Lorîn hikayemin özeti

Kadın Haberleri —

16 Eylül 2020 Çarşamba - 18:00

  • Bez bebek hikâyesinin kendi hayat hikâyesi olduğunu dile getiren Bahar Kartan, neyi yaşıyorsam, neyi hissediyorsam bebeklerimde de onu yansıtmaya çalışıyorum” diyor ve sanatında onu büyüleyen geleneksel Kürt motiflerini kullanmayı tercih ediyor.

ESRA SOLİN DAL
MA/ İZMİR

Sanayileşmeyle birlikte unutulmaya yüz tutan bez bebek sanatıyla 6 yıldır uğraşan Bahar Kartan (45), İzmir’in Buca ilçesindeki evinin bir odasında kurduğu küçük atölyesinde adını ‘Lorîn’ koyduğu bez bebekler yapıyor. İstemesine rağmen çocuğu olmayan Kartan, yaptığı bez bebeklerle tüm çocukların annesi olmaya başladı. Qers’in Qamuşan ilçesinde doğan ve evlendikten sonra Semsûr, Ankara daha sonra da İzmir’e taşınan Kartan, Qers’ın yaylalarından Ege’nin maviliklerine kadar uzanan bez bebek hikâyesini anlattı.

Her rengin dili ve duygusu var

Bez bebek hikâyesinin kendi hayat hikâyesi olduğunu dile getiren Kartan, “Ben de bütün kız çocukları gibi bebekleri çok severdim. Tabii o dönem fabrikasyon bebekler yaygın değildi. Annelerimiz evden artan kumaş parçalarıyla, çubukların üzerinde ip sararak bize bebek yapardı. İlk oyuncağım annemle yaptığım bir ‘Bez Bebek’tir. Annemle geçirdiğim o değerli an, o efsûnî bez bebek beni bugünlere taşıdı. 25 yıllık evlilik sürecimde bebek sahibi olamayınca, bütün umutlarımın bittiği bir anda Bez Bebek hikâyem başladı” diye belirtti. 
Arkasında küçük bir iz ve kültürel bir miras bırakabilmek istediğini dile getiren Kartan, “Zamanın kucağına küçük bir anı bırakmak istiyorum. Kürt motiflerindeki renkler beni büyülüyor. Çocukluğumda babaannem bizimle yaşardı. O da geleneksel Kürt kıyafetleri giyerdi. O, en büyük ilhamım oldu. Bizim geleneksel motiflerimiz duygularımızın ifadesidir. Eskiden mesaj ve telefon gibi iletişim araçları olmadığı için insanlar renkler, simge ve motiflerle birine derdini anlatırdı. Yine Kürtçede ‘Deq’ dediğimiz dövme şekillerinden bir kadının hangi aşirete ait olduğu belli olurdu. Renklerin bir dili ve ifadesi var. Her duygunun bir rengi vardır. Aşk, özlem, sevgi, özgürlüğün yanı sıra ağıt, yas, çığlıklar da var. Ben de neyi yaşıyorsam, neyi hissediyorsam bebeklerimde de onu yansıtmaya çalışıyorum. Onun için her bir bebeğin bir hikâyesi ve bir ismi vardır” diye konuştu.
 
‘Lorînim'i yaşatıyorum’

Bütün bebeklerine Lorîn ismini verdiğini ancak her bebeğin kendi ismi olduğunu vurgulayan Kartan, “Lorîn Kürtçede ninni anlamına geliyor ve ben tedavi olduğum zamanlarda bir Lorîn’im olmuştu fakat dünyaya getiremedim. Lorîn, dünyaya gelmeyen bir umuttu benim için. Yani Lorînimi o bebeklerde yaşatıyorum. Bir Lorîn dünyaya getiremedim ama binlerce Lorîn bebekleri diğer çocuklara ulaştırdım.”  
En büyük hayalinin evinden bağımsız büyük bir atölye açmak olduğunu belirten Kartan, şunları söyledi: “Annelerin çocuklarıyla birlikte gelip bez bebek yapıp vakit geçireceği bir atölye istiyorum. İkinci ise ben bu bebeklerin patentini almak istiyorum. Fakat patent için de sponsor olması gerekiyor. Bunun için destek istiyorum.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.