Kendinden paşa

Selim FERAT yazdı —

24 Ağustos 2020 Pazartesi - 23:00

TSK’nın Heftanîn ve Güney Kürdistan’a saldırıları, deyim yerindeyse herkesin maskesini düşürdü.

Güney Kürdistan’daki yönetim zor ve tarihi bir imtihandan geçti.

Güney halkı yönetenleri tanıdı. Yönetenler kendilerini aynada görmek gibi bir sınavdan geçiyorlar.

Ankara-Erbil arasındaki oyunu bozan Heftanîn’deki direniş oldu.

Güney’in işgalinin, Neçirvan Barzani eksenli gücün icazeti olmaksızın, mümkün olamayacağını yazdım.

Bundan dolayı ben ve aynı doğrultuda görüş beyan eden arkadaşlarım, birçok tepki aldık.

Bu işin doğasına ters değil.

Bir arkadaşım ben ve bu doğrultuda yazan arkadaşlarıma karşı sert eleştirilerin olduğunu belirtmişti.

Normal buluyorum.

Normal bulmadıklarımı yazayım.

Entelektüel yükümlülükle alakası olmayanların, kendilerini dünyanın merkezine koymalarını hiç anlamadım.

Kendilerini dünyanın merkezine koyanlar, sosyal bir fenomen olmaktan çok, onlarca yılın deforme olmuş, sosyal-politik krizinin ortaya çıkardığı tipolojilerden sadece sadece biri oluyorlar.

"Biz söylemiştik, dinlemediler…

Zamanında yazmıştık, onlar uyguluyorlar…

Tarih bizi haklı çıkardı…

Fikir bizde, onlar bizim teorimize göre hareket ediyorlar…

Bilmiyorlar, stratejiyi bizden alıp, yaşama geçiriyorlar…“

Bu sözlerin arkasına sığınan tipolojiyi tanıyor olmanız gerekli.

Kendinden paşa adamlar.

En bilenler;

Sadece kendi hikayelerine inananlar;

Başkalarını duymak istemeyenler;

Krenski’nin ordusuz generalleri pozunda olanlar;

Kendilerini dünyanın merkezinde görenler ve "paşa“ ilan edenler.

Bir Arap hikayesindeki gibi.

Kimsesiz, biraz da kaybetmiş, az da forsu kırılan bir Arap varmış.

Ama talimatlar verir, dünyayı değiştirebilecek kudrette sözler ürettiğini zannedermiş.

Kendisini, halkın olmayan bir paşası gibi görür ve mutluluk dünyasına gark olurmuş.

Günün birinde, bu monolog sahnesini uzun dönemden beri izleyen genç biri, bu heybetli adamın gücünün sırını öğrenmek için, oyunun kahramanına usülce yaklaşmış ve sormuş.

"Paşa paşa, kim seni böyle pohpohladı;

Seni böyle pohpohlayarak, paşa ilan eden kim?“

Sahnedeki kahraman pozunu hiç bozmadan:

"Ben yaptım, pohpohladım ve paşa ilan ettim kendimi.“

Kark Kraus öz bir cümlede ifade etmiş:

"Menşe hedeftir.“

Kendinden Paşa’nın menşesiz ve hedeften yoksun olmasına hiç üzülmüyorum.

"Takvim zamanı sayıyor, saat gibi değil.“ (Walter Benjamin)

Takvim gibi on yılları hesaplayanlara inat, saat gibi günlerini geçirme pahasına, kendilerini paşa ilan edenlerin sefaletine ise hiç mi hiç üzülmüyorum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.