- Tawisê Melek’in yeryüzüne indiği ve toprağa hayat verdiği gün olan Çarşema Serê Nîsanê, doğanın uyanışı ve yaşamın başlangıcı olarak kutlanır.
MERWAN ZERDEŞT
Yıl boyunca doğa ve yaşam döngüsüne dayalı birçok şenlik ve şölen düzenleyen Êzîdîler, 15 Nisan’da (yarın) yılın en kutsal bayramını, Çarşema Serê Nîsanê'yi kutlayacak. Evrenin ve dünyanın yaratılış hikayesiyle bağlantılı olan bu ritüel, Êzîdîlerin yaratılış mitosunun şenlik-bayram halidir.
Şengal’de şimdiden kapılara asılmak üzere kırmızı Nisan çiçekleri (gelincik), farklı desenlerde rengarenk boyanmak üzere yumurtalar toplanıyor. Nisan çiçekleri baharın gelişini müjdeler, Êzîdî yaratılış mitosuna göre yaratılış tamamlandıktan sonra Tawisê Melek, Nisan'ın ilk Çarşambasında yeryüzüne iner. O indiğinde dünya halen renksizdir, ayak bastığı yerde rengarenk çiçekler özellikle de kırmızı çiçekler açar. Êzîdîlerde kırmızı çiçek, kutsal varlığın yeryüzüne inerek onu onurlandırmasını, etrafı çiçeklendirerek hayatın başlamasını temsil eder. Bu kırmızı çiçekler, evlerin kapı eşiklerine asılır (Êzîdîlerde kapı eşiği yani stêr, sadece eve giriş noktası değil, maddi ile manevi dünyanın sınır hattıdır) böylece o eve bereket ve huzurun gelmesini dilerler. Çiçeğin tazeliği-canlılığı ile ev maddi bir olgu olmaktan çıkar canlı bir mekâna döner, yani ev böylece doğaya bağlanır.
Êzîdî inancında evrenin yaratılışını anlatan bazı temel metinler (qewl) vardır, biri Qewla Afirandina Cîhanê (Dünyanın Yaratılış Kavli) diğeri ise Qewla Kewna Dinyayê (Dünyanın Başlangıcı Kavli). Bu qewller, kutsal sözleri ifade ettikleri gibi aslında fiziki dünyanın metafizik yorumunu içerirler, biraz daha iyi bakıldığında varoluşun edebi ve felsefi yorumlarını içerdikleri gibi fizik ve bilim ile de kesiştikleri görülür. Günümüzde herkes, iyi kötü Big-Bang teorisini bilir ya da en azından duymuştur fakat Êzîdîlerin yaratılış teorisini ve bu mitosun fiziki dünyayı edebi bir dille nasıl yorumladığını bilenimiz azdır.
Çarşema Serê Nîsanê'nın ruhunu (yaratılış ruhunu) anlatan Dünyanın Yaratılış Kavli’nin ilk dizeleri şöyle başlar:
"Sultanım (Yaratıcı) kendi başına bir inci yarattı,
Onu kudretiyle mükemmel ve parlak kıldı,
O zaman ne yer vardı ne gök, ne su pınarları ne de aşağısı."