Tetikçi üreten zihniyet

Forum Haberleri —

4 Ocak 2022 Salı - 23:30

.

.

  • Bir zihniyetten bahsediyoruz: kendine göre Türk ve kendine göre İslam'ın dışındaki halklar ve inançlara ölümü gösterip, sıtmaya razı eden zihniyet. Bu zihniyet ile zehirlenen milyonlar var; bu milyonları devletin zehirli zihniyetinden çıkaramadığımız sürece ne tetikçiler biter ve ne de tetiği çektirenler…

Mehmet Serhat POLATSOY

TC kurulduğu günden bugüne entegre krizler yaşıyor. Krizlerin geçici olmayıp kuruluş kodlarında gizli olduğu biliniyor. Manipülasyona dayalı ilkeler ile kurulan ve ülke yönetimine talip her parti toplumu, "huzur ve refahı getireceğiz" diye aldatıyor. Bu durum elbette bizlerce anlaşılır görünüyor. Peki, ya sistemin kuruluş kodlarını bilince çıkaramamış olan kesimler? Bu kesimler büyük bir aldatmacanın içerisinde olduklarını nasıl bilecekler?

Buna etken birçok neden sıralanabilir ancak iki temel nokta sistemin yozluğunu bilince çıkaramamada belirleyici oluyor: Bunlardan birincisi statükocu kesim. Statükocu kesim denilenler, TC'nin kuruluş kodları ile yol yürüyenler oluyor. Bu kesimin ardına düşenler TC'yi neredeyse seksen yıl vatan-millet Sakarya edebiyatı ile ayakta tuttular. Sistem böylelikle bu bilince sahip olanlara tutunarak ayakta kalabildi.

İkincisi muhafazakar kesim. Bu kesimi de ayakta tutan aslında prensipte aynı bilinç oluyor. Biri vatan, millet Sakarya biri de din ve katalizör olan argümanları ile ayakta tutuyor. Her iki kesimin ortak yanı ise 'bir devletimiz olsun da nasıl olursa olsun' üzerinde şekilleniyor.

Milliyetçisi, Liberali, Yoksul ve Burjuvazisi işte bu gerekçe ile devletin safında yer alıyorlar. Onlar için en iyi sistem ulus-devlet sistemidir; ekonomi, refah, huzur hep devlet ile olur diyorlar. Devletler bir bu, bir de devleti sömüren kapitalizmin korumacılığı ile yıkılmıyorlar; zira ulus-devletler kapitalizmin gece bekçileridirler. Oysa biz Ulus-Devlet ile huzur ortamının hiçbir şekilde gelmeyeceğini birebir yaşayan bir halkız.

Bu çevreler bizleri görmüyor ya da görmek istemiyorlar. Oysa Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın devasa paradigması orta yerde duruyor ama bu çevrelerce görülmüyor, görülmek istenmiyor ve halkların, ezilenlerin görmesi istenmiyor.

Bu konuda bizlerin de öz-eleştiri yapması gerekiyor: Bizler de bu paradigmayı ne yeterince anlayabildik ne de anlatabiliyoruz.

Bir zihniyetten bahsediyoruz: kendine göre Türk ve kendine göre İslam'ın dışındaki halklar ve inançlara ölümü gösterip, sıtmaya razı eden zihniyet. Bu zihniyet ile zehirlenen milyonlar var; bu milyonları devletin zehirli zihniyetinden çıkaramadığımız sürece ne tetikçiler biter ve ne de tetiği çektirenler…

Buradan devleti sahiplenen herkese ve kesime sormak gerekiyor: Ekonomik anlamda Türkiye'nin düze çıktığı tek bir iktidar dönemini örnek verilebilir mi? Peki, siyasal anlamda diktatörlüğe meyletmemiş, çalmamış, çırpmamış, talan ve işgal etmemiş tek bir iktidar örnek gösterilebilir mi? Her ne kadar Türk devleti ırk devleti olarak lanse edilse de, Türkiye'de Türk halkının kendi kültürünü yaşadığı iddia edilebilir mi? Biliyoruz ki ezici çoğunluktaki Türk'ün de yaşadığı, özenti kültüründen başkası değildir.

Askerlerin askerlere darbe yaptığı, askerlerin hükümete, hükümetin askere, askerin nihayetinde hükümet ile birlikte ülke toplumuna böylesi sıklıkla darbe yaptığı başka bir örnek verilebilir mi?

Laik olarak kurulan bir ülkede Diyanet işleri bakanlığı olabilir mi? Olur diyelim. Tüm dinler ve inançlar için kurulmuş ise neden olmasın da diyebiliriz ama sadece Müslümanlar için kurulan bu bakanlığın kendinden olmayan Müslümanlara bir faydasının olduğunu gören duyan oldu mu? Toplumun ezici çoğunluğu yoksulluk ve açlık sınırında iken, milyon dolarlık araç için, "korkumuzdan aracımızı değiştiremiyoruz" diyen bir diyanet başkanı olabilir mi?

Her ay, her gün Kürtler için ağıt ayı, ağıt günüdür. Aralık ayı da böyle aylardan biridir. İstanbul Bahçelievler'de HDP'ye saldıranlar, tarih için Roboskî katliamının yıl dönümünü, Deniz Poyraz'ın ilk duruşmasının olduğu günü seçtiler. Ve gördük ki saldırgan, serbest bırakıldı.

Bu yönlü politikalar bir merkezden, planlı programlı işletiliyor. Kürtler olarak her yeni bir günde bir katliam, infaz, tutuklama ile karşılaşıyoruz. Her katliamda dönüp dolaşıp, "itlerinize sahip çıkın" deniliyor ama biz bunların, "tanırım iyi çocukturlar" diyenlerin zihniyetlerine sahip klikten olduklarını biliyoruz.

Sorun AKP, CHP, MHP veya İP değildir. Sorun tetikçi üreten zihniyettir, bu zihniyetin yarattığı sistemdir, rejimdir…

Sorun itlerde, tetikçilerde değil; it, tetikçi, katil üreten sistemlerdedir…

Sorun, biraz da kendilerini devlete muhtaçmış gibi gören topluma anlatma-kavratma sorunudur; bu anlamda sorun biraz da bizlerdedir…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.