Rojava’ya tehdite rağmen

Selim FERAT yazdı —

30 Ağustos 2022 Salı - 09:00

  • "Putin’in yeşil ışık yakması", "ABD’nin rıza göstermesi" gibi haberler, kara bulutlara dair işaretler olarak algılansa da, geçmişte ve gelecekte Rojava’nın dik duruşunu gölgeleyecek yaptırımlar olmadılar/olmayacaklar.

Büyük tehlike dedikleri, Türkiye’nin Rojava’ya karşı gerçekleştirmek istediği işgal saldırısı.

Bu o kadar kolay mı?

Bu konuda genel panoramada aktüel olarak merkezde duran Rojava’yla ilgili, karmaşık gibi görünse de, açık bir tabloyla karşı karşıyayız.

Cemil Bayık’ın Stêrk TV’yle yaptığı röportajın son bölümündeki açıklamaların bir bölümü, aynı zamanda Rojava’nın geleceğiyle ilgili hayati önemde öngörüler içeriyor.

Önemli bir not: Bayık, Suriye’nin Türkiye ile bir olup Kürt düşmanlığını yapacağını sanmaması. 

İkinci önemli not: "İster Türkiye tek başına saldırsın, ister Türkiye Suriye ile birlikte saldırsın, halkımız savaşla kendisini koruyabilir" tesbiti.

"Yaşamlarını savaş içinde sürdürecekler, kendilerini savunabilecekler ve haklarını elde edecekler. Kimse onlara haklarını vermez, sadece onlar bunu alabilirler" planı ise, tehdite rağmen, bir halkın kendi kaderini tayin etmede, asli güç olduğuna dair önemli tarihi bir çıkarım.

"Kürtler ilkelidir, hedefleri var, değer sahibidir.

Öyle parayla, kandırılmaya, taktiklerle ve yalanlarla hiç kimse Kürtler’den destek alamaz" belirlemesi, Rojava’ya saldırarak, seçimleri kazanmayı planlayan Erdoğan portresini karanlık bir tünelin beklediğine işaret etmekte.

"Kürt sorunu için ne yapmak istiyorsunuz?

Soykırımına devam edecek misiniz?" sorularıyla Bayık, sadece Türkiye’nin değil, Kürdistan’a dair politikası olan güçlerden cevap bekliyor.

"Artık kimse Kürtleri kandıramaz" ana başlığıyla röportaj, gelecekle ilgili karamsar tablonun kanıksanmasına karşı bir çıkış olarak algılanmalı.

Tüm bunlara rağmen "Putin’in yeşil ışık yakması", "ABD’nin rıza göstermesi" gibi haberler, kara bulutlara dair işaretler olarak algılansa da, geçmişte ve gelecekte Rojava’nın dik duruşunu gölgeleyecek yaptırımlar olmadılar/olmayacaklar.

Son gelişmelere bakarsak:

Bir yerde Rojava’ya yapılması düşünülen ve hala uluslararası destek almayan saldırı tehditi devam ediyor.

Gelişmeler, Erdoğan’ın Esad ile anti-Kürt eksenli kardeşleşme için girişimlerde bulunduğunu gösteriyor. 

PYD yetkilisi Ahmet Hoca’nın yaptığı açıklamalardan, Türkiye ile Şam yönetimi arasında geçmişte gizli görüşmelerin olduğu anlaşılıyor.

Bu da, Erdoğan’ın Esad’a karşı sivrildiği dönemlerde, Hakan Fidan’ın Esad yönetimiyle, anti Kürt/Kürdistan/Rojava ekseninde görüşmeler yapıldığını gösteriyor.

Ahmet Hoca’ya göre: "Rusya Türkiye savaş uçaklarıyla, İHA ve obüslerle saldırı izni vermiş durumda." 

Salih Müslim’in, Türkiye’nin saldırılarına sessiz kaldığı için, Rus yetkilileri eleştirmesi, gelecek büyük tehlikeye karşı bir uyarı olarak anlaşılmalıdır.

Rojava’ya karşı askeri harekat tehdidinin yeniden aktüellik kazanması, Türk Savunma Bakanı Akar’ın Tel Rıfat ve Menbiç’in "terör yuvasına" döndüğünü açıklaması, Türkiye, Rusya ve İran üçlüsünün görüşmelerinden sonrasına tekabül ediyor.

Türkiye’nin Tel Rıfat’ı kontrolünde bulunduran Demokratik Suriye Güçleri’ne saldırıları, zımni bir anlaşmaya dayanmakta. 

Fırat Bölgesi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Mihemed Şahîn’in ANF’nin sorularına  verdiği yanıtlar, gelecekle ilgili realist bir çerçeve çiziyor.

Türk devletinin temel hedefinin "Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetiminin tasfiyesi" olduğunu belirten Şahin, aktüel durumda, "Türk devleti Suriye siyasetinde kaybetti" saptamasında bulunuyor.

Şahin’in cevaplarını okuduğumda, halk gücüne dayanan metin, az ve öz konuşan bir mücadele adamının portresine şahitlik ediyorum.

Bu da aynı zamanda saldırıya rağmen ayakta duracak büyük Rojava portresinin bir fotoğraf karesi…

Selimferat@web.de 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.