğrayarak, kullanılamaz hale geleceği sonucunu çıkarmak zor değil.