Kürt'ün doğalgazı nasıl peşkeş çekildi?

Dosya Haberleri —

6 Haziran 2022 Pazartesi - 20:00

Petrol

Petrol

  • AKP, KDP ile birlikte petrolden sonra Güney Kürdistan'ın doğalgazına da çöreklenmeye çalışıyor. Neçirvan Barzani öncülüğünde Güney Kürdistan petrolünü 50 yıllık gizli anlaşma ile AKP'nin sömürüsüne açan KDP, bu olanakla Erdoğan'a işgal sınırlarını ve Güney'deki hakimiyet alanını genişletme fırsatı verdi.
  • KDP günahlarının bedelini Güney halkına ödetmeye çalışıyor, halkın bu karara karşı çıkması için ulusal duygularına hitap eden çağrılar yapıyor fakat nafile! Güney halkını, ağır bedellerle elde ettiği kazanımların (maddi ve manevi) tehlikeye girmesine dahi refleks göstermeyecek raddeye getirdi.

RENAS ZAL

Rusya Ukrayna savaşıyla birlikte dünya genelinde açığa çıkan enerji krizi doğalgaz fiyatlarındaki fahiş artış ve yaşanan gaz tedariki sıkıntısı uluslararası güç dengelerini can havliyle yeni pozisyonlar almaya yöneltti. Enerji krizinin yarattığı siyasi ve ekonomik açmazlar, alternatif gaz arayışları, doğu-batı ayrımı gözetmeden  her alana yayıldı. Bu savaşla birlikte iki kutuplu bu dünya denkleminde taraf olmaya zorlanan birçok güç Rusya'ya nispeten çıkar devşirmeye daha elverişli buldukları ABD İngiltere/NATO kutbuna yaslanma eğilimi gösterdi. Rusya karşıtı bir pozisyon alan Avrupa ülkelerinin bu kutba daha radikal düzeyde entegre olması için ABD ve İngiltere bloku Rusya'nın elindeki doğalgaz kartını etkisiz kılmak için alternatif doğalgaz kaynakları bulmaya çalışıyor. Bu yüzden dünya doğalgaz rezervi ve tedarikinde birinci ve ikinci sıralarda yer alan Rusya ile siyasi müttefiki İran, enerji pazarında her zamankinden daha hassas bir tetiklilik halindeler.

Türkiye Kürdistan'a çökmeye çalışıyor

Bu süreçte Rusya ve ABD arasında bir denge siyaseti yürütmeye çalışan fakat koşulların artık safını belli etmeye zorladığı Erdoğan ise kaos ortamından kendine çıkar ve pay kotarma uğraşında. İçinde bulunduğu siyasi, sosyal ve ekonomik krizden çıkmak için gerek içeride gerek uluslararası arenada bir başarı hikayesine veya elini güçlendirecek bir koza ihtiyaç duyuyor. Bir yandan uluslararası arenada kaybettiği itibarı tekrar kazanmak için arabulucu rolüne soyunuyor, bir yandan da içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik dar boğazdan sıyrılmak için yeni sömürü araçları ve kaynakları bulmaya çalışıyor. Bu varlık-yokluk savaşı verdiği süreçte dönemin en can alıcı olanağını kendisine altın tepside sunan sadık müttefiki KDP ile birlikte petrolden sonra Güney Kürdistan'ın doğalgazına da çöreklenmeye çalışıyor.

KDP Erdoğan'ı kurtarma peşinde

Tam da bu darboğazda Erdoğan'ın imdadına yetişen KDP, özelde Başur statüsüne genelde bütün Kürtlerin kazanımlarına kibrit suyu döken adımlarına bir yenisini daha eklemeye çalışıyor. Bölgenin doğalgazını da tıpkı petrolü gibi bir türlü kavrayamadığımız bir akıl ve vicdan tutulmasıyla Erdoğan'ı kurtarmaya adayan KDP İngiltere-ABD öncülüğünde, uluslararası bir konseptle bağlantılı bu tehlikeli oyun/planda en kullanışlı piyon konumunda. KDP'nin bu cüretkar hamlesinin arkasında ABD ve İngiltere olduğu, Irak, İran ve Rusya'ya rağmen pazara girme ısrarında sırtını bu güçlere yasladığı aşikar. Yoksa füzelerle, petrol kaçakçılığıyla yargılanıp sınandığı bir dönemde iki kutuplu bu tehlikeli düzenin ve dahi pazarın ortasına, üstelik taraf olarak serbest bir dalış yapmazdı.

KDP ve AKP'nin 50 yıllık anlaşması

2011 yılında Neçirvan Barzani öncülüğünde Güney Kürdistan petrolünü 50 yıllık gizli bir anlaşma ile AKP iktidarının sömürüsüne açan KDP, bu olanakla Erdoğan'a işgal sınırlarını ve Güney'deki hakimiyet alanını genişletme fırsatı vermişti. Aynı zamanda müthiş bir ekonomik sömürü alanı yaratmış ve AKP iktidarına Kürt petrolünü kendi petrolü gibi talan edip değerinin çok altında kelepir bir fiyatla kaçak yollardan dünya pazarına akıtma olanağı sunmuştu. Bu şekilde Erdoğan hem Türkiye'nin petrol ihtiyacını karşılıyor hem de bu güçlü kartı kullanarak kendisine siyasi bir nüfuz alanı geliştiriyor. Yıllardır vuku bulan devasa yolsuzluklara, yaşanan siyasi ve ekonomik krizlere rağmen Türkiye'nin hala ayakta kalabilmesinin dayanaklarından biri de KDP'nin ona sunduğu bu büyük nimetlerden sağladığı kazançtır. Yine Güney içinde Türkiye'ye açılan ticari alanlar, askeri işgallerle talan edilen topraklar, sömürülen zenginlikler de cabası. Bu 50 yıllık petrol anlaşmasının içeriği güvenlik maddeleri taşıdığı gerekçesiyle hala gizli tutuluyor ve şu ana kadar da KDP içerisindeki birkaç yönetici dışında bu anlaşmanın içeriğine dair kimse bir bilgiye ulaşamıyor. Ne Güney parlamentosu, ne partiler, ne de Güney halkı bu anlaşmanın içeriğinden haberdar değil.

Tasfiye planları

KDP'nin akıl almaz bir iştahla verdiği desteğin ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasi talanın yanı sıra Erdoğan'ın Neo-Osmanlı hayallerini gerçekleştirmesine de hizmet ettiğini söylemek abartılı olmaz sanırım. Zira yıllardır fiili olarak Misak-ı Milli sınırlarını yeniden örüyor ve bu sınırlar içerisindeki zenginlikleri rahatlıkla sömürme olanağı sağlıyor. Startının 2 Şubat'ta yine Neçirvan Barzani'nin Erdoğan ziyaretiyle verildiği ve 15 Nisan'da Mesrur Barzani ziyaretiyle birlikte fiili olarak başlatılan işgal saldırıları yoğun bir şekilde devam ediyor. KDP'nin tarihten bu yana neredeyse Türkiye ile yaptığı bütün görüşme ve anlaşmaların PKK'nin tasfiye edilmesine dair "gizli güvenlik" maddeleri ve planları içerdiğini her görüşme sonrası gelişen saldırılardan rahatlıkla anlamak mümkün. Nitekim 11 yıl önce yapılan petrol anlaşması da bugün yapılmaya çalışılan doğalgaz anlaşmasında da Erdoğan'a PKK'nin tasfiyesine yönelik her türlü desteğin verildiğini, KDP cenahının tutum ve söylemlerinden, yoğun görüşme trafiğinden ve en önemlisi de savaş sahasındaki somut hareketliliğinden açık bir şekilde gözlemlemek mümkün. Petrol anlaşmasındaki gizli güvenlik maddelerinin PKK dışında bir öznesinin olması mümkün değil zira Erdoğan'ın da KDP'nin de PKK'yi varlıklarını tehdit eden bir güvenlik sorunu olarak gördükleri bir gerçek.

KDP tıpkı 2017'de yapılan ve yüzde 51 toprak kaybıyla sonuçlanan referandumda yaptığı gibi, bölgesel ve uluslararası dengeleri gözetmeden, bu adımın doğuracağı olumsuz sonuçları muhakeme etmeden, Güney statüsüne ve ulusal kazanımlara vereceği olası zararları düşünmeden can havliyle YNK'yi de ikna etmeye çalışıyor. 

YNK Türkiye'yi istemiyor

Irak doğalgazının yüzde 85'i Güney'de Güney gazının yüzde 85'e yakın büyük bir bölümü de YNK'nin hakimiyet alanındaki Çemçemal ve Germiyan bölgelerinde bulunuyor. Dolayısıyla KDP, Erdoğan ile yaptığı anlaşmaya YNK'yi de ikna ederek dahil etmek zorunda. KDP bu bölgenin gazının Hewlêr ve Duhok üzerinden yeni bir boru hattıyla Türkiye'ye taşınmasını istiyor. Fakat YNK bugüne kadar bu talebe yer yer sert tepkilerle olumsuz yanıtlar verdi. "Bölge petrolünde yaptığımız hatayı doğalgazda yapmayacağız" diyerek hem kendi egemenliğindeki bölgeyi KDP ve Türkiye'nin sömürüsüne açmaktan imtina ediyor hem de Irak, İran ve Rusya'nın bu yönlü olumsuz tepkilerinden dolayı böyle bir adım atmayı sakıncalı buluyor. Son kertede YNK Çemçemal bölgesindeki doğalgaz rezervlerini olası bir saldırı veya işgale karşı korumak için silahlı bir koruma gücü dahi oluşturdu. Zira Çemçemal'de bulunan KDP yanlısı bazı aşiretlerin KDP'nin teşvikiyle bu yönlü bir girişimini olası buluyor.

YNK ve KDP arasında son süreçlerde gelişen birçok siyasi anlaşmazlığın YNK'nin bu tavrında belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Cumhurbaşkanlığı adaylığı, hükümet kurma çalışmaları, bölge seçim yasası üzerindeki anlaşmazlık, bölgeye gelen bütçenin YNK ve KDP bölgeleri arasında eşit dağıtılmaması ve tabi bu sorunlarla tekrar tekrar açığa çıkan tarihi anlaşmazlıklar...

YNK kendi bölgesindeki doğalgazı KDP yoluyla Türkiye'ye vermektense Irak'a satmayı veya Irak üzerinden dışarıya satmayı daha uygun buluyor. Bu yönlü İran, Irak ve Rusya ile belli düzeyde tartışma ve görüşmeler de yürütülüyor. YNK, KDP ve Türkiye ile bu yönlü bir uzlaşı geliştirmezse -ki İran ve Irak ile olan ilişkileri bunu olanaksız kılıyor- bu anlaşmanın hayat bulması mümkün görünmüyor.

İran kilit konumda

Birçok alanda Rusya'nın müttefiki İran ise Güney Kürdistan gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya satışına karşı duruyor. Zira hem elindeki doğalgaz kartına bir alternatif gelişmesini istemiyor hem de bu planın İngiltere ve ABD öncülüğünde hayata geçirilmek istendiğini biliyor. Zira İran hem Türkiye'nin hem de Irak'ın doğalgaz tedarikçisi. Hatırlarsanız bu yılın Ocak ayında Türkiye'ye 10 günlük süreyle doğalgaz akışını kesmiş ve Türkiye'de bir enerji krizine yol açmıştı. Her ne kadar teknik bir arıza olarak belirtmiş olsa da İran'ın bunu Türkiye ve İran arasında yapılması planlanan bir doğalgaz anlaşmasına karşılık caydırıcı bir hamle olarak geliştirdiğine dair emareler vardı. İran geçtiğimiz aylarda Hewlêr merkezine yönelik defalarca füze saldırısı gerçekleştirdi. KDP'nin Şii ayrışmasında taraf olması, Sadr İttifakı içerisinde yer alması, Cumhurbaşkanlığı adaylığı, KDP'nin İsrail ile siyasi ve ticari ilişkileri gibi birçok sorunun tetiklediği bu füze saldırıları, İran'ın KDP'yi terbiye etme araçlarından biri haline geldi.

Irak'tan KDP'ye uyarı

KDP, 2011 yılından bu yana "bağımsız ekonomi" adı altında bölge petrolünü Irak'ın onayı olmadan yasadışı yollarla satıyor. Irak Anayasası'na göre Irak'ın bütün bölgelerinden çıkarılan petrol ve gaz bütün Iraklılarındır ve bazı bölgesel özgünlükler dışında sağlanan gelir her bölgeye eşit dağıtılır minvalinde ibareler mevcuttur. Fakat bu yasa çıkarıldığı andan bugüne, üzerinde yürütülen tartışmalar hiç bitmemiştir. Zira özerk bölgelere daha geniş yetkiler verilmesine dair itirazlar hala güncelliğini koruyor. Fakat en nihayetinde bu Anayasa'nın yapım aşamasında ve onaylanmasında Başur hükümeti de yer almıştır.

Irak Federal Mahkemesi'nin (Irak’ın en yüksek karar merciidir ve bu mercide alınan kararları uygulamaktan başka yasal bir yol yoktur) 15 Şubat 2022 tarihinde "bölge hükümetinin 2007'de çıkardığı petrol yasası Irak Anayasası'na aykırıdır ve bugüne kadar yapılan petrol ihracatı yasadışıdır" şeklinde aldığı karar akabinde, Irak Petrol Bakanlığı bölge petrolünün 2014'ten bu yana yasadışı yollarla satıldığını söyleyerek bazı uygulama kararları almış ve bunu 24 Mart itibariyle KDP'ye tebliğ edip 15 gün mühlet vermişti. Bu karara göre: 2014'ten bu yana bulunan, işlenen, satılan bütün petrol belgelerinin bir nüshası Petrol Bakanlığı'na teslim edilecek, Irak merkezi yönetime bağlı özel bir şirket kurulacak ve bundan sonra bölge petrolünün yönetimi tamamen bu şirketin sorumluluğunda olacak. Yine bölge hükümetinin petrol satışlarından elde ettiği ve dış bankalarda bulunan paralar için de Bağdat tarafından bankalara resmi bir bilgilendirme yapılmış ve o paraların bölge hükümetine değil Bağdat hazinesine gönderilmesi talep edilmişti. KDP ile petrol anlaşması yapan bölge  ve uluslararası petrol şirketlerine bu satışların yasal olmadığına dair bilgilendirme ve uyarılarda bulunulmuştu. 2011'de Türkiye ve KDP arasında yapılan 50 yıllık anlaşmadan hareketle bölgeden ham petrol ihracı için Ceyhan Limanı üzerinde inşa edilen boru hattı 2014'te faaliyete girmişti. O süreçte Bağdat, Türkiye'ye karşı Uluslararası Ticaret Odası (ICC) yolu ile bir dava açmış ve Türkiye'nin Irak'a 24 milyar dolar tazminat ödemesi yönünde bir yargı süreci başlatılmıştı. Şimdi federal mahkemenin aldığı karar akabinde bu ICC süreci de tekrar gündemde ve Irak, Türkiye'yi bu süreci kendi lehine sonuçlandırmakla tehdit ederek KDP ile yaptığı anlaşmadan vazgeçirmeye çalışıyor.

KDP tüm seçenekleri deniyor

KDP her ne kadar bu kararları tanımadığını belirtse de son kertede sorunu tartışmak üzere Bağdat ile görüşmeler gerçekleştirdi. Fakat yapılan görüşmelerde bugüne kadar herhangi bir uzlaşı sağlanamadığı için sorun gittikçe derinleşen bir krize dönüşmüş durumda. Bağdat KDP'ye karara uymak dışında bir seçenek sunmuyor ve kendi kulvarında kararı uygulama yönünde ciddi adımlar atıyor. Netice itibariyle Bağdat, Federal Mahkeme'nin verdiği kararı uygulama noktasında ısrarcı ve askeri bir müdahale gerçekleştirecek raddeye gelmeden önce bütün seçenekleri deniyor.

Petrol kör düğümü

Şu an gelinen noktada KDP yıllar önce petrol üzerinden yaptığı hamlenin olumsuz sonuçlarıyla boğuşuyor ve çok ciddi yaptırımlara maruz kalmanın eşiğinde. Henüz Bağdat ile Güney arasındaki bu kör düğüme dönüşen sorunu çözme iradesi ve gücü gösteremezken şimdi bunu doğalgaz hamlesiyle bir gordion düğümüne çevirme uğraşında. Bilcümle Güney halkı ve bölge partilerinin tüm itirazları, Güney'in statüsüne, kazanımlarına yönelik gelişecek olan tehlikeye rağmen KDP ısrarla aynı tarihi hatayı yapmaya çalışıyor. 

Halk yaka silkiyor

Federal mahkemenin verdiği karar ve uygulama hamleleri KDP'nin petrol satışları ve yaptığı gizli anlaşmalar, Güney statüsü ve kazanımlarının tehlikeli bir eşiğe sürüklenmesi, kimin haklı olup olmadığı ve alınan kararın yasal olup olmadığından ziyade Güney halkının gündemi farklı. Zira Bağdat bu kararı verdiği andan bugüne kadar halkın bu karara yönelik olumsuz bir tepkisi ve bir itirazı gelişmedi. Hatta bugün Irak bölgedeki petrol sahalarına askeri zorla bir müdahalede bulunsa dahi halkın buna karşı bir refleksi olmayacak gibi görünüyor. 

Zira Güney halkı KDP tarafından bağımsız ekonomi adı altında yıllardır Bağdat'tan bağımsız yapılan petrol satışından elde edilen devasa gelirden payına düşeni almadı. Halk bu talan düzeninde yer alan her bir bireyin milyar dolarlar zimmetlediği fakat kendisinin gittikçe fakirleştiği bir düzene müdahale edilmesini alkışlıyor. Bölge petrolü satışının Bağdat üzerinden yapıldığı süreçte yaşam standarttı daha yüksek ve daha refah koşullarda yaşayan Başur halkı o günlere dönülmesini isteyecek kadar yaka silkiyor bu düzenden.

Ağır kayıplara yol açacak

Bunun yanı sıra bölge doğalgazı henüz Güney halkının temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamazken dünya pazarına akıtma gerekçesi hem abesle iştigaldir hem de Güney'in böyle bir gelire de ihtiyacı yoktur. Zira petrol gelirleri hakkaniyetle halkla paylaşıldığı müddetçe halk hak ettiği refaha kavuşacaktır zaten. Bu adım bölgenin doğalgazının da petrolü gibi sömürülmesinden, bölge ve uluslararası güçlerle karşı karşıya gelip statüyü saldırıya açmaktan, Kerkük benzeri ağır kayıplara yol açacak sonuçlar doğurmaktan başka bir son olarak, sürekli gaz krizinin yaşandığı, çoğu zaman kara borsa olduğu ve halkın günlerce gaz bulamadığı, gaz kuyruklarında heder olduğu Güney halkı neden böyle bir girişime onay versin ki?

Sömürgeci düzen 

Hala 24 saat elektrik dahi verilemeyen, elektrik sorununun insanları sokaklara dökecek kadar ciddi sorun olduğu bir yerde, halk neden böyle bir anlaşmaya veya satışa onay versin ki? Petrolü yıllardır başka ülkelerin, başka halkların ihtiyacını giderirken, kendisi günlerce ucuz benzin kuyruklarında işkence çeken halk, Bağdat'ın bölge petrolüne dair aldığı karara neden karşı çıksın ki? KDP günahlarının bedelini Güney halkına ödetmeye çalışıyor, halkın bu karara karşı çıkması için ulusal duygularına hitap eden çağrılar yapıyor fakat nafile! Güney halkını, ağır bedellerle elde ettiği kazanımların (maddi ve manevi) tehlikeye girmesine dahi refleks göstermeyecek raddeye getiren, bezdiren, bir umutsuzluk enkazına çeviren bu talancı, sömürgeci düzen yalnız bu süreçte! Umut edelim ki bu ilkesiz ve pervasız, bu halk düşmanı politikaların bedelini halk değil, bu düzenin sahipleri ödesin...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.