Mezarı kaybolan bir Kürt Seyyidi

Toplum/Yaşam Haberleri —

9 Mayıs 2021 Pazar - 20:00

  • 1639 yılında boğularak öldürülen Urmevî’nin mezarı o tarihte Sur dışına gömüldü. Kentin 1930’lardan sonra Sur dışına taşması ile birlikte mezar yerine binalar, caddeler, sokaklar yapıldı. Urmevî’nin mezarı, ancak yıllar sonra 2007 yılında tespit edildi. Mezar yeri halen yaşlılar tarafından ziyaret ediliyor.

YILMAZ KAYA

AMED

 

Amed'de Osmanlı sultanı IV. Murat tarafından gücünden korkularak ailesiyle birlikte 1639 tarihinde idam edilen Kürt Nakşibendi şeyhlerinden Seyyid Aziz Mahmut Urmevî, Sur dışına gömüldü. Şehrin zamanla Sur dışına taşması ile mezarı binaların arasında kayboldu. Urmevi'nin mezarı ancak 2007 yılında belediye tarafından ortaya çıkarılarak koruma altına alındı.

Aslen Güney Kürdistan'ın Süleymaniye kentinde doğan ve daha sonra ailesiyle Doğu Kürdistan’ın Urmiye kentine göç eden Kürt Nakşibendi şeyhi Seyyid Aziz Mahmud Urmevî, 1600'lü yılların başında Amed'e yerleşti. Zamanla sıradan halk, ulemâ ve yönetici kesimden ilgi gören, paşalar ve serdarlar tarafından ziyaret edilen Urmevî, Amed'e gelen tüccarların da en güvendiği kişiydi. Batı ya da Doğu'dan kervan yolu üzerindeki Amed'e gelen tüccarlar, mallarını emanet olarak Seyyid Urmevî'ye içleri rahat bir şekilde teslim edebiliyorlardı.

 

Ünü Bağdat'tan Musul'a uzanıyordu

Amed'de bir tekke kuran ve ünü Urfa, Van, Tebriz, Bağdat, Musul ve Halep'e kadar ulaşan Urmevî'nin o tarihte 40 bin kadar müridi olduğu tarih kitaplarında yer alır.

Melayê Cizirî ile Feqîyê Teyran ile çağdaş olan Urmevî'nin Dicle Nehri kıyısında bulunan Qaws (Çarbax) köşkü, Amed'e gelen dönemin aydınları, şeyh ve paşalar tarafından ziyaret edilirdi. Ziyarete gelenler bazen günlerce Urmevî'nin misafiri olur, onun sohbetlerine katılırdı.

Osmanlı Sultanı IV. Murat da Revan seferi sırasında Urmevî'yi ziyaret eder ve bir süre evinde konaklar. Revan seferine padişahla birlikte katılan Urmevî, padişahla birlikte yolculuk yapar ve geçmekte oldukları bölgeler hakkında padişaha bilgi verir.

Sefer sırasında dinlenme alanlarında kurulan ordugâh çadırına gelen yörede yaşayan Kürtlerin çoğu, kimi babasının, kimi de kendisinin ahbabı olduğundan dolayı sık sık onu sorup, görmek ve sohbet etmek isterler.

 

Urmevî'nin öldürülmesi

Sultan IV. Murat, Bağdat seferi sonrasında yine Amed'e gelir. Ancak bu kez Urmevî'nin köşküne değil, Kabî köyüne misafir olur. IV. Murat, hem Revan seferi sırasında tanık olduğu Kürtlerin Urmevî'ye gösterdikleri ilgi ve yakınlık, hem de Amed'de paşaların Urmevî'nin günden güne güçlendiğini, gücünü kullanarak Sakarya Şeyhi gibi (Konya’nın Ilgın ilçesinde 'Sakarya Şeyhi' diye anılan Şeyh Ahmed, Mehdilik iddiasında bulunarak 7-8 bin kişilik ordusuyla isyan eder. Üzerine gönderilen Osmanlı güçlerini yenilgiye uğratır. En sonunda bir savaşta yakalanır ve işkence edilerek öldürülür) kendisini Mehdi ilan ederek isyan çıkarabileceği söylentilerini dikkate alarak öldürülmesine karar verir. Ve Urmevî, Qaws köşkünde, cellat Kara Ali tarafından boğularak öldürülür.

O sırada, padişahla birlikte Amed'e gelen ve evde konuk olan Rumeli Kazaskeri Ebussuudzâde Mehmed Efendi de, Urmevî'nin vahşice öldürülmesine tanık olur ve sonraki gün eceliyle vefat eder.

IV. Murat'ın emri ile Urmevî'nin isyana kalkışacağına dair herhangi bir emare ya da silah olup olmadığı araştırılır. Fakat köşkünde yapılan aramada buna delil olabilecek hiçbir şey bulunmaz. Urmevî'nin cenazesi, Sur dışına gömülür.

 

Şeyh Haşim ailesi ile Şemsiler de katledilir

Umrevi'nin katledilmesinden sonra, "Bağdat seferini onaylamadıkları" iddiasıyla, Urmevî'nin kuzeni ve 6. kuşaktan Şeyh Said'in dedesi de olan Şeyh Haşim ve ailesi de o dönem Bismil'e bağlı Çılsıtun köyünde vahşice katledilir, bütün köyleri ve arazileri yakılır. Şeyhin Haşim'in ailesinden sadece 5 yaşındaki Hüseyin kurtulur. Hüseyin'in 6. kuşak torunu ise 1925'te idam edilen Şeyh Said'dir.

IV. Murat bu katliamla da yetinmez, yine Amed'de yaşayan Şemsilerin de katledilmesi emrini verir ve yüzlercesi 'güneşe taptıkları' gerekçesiyle öldürülür, tapınakları ve evleri yıkılır.

 

Gücünden korkuluyordu

Avusturyalı tarihçi ve bilim insanı Joseph von Hammer-Purgstall, IV. Murat'ın, gücünden korktuğu için Seyyid Aziz Mahmud Urmevî'yi öldürdüğünü belirtir. Urmevî'nin çevresinde hatırı sayılır bir kitle topladığını, çevresinde sevilen-sayılan bir Seyyid olduğunu, insanların, tüccarların varını yoğunu hiç tereddüt etmeden kendisine teslim edebildiğini belirterek, "Asıl idam sebebinin, avâm üzerinde nüfuzunun tesiri ve Osmanlı saltanatının ilk zamanlarındaki Börklüce Mustafa ile daha yakın zamanlarda Küçük Asya'yı isyân ateşi içinde bırakan Sakarya Şeyhi'nin izinden gitmesi endişesi" diye yazar.

 

Kabî köyü ailesine verildi

Urmevî'nin ölüm emrini veren IV. Murat, iddiaya göre daha sonra bu kararından pişmanlık duyarak Kırklar Dağı'nın hemen arkasında bulunan Kabî köyünü ailesine hibe eder. Süryanilerin yoğunlukta yaşadığı köyün geliri Urmevî ailesine bırakılır. Ancak 1910 yılından sonra bu gelirler Vakıflar'a devredilir. Urmevî'nin soyundan gelen ve halen Amed'de yaşayan Aksoy ailesinin 30 yıl kadar önce Vakıflar Bölge Müdürlüğü aleyhine açtığı dava ise halen devam ediyor.

 

Mezarı yıllar sonra bulundu

1639 yılında boğularak öldürülen Urmevî’nin mezarı o tarihte Sur dışına gömüldü. Kentin 1930’lardan sonra Sur dışına taşması ile birlikte mezar yerine binalar, caddeler, sokaklar yapıldı. Urmevî’nin mezarı, ancak yıllar sonra 2007 yılında Amed Büyükşehir eski Belediye Eşbaşkanlarından olan Fırat Anlı’nın başında bulunduğu Yenişehir Belediyesi tarafından tespit edildi. Mezar yeri belirlenip etrafı parmaklıklarla kapatılıp tabela asıldı. Mezar yeri halen yaşlılar tarafından ziyaret ediliyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.