Özgürlük destanı devam ediyor

Elif KAYA yazdı —

16 Ağustos 2021 Pazartesi - 23:00

  • Yüce duygular görünümle sınırlı değildir, anlam gücüyle tanımlamayı gerektirir. Görünüm sadece bir kabuktur, özü tanımlamak için yeterli değildir. 

Yüce duygular görünümle sınırlı değildir, anlam gücüyle tanımlamayı gerektirir. Görünüm sadece bir kabuktur, özü tanımlamak için yeterli değildir. Özyönetim sürecinde, AKP faşizminin saldırıları karşısında yaşanan yiğitçe direnişe bir tanım arayan Şehit Zeryan, "Bir Adulê-Derwêş destanı kendisini tekrarlıyor" diye özetliyor yaşananları. Bir diriliş, varoluş ve aşk destanı olarak tanımlıyor yaşananları. Ölü toprağı serpili coğrafyada, bir halkın küllerinden kendini yeniden yaratma destanı... Yiğit kadın ve erkeklerin sömürgeciliğe karşı omuz omuza mücadeleyi yükselttiği bu dönemde, böyle bir destan yazmak özgürlük tutkusu kadar, yiğitlik ve aşk gerektirir. Şehit Zeryan günlüğünde bunu çok yalın dile getiriyor. Savaşın orta yerinde dizlerinin üzerinde can veren yoldaşlarını sonsuzluğa uğurlarken bu hakikatin gizine eriyor. Bu nedenle her sözü yakıcı ve gerçeğin dilinden dökülüyor.

15 Ağustos 1984 Atılımı, bu destanın hem başlangıcı, hem zirvesidir. 12 Eylül karanlığı, 15 Ağustos atılımı ile aralanır. İlk kurşun sadece sömürgeciliğe değil, köleliğimize, korkularımıza ve geriliklerimize de sıkılır. Bu devasa mücadele, öncelikle korku çemberi yarılarak geliştirilir. Ancak korkularını yenen insanla özgürlük mücadelesinde yol alınabilir, aşk yolculuğuna çıkılabilir. Başka bir ifadeyle kölelik, özgürlüğün ve aşkın yitirilmesidir. Bu nedenle özgürlük; aşkla, tutkuyla mücadele etmeyi gerektirir. Bu bağlamda 15 Ağustos Atılımı aşk ve tutkuyla özgürlüğe yol alma kararını ifade eder.

Bu destansı mücadelede nice yiğit kadınların ve erkeklerin doğuşuna tanık olduk. Onlar hakikat yolunda sırra erdi. Aşkla, inançla, emekle, fedai ruhla insan olmanın değerini ortaya koydular. Mahsum Korkmaz Egitleşmenin yolunu açan büyük komutandı. Beritanlar, Zilanlar, Delaller kadın öncülüğünde komutanlaşmanın farkını ortaya koyarak, hep yeni zirvelere doğru yol aldılar. Sema Yüce, Fikri Baygeldi bu geleneğin izinde yol aldılar; kadınla-erkeğin özgürlük temelinde nasıl yoldaş olabileceğinin ölçülerini ortaya koydular. Yoldaş olmak kolay değildi, arınmayı ve bedel vermeyi gerektirirdi. Barin Kobani'nin gülbenizli bedeni teşhir edildiğinde, Polat Efrîn "bedenime basmadan köyüme giremeyecekler" diyerek, yurt ve bedenin anlam bütünlüğüne işaret etti...

Bu destanda Atakan Mahir, Armanç, Leyla Agirî, Rüstem Cudi gibi komutanlığı filozoflukla buluşturanlarda vardı... Özgürlük, farkındalık bilmeyi, bilmek ise aşk düzeyinde sevmeyi gerektirirdi. Aşksızlık bilmemeyi ve çözümsüzlüğe mahkumiyete yol açardı. Bu nedenle komutanlaşmak filozof olmaktı. Özyönetim direnişinde yoldaşlığı ve mücadelesiyle insanlık değerlerini yücelten Nucan, Çiyager, Feride, Mehmet, Zeryan... Heftanîn’de Esmer ve Rüstem ve daha niceleri bu soylu geleneği zirveden zirveye taşıdılar. Her kavramı mevcut anlamlarından arındırıp, özgürlük değerleriyle yeniden tanımladılar. Eylem ve söylemiyle destanlara ruh verdiler; özgürlüğe, aşka, sevgiye yeni anlamlar kazandırdılar. Tek yanlı gelişen erkek egemenlik kültürünü aşıp, kadın- erkek birlikte özgür yaşamanın imkan ve olanaklarını ortaya koydular.

Şehit Zeryan günlüğünde "Şimdi aşkın gerçek tanımına varıyorum. Bizler yaşamın en zorlu sınavından geçerken sözümüze sahip çıkıyoruz. Demokratik ulusu inşa ederken aşkla tüm zorlukları yeniyoruz. Bizim yaşadığımız kolektif aşktır... Bizler çağın Adulê ve Derwêş’leriyiz." derken, 21. yy'da PKK mücadele geleneği ile gelişen kadın ve erkeğin karakterini ve ilişki biçimini tanımlıyor. Aşkla- tutkuyla geliştirilen özgürlük mücadelesini ve kadın- erkekte bunun temsilini nasıl bulduğunu somut ifade ediyor.

Bu destan aşkla- sevgiyle, akılla ve yürekle yazılmaya devam ediyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.