Kürt Alimler Cemiyeti kuruldu

Ahmet TURHALLI yazdı —

17 Mayıs 2022 Salı - 08:19

  • Tarihimizde Kürdistan alimleri ve medreseleri iktidarların zorbalıkları ile bertaraf edilmiş, İslam dini milletimiz ve Kürdistan coğrafyasında kendi gerçeğinden uzaklaştırılmıştır. Devlet ve İktidarlardan bağımsız bir dini ve ilmi kuruluşun oluşturulması, toplumun gerçek dinle tanışmasını mümkün kılacaktır.

8 Mayıs 2022 tarihinde Almanya’nın Hagen kentinde bir araya gelen onlarca Kürt alimi, tarihi bir çıkışla, inançlı Kürt milletine ve İslam alemine, ilmi açıdan kaynak olacak ve yaşanmakta olan tıkanıklığı aşacak bir kurumlaşmanın ilk adımını atmış oldular. İslam aleminde ve özelliklede Müslümanlar da ki kafa karışıklığı, toplumları bir buhrana sürüklemiş durumdadır. Bu buhran ve krizin aşılabilmesi için, İslam dininin temel ölçülerinin yeniden ortaya çıkarılması ve bu ölçülerin bir netleşmeye kavuşması acil bir ihtiyaçtır. Bu ölçüler Kur’an, sünnet, ahlak, adalet, bilgi ve akıl ölçüleri olmalıdır. Ölçülerin anlam kazanması ise, topluma tebliğ edilmesi ve bu değerlerin yaşanması ile gerçekleşebilir. Şimdiye kadar zalim iktidarların para ve zorbalıkla oluşturmuş oldukları bu tür kurumlaşmalar, toplumu iktidarların yedek gücü haline getirmiş, İslam’ın ve insanlığın ise tahrif olmasına ve din adına ahlaksızlığın yaygınlaşmasına sebebiyet vermiştir. İslam adına imparatorlukların, saltanatların ve bugünkü devletlerin, (Hıristiyanlıktan/Zerdüştilikten) 

Sasani ve Bizans’ın taklidi olarak şekillendirdikleri, kendilerine bağımlı, Şeyhul İslamlık, Müftülük, Velayet, Diyanet ve benzeri iktidar kurumlaşmaları, toplumu dindarları ve onların çıkarlarını değil, iktidarların çıkarlarına göre şekillenmiş ve işlev görmüşlerdir. Bundan dolayı İnanç toplumun ve bireylerin değil, devletin ve maddi gücün dinine dönüşmüştür. Esas İnanç kaosumuz, krizimiz ve çıkmazımızda bu durumdan kaynaklanmaktadır. Allah dini bireye ve topluma gönderirken, iktidarlar dini tahrif ederek, kendi çıkarlarına göre şekillendirmişlerdir. Devlet ve iktidar dinine karşı çıkan ulema, ya katil edilmiş ya da zindan ve zorbalıklarla sindirilmiştir. İslam’ı yaşaması ve yaşatması gereken ulemanın yerine, bilgi yüklü devletin ve iktidarların sofralarında oturan, onlarla haşir ve neşir olan, onlardan beslenen, toplumu sömüren tabakalar oluşturulmuştur. Nasıl ki İsevilik adına Papazlar ve İseviliğin din adamları, Krallar ve imparatorluklarla anlaşmış, maddiyatı ve iktidarları paylaşmış, milleti her türlü hakiki ilimden, gerçek İsevilikten, insanlık ve adaletten uzaklaştırmışlardı, İslam alemi dediğimiz coğrafyada da, bu durumun tekrarı ve kopyası yaşanmıştır. Dinler İktidarlara alet olduklarında, beşeri ideolojilerden daha tehlikeli ve daha yıkıcı sonuçlara sebebiyet vermektedirler. İslam iktidar ve saltanata alet edildiği için, Peygamber torunlarının kafaları din adına kesilmiş ve İslam’ın gerçek alimleri ile dürüst Müslümanlar tarihte ve günümüzde iktidarların vahşetlerine maruz kalmışlardır. İnanç şahsiyetin ve toplumundur. İktidarlar ve sultanların değildir, din onlar için din sadece bir istismar aracıdır. Bundan dolayı İnanç ve onun kurumlaşması devletlerin değil, daha önce de Kürdistan’da olduğu gibi, toplumların oluşturmuş oldukları Medreseler, ve toplumun vicdanı olacak Alimler in kurumsallaşması sorunlarımıza çözüm olacaktır. Böylelikle toplum İnancın hakikati ile tanışmış olacak ve bunu yaşama şansı elde edecektir. Yakın tarihimizde Kürdistan alimleri ve medreseleri iktidarların zorbalıkları ile bertaraf edilmiş, İslam dini milletimiz ve Kürdistan coğrafyasında kendi gerçeğinden uzaklaştırılmıştır. Devlet ve İktidarlardan bağımsız bir dini ve ilmi kuruluşun oluşturulması, toplumun gerçek dinle tanışmasını mümkün kılacaktır. Kürt alimleri öncülüğünde, tarihi tecrübesi olan bir milletin böylesi bir kurumlaşmayı oluşturması tarihidir ve başarı şansıda oldukça fazladır. Tek ve dağınık bir şekilde tarihte, İslam’a hizmet etmiş Kürt alimleri, kurumlaşamadıkları için sultanlara ve iktidarlara hedef olmuşlardır.

Bazılarını ise, iktidarlar kendileri için kullanmışlardır. Molla Gorani ve diyanet işleri başkanı Mehmet Nuri Yılmaz birer örnektirler. Yani din adına iktidarlardan yana saf tutarak, hem Kürt ve Kürdistan’ın canına okumuşlar, hem de dine büyük zararlar vermişlerdir. Bağımsız bir alimler kurumuna yüzlerce yıldır ihtiyaç vardır. Arapların Arap milliyetçiliği ile, Farsların Fars milliyetçiliği ile, Türklerin ise faşizm ve ırkçılıkla oluşturmuş oldukları devlet ve maddi güç dinciliği, Müslümanların ve insanlığın başına bela olmuş durumdadır. Defterleri bembeyaz olan Kürt milletinin alimlerinin, insiyatif almaları değerli ve tarihidir. Bu kurumlaşmanın ilk adımı dahi heyecan vericidir. Bin yıldan daha fazla bir zamandır İslam alemine, büyük katkılar sunan, Kürt ve Kürdistan medreseleri, ilmi açıdan İslam aleminin birçok ihtiyacını karşılamışlar/karşılayabilirler. Bu kurum demokratik, özgürlükçü, toplumsal ve ilmi çalışmaları ile, toplumda değişiklikler yapama kapasitesine ulaştığında, Müslümanlar arasındaki birçok krizin aşılmasına da katkı sağlayacaktır. Bağımsız ve net ölçülerle kendini kurumlaştıracak Alimlerimiz, aldatılan milletimizi, sömürgeci din istismarcılarının çarpık zihniyetinden koparacak ve onları İslam’ın hakikatine yönlendireceklerdir. Toplumsal, demokratik ve özgürlükçü İslam mefkuresi yaygınlaştıkça sömürgeciler, İslam istismarcılarının zemini daralacak ve milletimiz kendi hak ve iradesi ile tarih sahnesine dahil olacaktır. Demokratik, ilmi ve toplumsal İslam, böylelikle İslam aleminde ve Müslümanlar arasında gelişerek, var olan zulmün ve çözümsüzlüğünde ortadan kaldırılmasına sebep olacaktır. Bu kurum İslami ve ilmi merci olarak geliştiğinde, artık İslam toplumları da bu ilmi kaynaktan besleneceklerdir. Kürt uleması, Kürt Müslümanları ve Kürdistan coğrafyası demokratik, ilmi, özgürlükçü bir potansiyele zaten sahiptir. Çünkü Kürdistan coğrafyası farklı din, mezhep, tarikat ve cemiyetlerin beşiğidir. 

Alimlerimizin kurumlaşması ve ciddi bir kurumlaşmaya ulaşmaları için, her kes ve kesim katkı sunmalıdır. İmam Azamın, İbnul Esir'in, Amedi’nin, Ceziri'nin, Ahmede Xani'nin, Şeyh Saidi Kurdi’nin, Berzenci’nin, Kadı Muhammed'in ve binlerce alimin torunları olan Alimlere de, Allah, milletimiz ve tarih bu sorumluluğu yüklemiştir. Hayırlara ve hakikatlerin ortaya çıkmasına vesile olması niyazı ile.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.