Taliban ve Orta Asya'nın yeni jeopolitiği

Dosya Haberleri —

26 Eylül 2021 Pazar - 21:00

.

.

  • “Afganistan'daki durum, küresel gerilimdeki genel artış, bize askeri-sanayi komplekslerini aktifleştirme ve ve askeri doktrini yeniden başlatma görevini veriyor. Dış şoklara ve en kötü senaryoya hazırlanmalıyız”

KURDİSTAN LEZGİYEVA / MOSKOVA

Ağustos ayı itibarı ile ABD ve NATO güçleri hızlı bir şekilde Afganistan’dan çekilerek idareyi Taliban’a devretti. Dünya’nın Orta Asya’ya daha uzak coğrafyaları daha serin kanlı bir şekilde gelişmeleri seyrederken Asya’nın bu bölümünde tansiyon bir anda yükseldi. 
Uzun yıllar boyu savaşan bir silahlı güç olabildiğince seri bir tarzda idareyi ele aldı. Bir zamanlar Sovyetlerin yetiştirdiği Afgan ordusu nasıl çöktüyse bu defa da Amerika’nın yetiştirdiği ordu günler içerisinde silahlarını teslim ederek savaş meydanından çekildi. Afganistan Devlet Başkanı Gani bir tatile çıkar edası ile ülkeyi terk etti. Geride onlarca yıllık savaş tecrübesine sahip, kendi coğrafyasında yürütülen savaşların taktik ve tekniğine hakim ve ideolojik olarak selefiliğe yatkın güçleri domine edebilecek bir güç kaldı. Taliban.
Rus askeri stratejistleri son gelişmeler ışığında Orta Asya’da oluşan yeni Jeo-politik durumu askeri bir bakış açısı ile irdeleyip tehlike durumuna dikkat çekiyorlar. Uzmanlar:  “Afganistan'daki durum, küresel gerilimdeki genel artış, bize askeri-sanayi komplekslerini aktifleştirme ve ve askeri doktrini yeniden başlatma görevini veriyor. Dış şoklara ve en kötü senaryoya hazırlanmalıyız” diyorlar. 
Afganistan’da uluslararası toplumun kaygılı bakışaları altında şekillendirilen Taliban iktidarının komşular için ne düzeyde bir tehdit olduğunu Rus savunama uzmanları yorumladı.

İvan Timofeev
(Askeri Bilimler Akademisinde eğitmen)

Orta Asya’nın endişesi

Batı, Afgan mali rezervlerini ele geçirdikten sonra, ülke ekonomisi bir krizin eşiğine geldi. İç kaynakların kıt olduğu koşullarda, herhangi bir toplumun bu zorluğa tepkisi dışa açılımdır. Yeni Afgan seçkinlerinin özgünlüğü de göz önüne alındığında, durum bir savaş ve tehdide evrilebilir.
Orta Asya’da Afgan sınırındaki durum, Taliban'ın zaferinden önce bile çalkantılıydı. Her yıl Tacik sınır muhafızları bilinmeyen çetelerle 20-30 çatışma giriyorlar. Kasım 2019'da, bir grup militan Tacikistan'a sızarak sınır karakoluna büyük çaplı bir saldırı düzenledi ve zorlukla geri püskürtülebildi. Temmuz 2018'de, Afganistan içlerinden Mary welayati’ndeki (Türkmenistan) sınır birliklerine düzenlenen tek bir saldırıda 20'den fazla kişi öldü.
Yakın tarihli bir BM raporunda (S / 2021/486) belirtildiği gibi, Taliban, Afganistan'da faaliyet gösteren ve ülkenin yeni ideolojisini genişleme için bir sıçrama tahtası olarak kullanmaya çalışan Orta Asya’lı müttefiklerini daha girişken davranmaya teşvik edilecek deniyor.
2021'in başında, Şeyh Usame Mahmud liderliğindeki bir El Kaide kanadı, Taliban tarafından kontrol edilen bölgelerde faaliyet gösteriyordu. Örgütün ağır hasta lideri Ayman el-Zawahiri de Afgan topraklarında saklanmıştı. 2019–2020'de El Kaide liderliği ile Taliban (ağırlıklı olarak Afgan İçişleri Bakanlığı'nın yeni başkanı Siracuddin Hakkani ekibinden kişiler) arasında en az 6 resmi görüşme kaydedildi .
Son verilere göre, en az 500 El Kaide savaşçısı, müfrezelerde "askeri uzman" ve eğitmenlerin işlevlerini yerine getirip Taliban ile birlikte çalışıyor. Bunlar arasında Muhammed Hanif, Davlat Tacikler, Ar-Rauf gibi tanınmış kişiler de vardı. Örneğin, kendisi Amerikan işgali sırasında Kabil havaalanını koruyan Taliban özel kuvvetleri "Badri-313” gurubunun eğitmenlerindendi.
Bu kişiler Taliban'ın zaferinden sonra halkın önüne çıkmaya başladı. Özellikle Nangarhar'da Usame bin Ladin'in kişisel korumalarının eski başkanı Amin el-Haq, Taliban ana gövdesinin bir parçası olarak görülüyordu.
Ayrıca, Doğu Türkistan İslam Partisi, BDT'deki liderleri Abdul Khak, (1000'den fazla militan), Özbekistan İslami Hareketi'ni (Cafar Yuldash, 700 militan), Khatib Imam al-Buhari'yi (en az 100 militan yasakladı. ), "Cemaat Ansarullah" (200 militana kadar). Bu guruplar Badakhşan, Kunduz ve Badgis de dahil olmak üzere kuzey eyaletlerinde yoğunlaşıyor ve Taliban yönetiminde Tacikistan’daki uyuşturucu kaçakçılığını kontrol ediyor.
Afgan Badakhshan'ın ele geçirilmesinden sonra, Taliban, 5 sınır bölgesinin yönetimini aynı örgütün bir temsilcisine emanet etti. Ülkesinde aranan Tacikistanlı Muhammed Şerifov (Mehdi Arsalon ) "Cemaat Ansarullah”ın Tacik topraklarındaki birçok saldırısından sorumlu tutuluyor.
Bu nedenle, Taliban BDT'de açıkça bir terör örgütü olarak tanınmamaktadır. Orta Asya ve Rusya devletlerine karşı aktif olarak faaliyet gösteren en az 5 uluslararası örgüt sıkı sıkıya entegre edilmiştir. Yeni rejimde, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan sınırına yakın yerlerde konuşlandırılıyor ve aslında o alanı kontrol ediyorlar. Bu nedenle, Afganistan ve BDT sınırında yeni bir askeri tehdidin ortaya çıktığını söylemek doğrudur.

Andrey Kortunov
(Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Genel Müdürü)

Hazır bomba

Ağustos 2021'deki üçlü tatbikat senaryosunu analiz ettiğimizde, savunma stratejisi, savaşın kaçınılmaz olduğu düşüncesi üzerine kurulu. Bu stratejide sınır bölgesindeki düşman kümeleşmelerine önleyici saldırılara izin veriliyor.
Kurgulanan eylem planında, birliklerin inişiyle düşmanın komuta noktalarının ve altyapısının imha edilmesini, yani çoğu sınırı geçmeden önce çoğunluğun ortadan kaldırılmasını hedefliyor. Ana saldırı gücüne, Gissar ve Kant'tan havacılık grubu sürekli füze ve bomba saldırıları yaparak düşmanın saldırısını felç etmesi hesabına dayanıyor.
Bu tür taktikler, ilk etapta, Orta Asya'nın sınır devletlerinde seferberlik için ve ikinci adım olarak da CSTO'nun kolektif güçlerinin konuşlandırılması için 5-6 günlük bir zaman yaratacaktır. Ayrıca, o zamana kadar çatışma diplomatik yollarla durdurulmadıysa, Rusya Federasyonu'nun uzun menzilli havacılığı, düşmanı barışa zorlamak için Afgan topraklarının derinliklerindeki militan üslerine saldırabilir.

Politik problemler
Rus Hava-Uzay kuvvetlerine dayalı bir savunma stratejisi, askeri açıdan oldukça etkili görünüyor ancak tamamen siyasi engellerden muzdarip. CSTO güçleri, Tacik-Afgan sınırı üzerinde oldukça ciddi bir kontrol sağlayabilir ancak Özbekistan ve Türkmenistan ile etkileşim mekanizmaları hala arzulanan çok beklenen düzeyde değil. İki ülkede ortak sınır koruması, gözlem noktaları veya havacılığın geçici olarak üslenmesi için herhangi bir plan bulunmamaktadır.
Bu arada, Hairatan şehri yakınlarındaki Afgan Balkh'ta, potansiyel bir düşmanın "Dostluk Köprüsü” çevresinde büyük bir grubunu gizli ve hızlı bir şekilde toplamasına imkan verecek güçte bir nakliye ve depolama altyapısı var.
Özbekistan istihbaratının teknik potansiyeli yüksek değil. Bundan dolayı Taşkent, Afgan topraklarındaki durumu değerlendirirken sınır karakollarının görsel gözlem sonuçlarına güvenmek zorunda kalacak. Devletler genellikle sınır muhafızlarının yeteneklerini abartır ancak tarihsel deneyimlerin de gösterdiği gibi bu basit bir gözlemdir. Düşman en azından asgari düzeyde kamuflaj yaparsa, bu gözlem etkisizdir. O coğrafyada zaman doğru kullanılmazsa bir saldırı anında, Özbek topraklarında konutlar ve binalar arasında sivil nüfus için risk oluşturacak şekilde savaş yaşanabilir. 
Türkmenistan örneğinde ise tehlikelerin başında sınırın daha uzun olması (yaklaşık 800 km) geliyor. İkinci olarak da, cumhuriyetin siyasi olarak "tarafsız" statüsü nedeniyle durum daha karmaşık. Özbekistan örneğinde, Moskova ile Taşkent arasındaki askeri anlaşmaların gerçekliği ve gecikmeli de olsa Rus Havacılık ve Uzay Kuvvetleri'nin müdahale olasılığı nedeniyle potansiyel düşman sınırlandırılabilir. Ancak Aşkabat sürekli "tarafsızlığına” vurgu yapıyor. Militanlara göre zayıf ve savunmasız bir kurban olarak algılanacak.
Türkmenistan, Afgan silahlı grupları tarafından olası saldırılar veya şantaj için en olası hedeftir. Büyük gaz rezervlerine sahip bu devletin sınır muhafızları ile militanların 2018'de yaşadığı çatışma tecrübesi militanlara avantaj sağlayacak. Ülkenin silahlı kuvvetlerinin zayıflığı bir saldırıyı kolaylaştırılıyor.
Olası bir çatışmanın "sıcak aşamasına" yönelik tamamen askeri hazırlıkların yanı sıra, sınırlar üzerinde daha etkili ortak kontrol ve bitişik bölgenin keşfi için yeni mekanizmalara ihtiyaç vardır. Ayrıca, Orta Asya ülkelerinin kendilerini bölgesel işbirliğinden soyutlama girişimlerinden vazgeçmeleri gerekmektedir. Durum daha karmaşık hale geldi, tehditler büyüdü ve ancak birlikte direnilebilir.

Kirill Semenov
(Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi analisti)

Taliban’ın Dünya İslamcılığındaki rolü

Semenov: Afganistan'da kazanan terörist grup, komşularına doğrudan bir askeri tehdit oluşturabilir mi? belki de evet. 
West Point Terörle Mücadele Merkezi (ABD) verilerine göre, Ağustos 2021 tarihi itibariyle Taliban’ın Pakistan’da paralı olarak çalıştırdığı yaklaşık 200.000 savaşçısı vardı. Bugün, Taliban'ın zaferinden sonra ülkede temel askeri eğitim almış ve yeni hükümet tarafından kısa sürede harekete geçirilebilecek en az 500.000 eski ordu mensubu asker, polis ve milis var. Ve süper yüksek işsizlik koşullarında bir işi reddetmeleri pek mümkün değil.
NATO kuvvetlerinin kaçışı ve eski ordunun hızlı yenilgisinin bir sonucu olarak, Taliban kendi birliklerini silahlandıracak çokça kaynağa kavuştu. 300.000’lik bir ordu için hazırlanmış hafif silah, cephaneye ek olarak, şimdi de ellerine 750 top geçti. Yine birkaç düzine Grad füze sistemi, 40 adet orta etkili tank, 200'den fazla zırhlı personel taşıyıcısı ve birkaç bin Hammer zırhlı araçlarını da buna dahil edelim. 
Buna ek olarak, Taliban 23 Amerikan A-29 ( Super Tucano ) saldırı uçağı ve 45'ten fazla modern Black Hawk helikopteri dahil olmak üzere 211 araçlık savaşa hazır hava gücüne kavuştu. 
Taliban bu tekniğin bazılarının kullanımında zaten ustalaşmıştı: örneğin, yukarıda bahsedilen helikopterler onlar tarafından Ağustos sonunda Kandahar üzerinden uçuşlar için ve Pançşir'deki savaşlarda da ordu topçusu kullanıldı.
Grubun Afganistan'daki askeri operasyonlarda 27 yıllık tecrübesi var, bu da tüm personelin belirli düzeyde de olsa bir asgari eğitimini ve savaşabilirliği garanti ediyor. Bu durumda Afganistan diğer ülkelerin “savaşmamış” orduları için tehlikeli bir düşman haline geliyor. 
Kısa bir karşılaştırma yapalım: kuzey komşularının askeri gücü (Askeri Denge, 2020) iç birlikler dahil yaklaşık 100 bin kişidir. Tüm bu orduların son 20 yıl içinde gerçek manada askeri operasyonlar konusunda neredeyse hiçbir deneyileri yok ve savaştaki etkinlikleri de sorgulanmaya açıktır.
Resmi olarak, Mayıs-Ağustos 2021'de Taliban tarafından mağlup edilen Afganistan ordusu, GFP’nin uluslararası ordu sıralamasında 140 üzerinden 75., Türkmenistan ordusu  86. ve Tacikistan ordusu ise 99. sırada yer alıyor. Bu veriler baz alındığında bile her iki komşu devletin birden Taliban'a karşı savunma kabiliyeti büyük bir sorudur.
Özbek ordusu daha yüksek bir dereceye sahip (51. sıra), ancak gerçek anlamda savaşa hazırlığı sorgulanabilir. Özellikle yabancı basın ve Rus askeri uzmanlar, Özbek askeri teçhizatının ve hava savunmasının %50'sinden fazlasının bakımsız olduğuna dikkat çekiyor. Bunda gerçek payı olabilir, çünkü Özbek ordusunun ana gövdesi yeni ekipman alımından çok olanın modernizasyonu ve onarımı üzerinden şekillendiği resmi olarak da kabul ediliyor.
Çatışma stratejileri Uzmanlanı BDT Ülkeleri Enstitüsü'nden Andrei Grozin, bölge ordularının muharebe etkinliği konusunda son derece şüpheci: “Aslında, tüm bu Sovyet sonrası Orta Asya orduları büyük bir kurgudan ibaret. Böyle ordular savaşamaz. Her bakımdan savaşa en hazır olanları Kazak ve Özbek'tir. Ancak bu ordular bile küresel savaş yürütme yeteneğine sahip değil ” diyor.
Aslında Taliban, kuzey sınırlarında asgari çabayla topçu ve zırhlı araçlarla donatılmış 100-200 bin kişilik bir grubu zaten konuşlandırabiliyor. Hemen hemen tüm militanlar, düşmanın sahip olmadığı zengin askeri deneyime sahip. Özbekistan veya Türkmenistan birkaç ay içinde olası bir saldırıyı öğrense ve 70-100 bin rezervi (şüpheli) acilen harekete geçirebilse bile, yine de düşman karşısında nitelik ve nicelik olarak önemli ölçüde kaybedeceklerdir.

Korunma yöntemleri
Orta Asya ülkelerinin fiili savunma stratejisi, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'nün (CSTO) başkanlığını yapan Moskova ile askeri bir ittifaka dayanmaktadır. Bu, Afganistan topraklarından gelecek bir saldırıyı püskürtmeyi içeren, Rusya, Tacikistan ve Özbekistan ortak tatbikatları ile açıkça gösterildi.
Tatbikatta yer alan 500 ağır silah ve teçhizatın 420’si Rus, tatbikata katılan 2 bin 5 yüz askeri personelden 1800’ü de Ruslardan oluşuyordu. Anlaşıldığı kadarıyla bölge hükümetleri, güvenlik güçlerinin bir dış tehdidi savuşturma konusundaki gerçek yetenekleri konusunda tedirgin.
Özbekistan henüz CSTO’ye dönmedi. Ancak Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev Taliban’ın Ağustos 2021’de Kabil’i alması ardından, üçlü tatbikatlar için katılımcı ülkelerin yaptığı toplantıya katıldı. 
Rus üslerinin (Tacikistan'da 201'inci ve Kırgızistan'da "Kant") bölgenin savunmasındaki özel rolü, Rusya'nın daha modern askeri teçhizata sahip olması ve Rus ordusunun gerçek savaş deneyimine sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Havacılık ve Uzay Kuvvetleri personelinin %87-97'si Suriye'de muharebe tecrübesi kazandı. Muhtemel sınır çatışmasının Ortadoğu'daki olaylarla benzerliği göz önüne alındığında, Rus ordusunun buna iyi hazırlandığını söyleyebiliriz.
Açık kaynakların analizi, Orta Asya'nın toplu savunma stratejisinin, Afgan tarafından olası bir saldırı hazırlığının erken tespitine dayandığını gösteriyor. Potansiyel bir düşmanın mevcut silah seviyesi göz önüne alındığında, militanların şu anda sahip olduğu Grad sistemleri ve zırhlı araçlar da dahil olmak üzere bölge ülkelerinin sınırlarına yakın topçuların hareketlerini izlemek önemlidir. Gissar'da (Tacikistan) bulunan Rus dron "Takhion", "Orlan" ve "Eleron" gözlemcileri sınırın öte tarafını gözlemliyor.

Kaynak: https://russiancouncil.ru/
Not: Bu yazı Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi sitesinden derlenmiştir

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.