PKK’ye karşı devletin çaresizliğinin adı: Korucular

Dosya Haberleri —

13 Ağustos 2021 Cuma - 23:00

KORUCULAR

KORUCULAR

  • PKK’ye karşı çaresiz bir durumda kalan devletin sarıldığı sistem olan koruculuk, aşiretler eli ile Kürdistan’da yaygınlaştırıldı. “Kürdü Kürde kırdırma politikası” ile hareket eden devletin bu oyununa gelen korucular, bu güne kadar birçok katliama ve vahşete imza attı.

YILMAZ KAYA

 

PKK'nin Eruh ve Şemdinli eylemleri ardından devletin ilk refleksi, JİTEM gibi bir kontra örgütlenmeyi oluşturmak oldu. 7 ay sonra ise, 1924 tarihinde çıkarılan 442 Sayılı Köy Kanunu'nun 74. maddesinde değişiklik yapılarak 26 Mart 1985 tarihinde Geçici Köy Koruculuğu sistemi kabul edildi ve 27 Haziran 1985 tarihinde de uygulamaya geçildi.

 

İlk teklif kanun kaçağı Jirki'lere

Koruculuğun yasallaşması ardından ilk teklif, Jirki aşiretine götürülür. Ertoşi aşiret konfederasyonunun Mendikan koluna bağlı olan Jirkiler, uzun yıllardır Beytüşşebap ve Hakkari bölgelerinin dağlık alanlarında yarı göçebe bir hayat sürüyordu. Yazın Kato Dağı eteklerindeki Meydan Kolya, Katoya Jirkî ve Pertavin yaylalarına çıkarken, kışın ise köylerde konaklıyorlardı. Kendi aralarında Mala Hüseyin (Öter'ler) ve Mala Balekî (Adıyaman'lar) olarak iki koldan oluşur.

 

Jirkilerin dağa çıkışı

Beytüşebap’a bağlı Meydan Kolya bölgesindeki kavak ağaçlarının Jirki lideri Ahmet Adıyaman’ın emri tarafından kesildiğini belirten Süryani bir köylü, savcılığa suç duyurusunda bulunur. Savcı Abdurrahman Caduk, ifade için Adıyaman'a celp gönderir ancak Adıyaman bunu dikkate almaz. Bir süre sonra ise savcı, 28 Eylül 1975 tarihinde, beraberinde bir grup askerle Adıyamanların bulunduğu Çeman köyüne gider. Savcı Caduk “Bizimle gelip ifade vereceksin” diyerek onu götürmek isteyince aşiret üyeleri ile savcı arasında gerginlik yaşanır. Savcının Ahmet Adıyaman'a tokat atması ile silahlar patlar. Ahmet Adıyaman askerlerin açtığı ateş sonucu ölürken, aşiret üyeleri de köyde bulunan 7 askeri öldürür. Savcı ve kalan askerler ancak takviye güç geldikten sonra köyden ayrılabilir. Bu olayın ardından kaçak duruma düşen Jirkiler, 1985 yılına kadar Beytüşşebap ve Hakkari dağlarında yaşar. Sivas'ın Gemerek ilçesine atanan savcı Abdurrahman Caduk ise bir yıl sonra faili meçhul cinayete kurban gider.

 

Yasayı hayatı geçirme çabaları

Yasası hazırlanan ancak henüz uygulamaya geçilmeyen koruculuk sistemi için Amed'de İstihbarat Şube Müdür Vekilliği yapan Hanefi Avcı, Sıkıyönetim Komutanlığı emrine verilir. Yanına aldığı iki görevli ile beraber bir ay boyunca Şırnak ve Hakkari bölgelerinde koruculuğun altyapı çalışmasını yaparlar ancak aşiretlerin çoğu yanaşmaz, bazıları kararsız kalır. En son, yıllardır kanun kaçağı olarak aranan Jirkileri affedip silahlandırmak akıllarına gelir.

 

Cemil Öter 'yem' olarak kullanılır

Görüşme talebi gelince Jirkiler bunu “tuzak” olarak değerlendirir ve temkinli yaklaşır. Jirkiler, görüşmeye Türkçeyi iyi konuşabilen 18 yaşlarındaki Hacı Öter'in oğlu Cemil Öter'i gönderir. Cemil Öter'in heyetin talebini kendilerine aktarmasından sonra aşiret ileri gelenleri arasında fikir ayrılığı başlar. Ulusal bilinci ağır basanlar ile af karşılığında koruculuğu kabul etme yanlıları arasında tartışması yaşanır ve köylerine geri dönme, affedilme teklifi daha cazip gelir.

 

Tek şart PKK

Heyetin görüşlerini büyüklerine aktaran Öter ile yapılan bir-iki görüşmenin sonrasında heyet üyeleri ile Jirki liderleri, Çeman-Beytüşşebap yolu üzerindeki Kelê Jêrê (Aşağıdere) köyü muhtarı Mehmet Dereli'nin evinde bir araya gelir. Burada yapılan anlaşmaya göre 7 askerin ölümünden dolayı haklarında yakalanmama güvencesi verilir. Tek şart, PKK'ye karşı silahlanmaktır. Arama kararı bulunan Tahir Adıyaman, Hacı Öter, Kökel Özdemir ve Ebubekir Aydemir, daha sonra helikopterle Amed'e götürülür ve burada 7’nci Kolordu Komutanı Korgeneral Kaya Yazgan tarafından ağırlanır. Jirki ileri gelenleri, Kur'an üzerine el basarak koruculuğu kabul ettiklerini açıklar.

 

Jirkiler örnek olur

Jirkilerin koruculuğu kabul etmeleri sonrası kararsız kalan diğer aşiretler de istemeyerek de olsa korucu olurlar. Rakip korucuların silahlandığını duyan ve aralarında husumet bulunan diğer aşiret ya da büyük aileler de en azından devlet desteğini arkalarına almak ya da rakiplerine karşı zayıf düşmemek için koruculuğu kabul eder. O dönemde Beytüşşebap alanında bulunan ve daha sonra kontrgerilla saflarında yer alarak birçok cinayete adı karışan Hogir’ın (Cemil Işık) da o tarihte “Feodalizmi tasfiye edeceğiz" diyerek bazı aşiret reislerinin çocuklarını kaçırıp fidye istemesi, fidye vermelerine rağmen çocuklarını öldürmesi, aşiretlerin öfkesine neden olur ve koruculuk yaygınlaşır.

Jirki aşiret liderlerinden korucu Cemil Öter (sağdan ikinci) ve Korucu Federasyonu
Başkanı Ziya Sözen (en sağda), Kolordu Komutanlığı önünde.

 

Köşkte ağırlanır

Jirki lideri Tahir Adıyaman, aşireti ile birlikte korucu olduktan sonra devlet erkânının verdiği birçok törene katılır. Protokollerde yer alır, TV'lere çıkar. En son dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından diğer korucu aşiret reisleri ile birlikte Çankaya köşkünde ağırlanır. Burada gazetecilerin Tahir Adıyaman'ın arandığı yönündeki sorusuna muhatap olan Demirel, "Siz hangi Tahir Adıyaman'dan bahsediyorsunuz? Beytüşşebap'ta 8 Tahir Adıyaman var. Hangisini soruyorsunuz?" der.

 

3 çeşit koruculuk

Koruculuk bölgede 3 şekilde sürdürülüyor:

* Birincisi, düzenli olarak maaş alan, sınır ötesi de dahil çeşitli operasyonlara götürülen korucular;

* ikincisi, maaş almadan sadece kendi bulunduğu bölgede uzun namlulu silah taşıyan ve nöbet tutan gönüllü olarak koruculuk yapanlar;

* üçüncüsü ise “gizli korucu” denilen, korucu kimliği bulunan, silah taşıma ayrıcalığı olan ve aynı zamanda genelde muhbirlik amacıyla kullanılan koruculardan oluşuyor.

 

Gönüllü koruculuk

Zaman zaman Jandarma ve İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamalarda gönüllü ve resmi korucu sayısı konusunda net bir rakam verilmezken, aralarında “gizli korucuların” da bulunduğu toplam korucu sayısının 100 bin olduğu tahmin ediliyor. (Genelkurmay Başkanlığı, 2009 yılında hazırladığı raporda, Türkiye genelinde 28 bin 754'ü gönüllü, 58 bin 542'si geçici olmak üzere toplam 87 bin 296 korucunun bulunduğunu açıklamıştı.)

Sayıları 20 binden fazla olan gönüllü korucular, hem arkalarına devlet desteğini almak hem de kendi menfaatlerini temin etmek için her türlü yasadışı olayın içinde yer alıyor. Kurulduğu tarihten bugüne kadar suça karışan korucuların yüzde 80'i bu gönüllü koruculardan oluşuyor. Siverek ve Hilvan'da Bucak aşireti buna iyi bir örnek.

 

Korucu kadrosu 35-40 bin TL

Bölgedeki Valilik ve Kaymakamlıkların internet sitesinde sürekli olarak korucu alım ilanları yer almakta. Alımların sözlü sınav, fiziki sınav ve mülakat sonucuna göre alınacağı duyurulmasına rağmen özellikle Şırnak bölgesinde korucu alımları Babat ve Tatar aşiretleri denetiminde yapılıyor. Bir korucu kadrosu için 35 bin ile 40 bin arasında ücret alındığı, yörede bilinen bir gerçek.

 

Korucular Sur’da da kullanıldı

Yasada sadece köylerini korumakla yükümlü oldukları belirtilen korucular, Amed'in Sur ilçesinde yaşanan çatışmalar öncesinde çıkarılan bir kararname ile buraya gönderildiler. Burada ölen korucular da oldu. Çatışmalar devam ederken, Şehit Aileleri Güvenlik Korucuları Konfederasyonu Başkanı ve Milli Savunma Bakanlığı'nda “müşavir” olarak görev yapan Ziya Sözen, onları ziyaret ederek basına çelik yelek giymiş halde poz vermişti.

 

Soylu: 25 bin yeni korucu aldık

13 Kasım 2019 tarihinde Van'da “Güvenlik Korucuları Hizmet İçi Eğitim Programı”na katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 5 bin korucuyu uzman erbaş yapacaklarını belirterek 18 bin 482 korucuyu emekli ettiklerini, yerine ise 25 bin 118 yeni korucu aldıklarını söyledi.

 

Korucu alımları hiç durmadı

Çözüm sürecinde hükümet yetkililerinin sık sık basına “Korucu alımları durduruldu” şeklinde açıklamalar yapmasına rağmen hem bu dönemde hem de günümüzde korucu alımları devam ediyor. Korucuların suça karışması ya da yaş hadlerinden dolayı ellerinden silahlarının alınmasıyla azalan kadrolara yeni korucu alımları yapılırken aynı şekilde yeni yapılan kalekol ve karakollar için korucu alımları halen sürüyor.

Örneğin Kurtalan Kaymakamlığı tarafından Mart 2021 tarihinde verilen ilanda 13, Lice Kaymakamlığı tarafından yine Mart ayında verilen ilanda 20, Van'ın Çatak Kaymakamlığı tarafından verilen ilanda 26, Siirt'in Sason ilçesi Kaymakamlığı tarafından verilen ilanda aralarında kadınların da bulunduğu 40 korucu alımının yapılacağı, Şırnak Valiliği 3 Mart 2021 tarihinde sitesinde yayınladığı duyuruda, Beytüşşebap ilçesine 35, Uludere ilçesine ise 50 korucunun alınacağını açıkladı.

 

Kırgız korucular

Devlet, Kürt’ü Kürt’e kırdırma stratejisi kapsamında koruculuk sistemine el atarken Van, Iğdır, Kars gibi bölgelerde ise sonradan buralara yerleştirilen Kırgız, Afgan ve Azerileri de silahlandırdı. Kürt kökenli koruculardan daha fazla imkanlara sahip olan bu korucular, hem bölgede MHP teşkilatlanmasında yer alıyor hem de boşaltılan onlarca köyü ekip biçiyorlar.

 

Kadın korucular

Korucu yapılan Kırgız, Afgan ve Azeri kökenlilerin çoğunun eşine de korucu kadrosu veren devlet, bunlara bir gelir imkanı yarattı. Halen Muş, Bitlis, Erzurum ve Van'da bu kökenden olan kadınlar da koruculuk yapıyor. Yine Şırnak'ta Babat ve Jirki aşiretlerinde de kadın korucular bulunuyor. Kadınlar sadece kağıt üzerinde korucu olarak görünürken, maaşları eşleri tarafından alınıyor. En son ise Suruç'ta, Şenyaşar ailesine yönelik katliamın ardından devlet, bu aileye aralarında kadınların da bulunduğu 120 korucu kadrosu verdi.

 

Suç makinesi korucular

Korucular, gasp, soygun, cinayet, meskene tecavüz, çek-senet tahsilatı, dolandırıcılık, suç eşyası satmak ve saklamak, rüşvet, kız kaçırma, kadın ticareti, ırza geçme, fuhuşa teşvik, uyuşturucu madde kaçakçılığı, tarihi eser kaçakçılığı, canlı hayvan kaçakçılığı ve silah kaçakçılığı gibi onlarca suça karıştı.

Korucuların karıştığı katliamlardan en korkuncu ise 4 Mayıs 2009 tarihinde Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Zanqırtê (Bilge) köyünde yaşandı. Devletin verdiği silahlarla düğün evini basan 13 korucu; 6'sı çocuk, 16'sı kadın, toplam 44 kişiyi öldürüp 17 kişiyi yaraladı. Yine korucuların 5 Ağustos 1994 yılında Davut Karçi adlı köylüyü öldürüp 'PKK öldürdü' diye ihbarda bulundukları ortaya çıktı.

 

 

Hükümet konağını bastılar

 

Korucuların katıldığı olaylardan biri ise 24 Aralık 1995 seçiminde Beytüşşebap'ta yaşandı. Mezra Beldesi Belediye Başkanlığına tekrar Hüsnü Timur'un gelmesini isteyen korucular, sandık başına gelerek herkes adına oy kullanacaklarını söyler. Seçim kurulunun karşı çıkması üzerine “Sizler PKK'lisiniz, HADEP'in kazanmasını istiyorsunuz” diyerek dövülürler. Şikayet üzerine Nesim Timur gözaltına alındı ve tutuklandı. Tutuklama kararını veren Hâkim Ferhat Demircan ise tehdit edildi. Askerler, makamını basarak Timur'u serbest bırakmasını istedi ancak Demircan buna direndi.

 

Hakime tahliye kararı verdirtiler

Bunun üzerine Hüsnü Timur, beraberine aldığı yaklaşık 250 kişilik silahlı korucu ile Beytüşşebap Hükümet Konağını bastı. Kaymakam Musa Işın, hakimler Ümit Gerin ve Ferhat Demircan, içeride mahsur kaldı. Kaymakam, jandarmadan yardım istedi ancak kimse gelmedi. Bina önünde toplanan korucularla konuşmaya çalışan Kaymakam Işın'a korucular, şu cevabı verir: "Nesim'i istiyoruz. Hâkim ve savcı lojmanlarını basarız, çocuklarını alırız. Adliyeyi yerle bir ederiz. Hâkim ve savcıyı alırız. Cezaevini basarız." Mecburen, hemen kağıt üzerinde korucubaşı Nesim Timur'un tahliyesine karar verilir ve korucular Nesim'i de alıp Beytüşşebap'tan ayrılır.

 

 

Babat'ın emri ile öldürüldüler

 

Adları birçok cinayet, gasp, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile anılan Uludere Şenoba'daki Babat ailesi de cinayetlerle anılan bir korucu aşireti. Bir grup gerillanın şehadetine sebep olan ve ondan sonra korucu olan aşiretin lideri Hazım Babat'ın emri ile 28 Haziran 1991 tarihinde koruculuğa karşı çıkan Hilal Belediye Başkanı Yakup Kara, beraberindekilerle Şırnak'a gitmek isterken araçları Şenoba yakınlarında durdurulur. Araçta bulunan 80 yaşındaki hasta Mehmet Nur Kara indirilir; araçta bulunan Yakup Kara, Mehmet Ürün, Ali Benek, Mehmet Kara ve Hamed Kara öldürülür. Yanlarına, “PKK tarafından cezalandırıldıklarına” dair bir düzmece not bırakılır. 5 cinayetten kimse yargılanmaz ve dava faili meçhul kalır.

 

 

 

2 cinayetten aranan belediye başkanı

 

Cinayete karışan korucu aşiret liderlerinden biri de Kamil Atak. Kamil Atak ve ailesi, 1987’ye kadar kışın köylerde yerleşik; yazın ise Çatak, Başkale, Beytüşşebap, Uludere yaylalarında göçebe yaşıyordu. 8 Temmuz 1986 tarihinde Çatak-Başkale yaylasında hayvan otlatırken Agit Güllü ve Halil Tınıç adlı çobanlar öldürüldü. Süleyman Güçlü ve İbrahim Tınıç adlı iki çoban da ağır yaralandı. Yapılan soruşturma çerçevesinde Mehmet Akdeniz, Faris Page ve Abdülkerim Pilge adlı kişiler 14 Temmuz 1986'da tutuklandı. Soruşturma devam ederken, 11 Kasım 1986 tarihinde de cinayet işledikleri iddiasıyla Kamil Atak ve Abdulcebbar Özkan hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı.

Atak, 1987 yılında yaylada iken çadırlarını ziyaret eden bir grup gerillanın yiyeceklerine zehir katarak ölümlerine sebep oldu ve bu olaydan sonra cinayetten aranma kararı bir kenara bırakılarak ailece korucu yapıldılar. Aynı şekilde Kuştepe köyünü Hizbullah’a tahsis ederek birçok infazı burada, JİTEM ve itirafçılarla birlikte gerçekleştirdiler. Kamil Atak, arandığı halde iki dönem Cizre Belediye Başkanlığı yaptı.

2 çobanın ölümünden arandığı ortaya çıkınca Belediye Başkanlığı görevinden alınan Atak, Van Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuklu olarak yargılandı ancak olayın tanıklarının ifade değiştirmesi üzerine tahliye edildi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.