Operasyonlar çözüm olacak mı?

Selma AKKAYA yazdı —

22 Ekim 2020 Perşembe - 23:00

  • Son 10 yıldır terörle mücadele denilince ETA ve Kürtleri hedef alan Fransa, kendi içerisinde büyüttüğü radikal islamı göremedi mi?

Fransa’da Samuel Patty isimli tarih öğretmenin başı kesilerek öldürülmesinin ardından ülkede radikal islam ve terörle mücadele konusunda açıklamalar, önlemler, gözaltılar devam ediyor.Terörle mücadele kapsamında açılan soruşturmalarda gözaltı sayısı yükselirken, sokak kontroller en üst düzeye çıktı. İki hafta önce eski Charlie Hebdo binası önünde, ardından Samuel Patty’ye yönelik saldırının 2015 yılında saldırıya uğrayan Charlie Hebdo dergisinin davasının sürdüğü döneme denk gelmesi ise tesadüf değil. Her iki saldırının motivasyon aracı olarak peygamberin karikatürü gösterilmiş olsa da konu biraz eşelense Doğu Akdeniz, Fransa Türkiye çatışması, Azerbaycan ve Ermenistan krizine kadar gidebilir!

Geçtiğimiz Pazar günü koronavirüs salgınına rağmen Patty’nin boğazının kesilmesine ve teröre tepki için 1 milyon insan Paris’de “sistematikleşen terör olaylarını” kınarken, fikir özgürlüğü ve laiklik mesajını yineledi. Hükümet yetkililerinin de katıldığı mitingden hoşnut olmayanlar da mevcuttu. Söz konusu atmosferin ülkede müslümanlara karşı ayrımcılığı körüklediğini ifade eden sağdan, soldan ve göçmen derneklerinden tepkiler büyüyor. Tepki veren en önemli kurumun arka planı ise şaşırtıcı değil. Fransa'da çalışmalar yapan ve Erdoğan tarafından daha önce selamlanan Fransa İslamofobi ile Mücadele Kolektifi (CCIF), Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin Müslümanlara yönelik tutumu nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne dahi başvurdu. Oysa sosyal medya üzerinden boğazı kesilerek katledilen Paty'ye karşı kampanya yürüten de Fransa'da İslamofobiye Karşı Kolektif’ti.

Erdoğan ve partisiyle yakın ilişkileri bulunan CCIF yönetimi de yine Erdoğan yandaşları. Bu bileşim içerisinde olan birçok derneğin Erdoğan ile ilişkileri de biliniyor. Fransız solu da bir dönem aynı derneklerle birlikte İslamofobi karşıtı mitingler düzenlemiş hatta bu bileşim içerisinden kimi isimler bu yıl gerçekleşen belediye seçimlerinde belediye encümeni olarak sol tarafından aday olarak gösterilmişti. Ülkedeki müslüman nüfusun yoğunluğu, Fransız solunun halen radikal islam konusundaki belirsiz politikası bütün bu sürecin bir parçası olarak, bu tür derneklere basamak olmalarının yolunu açtı. Hükümetin ve aşırı sağın bu süreci Fransa'da yaşayan müslüman toplumunun tamamına mal etme çabası, ırkçılığı körükleyen politikası karşısında solun ırkçılığına karşı çıkma adına yaptıkları da bu sürecin temelini oluşturuyor.  

Gelinen aşamada hükümet ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkede İslami radikalizm ve terörle mücadeleyi yoğunlaştıracaklarını ifade ediyor. Son iki haftadır dernekler ve çeşitli camilere operasyonlar devam ediyor.

İçişleri Bakanı Gerald Darman’in, Paris Seine-Saint-Denis Valiliğinde İslami radikalleşme ve terörle mücadele gündemiyle yapıla toplantıda Şeyh Yasin Topluluğunu feshedeceklerini duyurdu. Bütün bu açıklamalar dizisi içerisinde halen CCIF’e ilişkin bir karar açıklanmadı. Patty’e karşı kampanya yürütüp katledilmesinin önünü açan söz konusu oluşumun, Erdoğan'a uzanan yolu düşünüldüğünde karikatür bahane mi sorusunu akla getirmiyor değil!

Özellikle Fransa ile iplerin gerildiği bir dönemde bütün bu yaşananları sadece Charlie Hebdo ile açıklayabilir miyiz ? Söz konusu dergiye dönük saldırıda yargılanan iki Türk'ün Erdoğan ve Türk MİT’i ile bağlantıları incelendi mi diye Fransa'ya sormakta fayda var! Son 10 yıldır terörle mücadele denilince ETA ve Kürtleri hedef alan Fransa, kendi içerisinde büyüttüğü radikal islamı göremedi mi? Fransa istihbarat birimlerine kadar sızdıklarını geçtiğimiz yıl polis tarafından gerçekleşen terör saldırısını hatırlayanlar bilir. Bu anlamda, operasyonlar çözüm olacak mı!

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.