Toplum kadınla birlikte güçlendi

Kadın Haberleri —

8 Eylül 2020 Salı - 23:00

  • “Kobanê’de hangi komüne giderseniz kadın vardır. Kadınlar insanların sorunlarıyla daha fazla ilgilenir, çözüm üretmeye çabalar. En fazla kadınlar bu devrime sahip çıkıyor.”

ELİF KAYA

DAİŞ, 14 Eylül 2014’te Türkiye’nin de desteğiyle üç koldan Kobani kentine saldırdığında kadınların öncülüğünde gelişen büyük bir direniş hareketiyle karşılaştı. 4 ay gibi kısa bir sürede, (26 Ocak 2015) yenilgiye uğratılarak Kobanê’den temizlendi. Savaş sürecinde yaşanan göç, ardından kadın öncülüğünde gelişen direniş ve devrimle birlikte kadınların yaşamında ve toplumsal yapıda ne gibi değişimler yaşandığına dair Rojava’da uzun süredir çalışma yürüten Jineoloji Akademisi üyesi Dîrok Kahraman ile konuştuk.

Devrim öncesi kadınların durumu neydi? Devrimle birlikte kadın nasıl bir değişim yaşadı, yaşamda ne kadar görünür oldu?

Kadının durumu her dönemin koşul ve olanaklarına göre farklılaşıyor. Ataerkil devletli sisteme göre bir şekillendirme var. Egemenlikçi sistem kendi tarzını topluma dayatıyor. Bununla bağlantılı feodal, dini inancın getirdiği muhafazakarlık ister istemez toplumu şekillendiriyor. Aslında toplum bunu aslında çok da kabul etmiş değil. Bu sistemin benimsenmemesi kendisiyle birlikte hep bir itiraz, isyan, arayış ve mücadele halinde olmayı getiriyor. Rojava toplumunda bu çok belirgin.
Suriye rejimi kendini sosyalist gösteriyordu. Ancak uyguladığı politikaların sosyalizmle hiçbir alakası yoktu. Her ne kadar dili, kültürü Kuzey Kürdistan’daki gibi yasaklanmış olmasa da ulus-devlet politikaları ekseninde Araplaştırmanın dayatılması, kadın haklarını sadece Arap Kadınları Birliği’yle sınırlandırması, toplumu ataerkil sisteme göre yönetmesi ve diğer toplumsal kesimler üzerinde egemen olmasının toplumun üzerinde ciddi etkisi olmuştu. Arap toplumu içinde de kadınlar Baas rejimi içinde boğuntuya getirilmişti. Bu nedenle özgürlük hareketi çıktığında kadın özgürlüğü fikri bölgedeki halklar üzerinde de etki yarattı. Toplum her ne kadar feodal olsa da özgürlük mücadelesi için örgütlemek amacıyla evlere girildiğinde kadınlar ciddi bir ilgi ile karşıladı. Kendilerini bu mücadele içinde gördüler. Var olan geri toplumsal, feodal engelleri tanımadılar.

DAİŞ gelmeden önce bu alanda mücadele için bir zemin vardı. Savaş, göç ve ardından dönüşle birlikte mücadele daha derin ve sistemli bir hale mi geldi?
Rojava’da kadınların mücadelesi DAİŞ savaşıyla birlikte ortaya çıkan bir durum değil. Kürdistan’da verilen 40 yıllık mücadele 19 Temmuz devriminin gelişmesi için bir temel oluşturmuştu. Kadınlar önceden de mücadele içinde yer alıyordu. Mahallelerinde örgütleme çalışmaları yürütüyor, eylem geliştiriyor, itirazlarını ifade ediyorlardı. Örneğin barış anneleri vardı. DAİŞ daha gelmeden önce barış anneleri örgütlenmiş, taleplerini ifade etmek için çalışma yürütüyorlardı. Yine Yekîtiya Star, genç kadın örgütlenmeleri vardı. Çocukların dahi örgütlenmesi vardı; çocukların kendi tarihi ve kültürleriyle güçlü bağlar kurmaları için çalışırlardı. Bu örgütlülük, daha sonra dünya kadınlarına ilham verecek düzeyde bir kadın devrimine temel oluşturdu. Bu mücadelede yüzlerce kadın şehit düştü. Bazıları Suriye rejimi tarafından tutuklanıp, zindanlara atıldı halen akibetleri belli olmayan kadınlar var. Suriye rejimi birçok kadını mücadeleden koparmak amacıyla tutukluyordu ama onlar çıktıklarında daha azimle mücadeleye sarılıyorlardı. Çünkü gözaltında düşman gerçekliğiyle daha yakıcı karşılaşıyorlardı.
Bayrağıyla bile dünyaya korku salan DAİŞ’e karşı neden bu kadar güçlü bir direniş sergilenebildi? Tabii ki bu örgütlü zeminle alakalıydı. Böyle cesur bir duruş tüm dünyanın dikkatini çekti. Savaşta en fazla kadınlar rol oynadı, öncülük etti. Örneğin Rêvan, Arîn Mîrkan gibi yüzlerce kadın bu mücadeleye öncülük etti.
Burada annelerin rolünü de unutmayalım. Savaşçıların arkasında onlar yer aldı, yemekten cephane takviyesine kadar çalıştı, kendini savunmak amacıyla silah kaldırdı. Çocuklarıyla birlikte en ön saflarda yer alan anneler vardı. Savaşçıları hiç yalnız bırakmadılar. Kendi varlıklarına yönelik tehditle hesaplaşma imkanı buldular.

Bu mücadele evdeki, mahalledeki kadının yaşamını nasıl etkiledi?
Kobanêli kadınlar Rêber Apo’nun eğitiminden geçmiş, görüşmeler, sohbetler yapmıştı. Bu anlamda bir ikna durumu ve mücadele deneyimi var. DAİŞ’e karşı yürütülen mücadele bu zemin üzerinden verildi. Devlete karşı çıkmak isteyip de cesareti olmayan kadınlar, engelin kalkmasıyla daha fazla mücadeleye katıldı. Kadın örgütünün gücü arttı. Belki daha aşılması gereken yanlar var ancak ciddi bir gelişme var. Örneğin kadınlar birbirlerine bakıp, “Benim arkadaşım öğretmen, ben neden değilim. O çalışıyor, ben niye çalışmıyorum” diyor ve daha fazla çalışmalara dahil oluyor. Eskiden kadınlar en fazla öğretmenlik yapıyor ya da küçük bir yerde geçimini sağlayabilecek bir işte çalışıyordu, fakat bugün bu durum değişti. Örneğin biz Jineoloji Birimi olarak Efrîn’de araştırma yapmıştık; eğitim çalışmalarında yer alan öğretmenlerin %75-80’i kadın. Yaşamın her alanında benzer şekilde yer alıyorlar.
Daha öncesinden kadınlar fikri çalışmalara katılma imkanına sahip değildi. Ama devrimden sonra kendi akademileri var ve her konuda fikir yürütüyorlar. Bu bir değişime yol açıyor. Devrimle birlikte açılan akademilere gelen her kadın kim olduğunu sorgulamaya başladı. Topluluk önünde iki kelime söyleyemeyen kadın artık topluluğa hitap edebilen, etkileyebilen bir düzey yakaladı. Kobanê toplumunda devrimden önce bir kadının yabancı bir erkekle yürümesi, görülmesi çok ayıp bir şeydi. Fakat şimdi kadınlar eşbaşkanlık sistemi ile kadınlı erkekli birlikte çalışıyor, birlikte tartışıyor, karar alıyor. Bunların tümü bu toplumun gücüdür. Zehra ve Hebûn arkadaşlar bu nedenle Türk devleti tarafından hedef haline getirilip, şehit edildi. Bu kadınlar kadın hareketinin öncüleridir. Yani kadın hareketi ne kadar gelişiyorsa o kadar hedef haline getiriliyor. Kadını tekrar eski konumuna getirme çabasındalar.
Kobanê’de pek çok kurumsal çalışmalar geliştirildi. Mala jin, eğitim, yürütme, komün çalışmaları var. Kobanê’de hangi komüne giderseniz kadın vardır. Kadınlar insanların sorunlarıyla daha fazla ilgilenip çözüm üretmeye çabalar. Kadınlar en fazla bu devrime sahip çıkıyor.

Kadına şiddet tam aşılmış değil

Bu sürecin zorlukları nelerdir?
Elbette halen aşılmayan yanlar, zorluklar var. Öncülük sorunları halen yaşanıyor. Aile içinde halen devam eden derin sorunlar var. Kadın halen bir çalışmaya gitmek için kendisi karar alıp, gidemeyebiliyor, aile engeliyle karşılaşabiliyor. Kadının kararlarına saygılı yaklaşma konusunda halen sorunlar var. Kadın üzerindeki şiddet bir bütün kalkmış değil. Kadınların öldürülmesi ve intihar olayları kısmen azalmış olsa da devam eden olaylar. Bu da şunu açığa çıkarıyor; her ne kadar kurumlaşma olsa da tüm kadınlara ulaşma ve sorunlara köklü çözüm bulma konusunda zayıflıklar var.

Kadın üzerindeki şiddet oranı ne kadar?
Koronavirüs salgını öncesi bir atölye çalışması yapmıştık, son 3 yılda 8 intihar girişimi yaşandığı tespit edilmişti. Evde kalma sürecinde kadın ve erkek arasında çelişkiler, kavgalar yaşandı. Bu kısa dönemde 5-6 intihar girişimi oldu. Bir yandan bölge üzerinde özel savaş politikaları da yürütülüyor. Ahlaki olarak toplumu çürütmek için teknik üzerinden özel bir politika uygulanıyor. Uyuşturucu kullanımı gençler arasında geliştirilmeye çalışılıyor. Bir yandan direniş çizgisi varken, diğer yandan ise geri toplumsal özelliklerin düşmanın özel savaş politikalarıyla iç içe geçmiş hali yaşanabiliyor.

Eskiden Kobanê’de boşanma ayıp olarak görüldüğü için neredeyse hiç boşanma yaşanmadığı belirtiliyor. Ama şimdi artış görülüyor. Bunun kaynağında ne var?
Daha önce toplumda savunma gücü yoktu. Bir kadın evlendiğinde annesi, ninesi şöyle nasihat verirdi: “Evlendiğinde dövülsen de, işkence görsen de, kovulsan da ses etmeyecek, kocana ve ailesine itaat edeceksin.” Kadınları koruyacak bir mekanizma, gideceği bir yer olmadığından sonuna kadar tahammül etmek zorunda kalırdı. Ya kendini öldürüyor ya da her şeye katlanmak zorunda kalıyordu. Bu nedenle boşanma yok denecek kadar azdı. Ama şimdi savunma kurumu, Mala Jinlar (kadın evleri), kadın hareketi var. Kadının sırtını dayayacağı bir zemin var. Yeni nesil eski geleneklerin dayattıklarını kabul etmiyor. Mevcut koşullarda birlikte yaşayamayacağına inandığında yaşananları sineye çekmiyor, boşanma yoluna gidiyor.
Diğer yandan evlilikte yaşanan sorunların büyük bir kısmı Mala Jin taradından çözümlenmeye çalışılıyor. İki taraf artık anlaşamadığı için boşanma kararı verdiğinde boşanma gerçekleşiyor. Ancak toplum halen tam olarak kani değil. Yaptığımız atölyelerde kadınlar ve erkekler birlikte tartışırken bu açık bir tarzda dile getiriliyordu. Örneği aile içinde tecavüz vakaları var ya da bazı erkeklerde aşırı cinselliği dayatmadan dolayı kadınlar artık birlikte yaşayamaz oluyor. Kadınlar tahammül etmiyor, boşanmak istiyor.
Gelişmelerin yanı başında eski sistemden kalan sorunlar da var. bir yandan gelişme yaşanırken diğer yandan da eski sistemden kalan bu sorunlar yaşanıyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.