‘Ölümü gördüm, ötesi olabilir mi?’

Kadın Haberleri —

Güler Yanak

Güler Yanak

  • Güler Yanalak, Cizîr’de 8 yıl önce ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında 3 yaşındaki oğlunun peşinden dışarı çıktığı sırada bacaklarından ve karnından vuruldu. O dönem 8 aylık hamile olan Yanalak, vücudundaki 3 kurşun ve sırtına aldığı oğluyla eve kadar yürüdü. Hastaneye götürülmesi sırasında 2 saat boyunca bekletildi ve doktor raporunda karnına isabet edip, bebeğini de katleden kurşun yazılmadı.
  •  “Kimse o günleri unutmasın” diyen Yanalak, evinin sokağında çocuklarının gözü önünde vurulduğunu hatırlatıyor: “Ölümü gördüm. Ötesi olabilir mi? Çocuklarım annesiz kalacak diye çok korktum. Her silah sesi, top sesi duyduğumda o anı yaşıyordum. Psikolojik olarak hala da iyi değilim. Bir patlama sesinde hemen o görüntü gözlerimin önünde beliriyor.”

Şirnex’in Cizîr ve Silopiya ilçelerinde 14 Aralık 2015 tarihinde Şirnex Valiliği tarafından ilan edilen ve 2 Mart 2016’da sona eren sokağa çıkma yasaklarının üzerinden 8 yıl geçti. 79 günlük yasak sürecinde 177’si üç ayrı binanın bodrum katında olmak üzere en az 288 kişi devlet tarafından katledildi. 3 aylık bebekten 70 yaşındaki yurttaşa kadar yüzlerce insanın katledildiği süreçle ilgili yargılanan olmazken, Anayasa Mahkemesi (AYM), yaşam hakkının ihlaline dair yapılan başvuruları reddetti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ise iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle yapılan 34 başvurudan yalnızca 2 başvuruyu duruşmalı olarak incelemeye aldı. Aile ve avukatların hukuk mücadelesi 8 yıldır sürerken, cenazesini alamayan ailelerin direnişi de devam ediyor.

O döneme tanıklık eden kadınlardan Güler Yanalak, yaşadıklarını Jinnews’ten Öznur Değer’e anlatırken “O günler zihinlerden silinmesin” diyor. 38 yaşındaki Güler Yanalak, 20 Aralık 2015’te 3 yaşındaki oğlunun peşinden sokağa çıktığı sırada Cizîr’in Nur Mahallesi’ne bağlı İstek Sokak’ta polis veya askerler tarafından vurulur. Vurulduğunda 8 aylık hamile olan Yanalak, bebeğini kaybetti.

Yasağın 6’ncı gününde evinin sokağında bacakları ve karnından 3 kurşunla vurulan ve kendi imkanlarıyla eve kadar gelen Yanalak, hastaneye götürülmek için saatlerce bekletildi. Yaşama tutunması mucizeydi fakat karnındaki bebeğini kaybetti. 3 çocuk annesi ama bir daha çocuğu olamadı. 2 kez ameliyat oldu ve bir daha ameliyat olması gerekiyor. Genç kadın hem fiziksel hem de psikolojik olarak yaşananların etkisinden çıkabilmiş değil.

Yanalak, şu sözlerle vurulduğunu güne gidiyor: “3 yaşındaki oğlum günlerdir evde kalmaktan sıkılmıştı. Bizim mahallede de bir olay yaşanmadığı için dışarı çıkanlar oluyordu. Sokakta insanlar oluyordu. Oğlumun dışarı çıktığını görünce ben de onu getirmek için ardından dışarı çıktım. O esnada 8 aylık hamileydim ve doğumuma az bir süre vardı. Sokağa çıktığımda oğlumu sırtıma aldım. Karnım şiştiği için taşımakta zorlanıyordum. O nedenle sırtladım onu. Ardından eve dönmek için yönümü çevirdiğim gibi mermilere maruz kaldım. İki bacağıma ve karnıma kurşun isabet etti. O sırada beni gören komşular oldu ve ben de vurulduğumu söyledim, bana yardım etmeleri için ama herkes şoka girmişti ve yardıma gelselerdi onlar da vurulacaktı. O sırada oğlum sırtımdaydı. Ben de ona ‘Elini sakın bırakma boynuma sıkıca sarıl’ dedim. Çünkü eğer yere düşseydim oğlum da vurulacaktı. Bu nedenle ayakta durmam gerekiyordu. Yaralı bir şekilde 200-300 metre kadar yürüdüm ve kendimi eve zor attım. Eve geldikten sonra yere düştüm.”

3 kurşunla 2 saat

Vurulmasının ardından karnındaki 8 aylık bebeği kaybeden, eve gelme ve evden hastaneye kadar gitmesi arasında saatler olduğunu ifade eden Yanalak, şöyle devam ediyor:

“Bizi hastaneye götürecek kimse yoktu. Ve ben kan kaybediyordum. 2 saat boyunca yaralı şekilde yattım ve hastaneye götürülmeyi bekledim. Aramadığımız yer kalmadı hükümeti aradık, polisi aradık, ambulansı aradık ama kimse gelmedi. Ambulansı aradığımızda çatışma olduğu için Nur Mahallesi’ne gelemeyeceklerini söylüyorlardı. Polisleri aradığımızda ise kendi imkanlarımızla polis noktasına kadar gelmemizi söylüyorlardı. Ama dışarı çıktığımız gibi bizi tarayacaklardı. En son Faysal Sarıyıldız’ın da beni hastaneye götürmeleri için birçok yeri aradığını öğrendim ve saatler sonra beyaz bayrakla bir şekilde çıkabildik. Bize Çamlıca Lokantası’na kadar gelmemizi ve bizi oradan alıp çevre yolundan götürecekleri söylendi. (Evden yaklaşık 2-3 kilometre uzaklıkta.) Kapıdan çıkmamıza dahi izin verilmezken oraya kadar nasıl gidecektik? Ardından kendi imkanlarımızla kontrol noktasına kadar gittik. O sırada polisler de arkamızdan bize eşlik ediyordu. Ambulans da bizi oradan alarak çevre yolundan hastaneye götürdü. Ama yaralı olduğum görüldüğü halde yol boyunca iki defa polisler tarafından durdurulduk.”

Hastaneye varınca bilinci kapandı ve 4 gün yoğun bakımda kaldı. Bu sürede 2 kez ameliyat geçirdiği ve sonrasında tedavi gördüğü için kentte yaşananları göremedi. Yasak kalktıktan evlerine dönebilen Yanalak, “Yasak kalkana kadar akrabalarımızda kaldık. Çok mağdur olduk o süreçte. Çok sıkıntı yaşadık. Önce mahalle değiştirdik sonra da merkeze ve başka ilçeye gittik yasak kalkana kadar” diyor.

Bebeğe isabet eden kurşun raporda yok!

Yaralanmasının ardından yaşadığı sağlık sorunlarını aktaran Yanalak, “O süreçten sonra bir daha çocuğum olmadı ama o günden sonra hep hastayım bir daha kendime gelemedim. Çok şükür felç kalmadım ama hala ilaç kullanıyorum. Ayağıma isabet eden kurşun sinir damarlarına yakın olduğu için ayağım hala kendine gelemedi. Karnımdan iki defa ameliyat oldum ve bir kez daha olmam gerekiyor. Yaralandığımda vücudumda kurşunlardan kaynaklı 6 delik açılmıştı. 58 dikiş atıldı. İsabet eden tüm kurşunlar girişli ve çıkışlı. Ama sağlık raporunda yalnızca iki kurşun isabet ettiğini yazmışlar. Karnıma isabet eden kurşunu görmezden gelip yazmamışlar. Sadece fiziksel olarak değil psikolojik olarak da iyi değilim. Psikiyatriye gittim. İlaçlar kullandım” şeklinde konuşuyor.

‘O anı’ sadece görmediler, yaşadılar

“Ölümü gördüm. Ötesi olabilir mi?” diye soran Yanalak şöyle devam ediyor: “Çocuklarım gözlerimin önündeydi. Ben de onların gözünün önünde yaralandım. Ve çocuklarım annesiz kalacak diye çok korktum. Her silah sesi, top sesi duyduğumda o anı yaşıyordum. Psikolojik olarak hala da iyi değilim. Bir patlama sesinde hemen o görüntü gözlerimin önünde beliriyor. Çocuklarımı, evimi, o anı hatırlıyorum. Çocuklarımın da psikolojisi bozuldu. Benimle olan oğlum uzun süre kendine gelemedi.”

‘Evimi bırakıp nereye gidebilirdim?’

14 Aralık’ta ilan edilen yasaktan önceki günleri hatırlatan Yanalak, herkesin yasak ilan edileceğini söylediği ve yine herkesin evlerinde gıda stoklamaya, marketlere gitmeye başladığını kaydediyor. Bu yasağın da önceki yasaklar gibi 9-10 gün süreceğini düşündüklerini belirti.

“Yasak başlamadan önce eşim doğuma az bir süre kaldığı için hastaneye daha rahat gidip gelmemiz için kentten ayrılmamızı istedi. Bense gitmek istemedim. Toprağımı, evimi bırakıp nereye gidebilirdim ki? Biz de ev için alışveriş yaptık ama 3 ay süreceğini tahmin etmedik. Sıcak su, elektrik hiçbir şey yoktu. Kişisel ihtiyaçlarımızı karşılayamıyorduk.”

Hepsi bizim insanımız

Kötü ve karmaşık duygularla süreci geçirdiklerinin altını çizen Yanalak, “Her an her şey olabilirdi. Başımıza her an bir şey gelebilirdi. Eşin, çocukların, akrabaların her an ölebilirdi. Mahallemizde kaç kişi öldürüldü. Hepsi bizim insanımız. Hepsi kardeşimiz, eşimiz, dostumuz. Hastaneden çıktıktan sonra da televizyondan Cizîr’i takip ediyordum. Her gün biri ölüyordu. Televizyon başında oturup ağlıyorduk. Her bir şey olduğunda o anı tekrar tekrar yaşıyorduk. Hayatta öyle bir his yok. Bu hissin tanımı da yok. Bunu yaşamayan biri, bu hissi bilemez. Kimse bu hissi tarifleyemez. Biz yaşadık, bir daha kimse yaşamasın istiyoruz” diyerek hukuki girişimlerinin devam ettiğini ancak henüz herhangi bir sonuç alamadıklarını kaydediyor.

Hiç unutmam, hiç unutma

Yanalak sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Hayatımın sonuna kadar davamın takipçisi olacağım. Davamdan vazgeçmeyeceğim. Eğer ölürsem de çocuklarıma davayı bırakmamalarını vasiyet edeceğim. Hayatım boyunca o günü asla unutmayacağım. Çok şey gördük. Kimse o günleri unutmasın. Yaşananları, insanların, komşularımızın başına gelenleri kimse unutmasın. Herkes bir şeyler yaşadı. Çocuğunu, evini, yakınını kaybetmeyen kimse yok Cizîr’de. Kimse o günleri unutmasın. O günler zihinlerden silinmesin.” ŞIRNEX

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.