• CHP’nin güç kaybetmesi, yalnızca CHP’nin sorunu olmayacaktır. Demokrasi, hukuk devleti ve siyasal çoğulculuk açısından da ciddi sonuçlar doğuracaktır.

MİHRAC URAL

Erdoğan rejimi, yıllardır yarattığı siyasal ve toplumsal gerilimlerle Türkiye’yi ağır bir kriz ortamına sürükledi. Ekonomiden hukuka, dış politikadan demokrasiye kadar birçok alanda yaşanan sorunlar, iktidarın giderek daha fazla baskı araçlarına yönelmesine neden oluyor. Bu baskıların en önemli hedefi ise CHP’dir. İktidar, karşısındaki en büyük siyasi rakip olarak gördüğü CHP’yi etkisizleştirmek istiyor. Bu nedenle ortaya çıkan 'mutlak butlan' kararı, siyasi bir müdahale olarak değerlendiriliyor; 'mutlak sultan' anlayışının ürünü olarak görülüyor. Tarih göstermektedir ki; siyasal partiler mahkeme kararlarıyla değil, toplumun iradesiyle şekillenir. CHP üzerindeki baskılar ne kadar artarsa artsın, parti içindeki demokratik dinamiklerin bu süreci aşabileceği görüşü giderek güç kazanıyor.

Erdoğan yönetimi, kendi siyasi geleceğini koruyabilmek için CHP’nin enerjisini iç mücadelelere yönlendirmeye çalışıyor. CHP’nin kurumsal yapısı ve örgütsel deneyimi, bu tür müdahaleleri aşabilecek bir birikime sahiptir. Türkiye’de demokratik mücadele veren geniş kesimler de bu nedenle CHP’nin ayakta kalmasının önem taşıdığını düşünüyor.

Ben CHP’li değilim, ancak Türkiye’nin siyasal gelişmelerini yakından takip eden bir yurttaş olarak CHP’ye yönelik bu müdahalelerin yalnızca bir parti meselesi olmadığını düşünüyorum. Mesele, Türkiye’de demokratik siyasetin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğidir. CHP’nin güç kaybetmesi, yalnızca CHP’nin sorunu olmayacaktır. Demokrasi, hukuk devleti ve siyasal çoğulculuk açısından da ciddi sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle CHP’nin kurumsal bütünlüğünü koruması ve demokratik mücadeleyi sürdürmesi önem taşıyor. Bu bütünleştirici ortak amaç belli bir yere kadar mantıklı olabilir. Bunun zaman sürecini CHP içinde yürüten gerçek demokratlar belirleyecektir. Bu olmazsa yeni bir oluşum gündeme gelir ve orada her şey, çözülmüş olarak çizilecek yeni yolda çözüme kavuşur. Anketler de bu gerçeği vurgulayıp duruyor.

Sonuçta Erdoğan rejimi ve onun dayattığı 'mutlak sultanlık' bunun oyuncağı olan Kılıçdaroğlu eriyip gidecek, siyasal sahnede yerleri olmayacaktır. Türkiye’nin geleceği, baskı politikalarının değil, demokratik iradenin güçlenmesine bağlıdır.