Zekiye ve Rahşanlarla Newroz kadın bayramıdır
Kadın Haberleri —

Delal Aydın
- Newroz’un dünü ve bugününü anlatan akademisyen Delal Aydın, “Kürt kadınları olarak Newroz bizim bayramımız. Çünkü Newroz’u bugünkü anlama taşıyan Zekiye Alkan, Rahşan Demirel oldu” dedi.
Demirci Kawa efsanesi ile Kürt halkıyla özdeşleşen 21 Mart Newroz Bayramı’na sayılı günler kaldı. Daha önce bu konuda araştırmalar yapan ve “Türkiye’de Kürtleri Hareketleştirmek: Bir Mit Olarak Newroz” başlıklı tezi bulunan ve Duisburg Essen Üniversitesi’nde misafir araştırmacı akademisyen olan Delal Aydın, Jinnews’ten Öznur Değer’e konuştu.
Newroz’un dünden bugüne Kürtler için taşıdığı anlamı ve özellikle 1980’den sonra nasıl bir politikleşme sürecine evrildiğini anlatan Aydın, “Newroz Kürtlerin yeni yıl bayramı ve yeni bir başlangıca işaret ediyor” dedi.
Newroz’un kökeni
Newroz’un iki kökeni olduğunu belirten Aydın şunları kaydetti:Birincisi baharın gelişiyle ilgili. Babillerin Akitu festivaline kadar uzanan ekinoksla ilgili eski bir köken. Bunu Kürtler pek çok Mezopotamya halkı ile paylaşıyor. Öbür kökeni de ejderha insan savaşına dayanan ve Zerdüştlükte olan bir köken. Burada da insanın zaferini temsil ediyor. Ejderha-insan savaşında, ejderha Dehaq’ta yılan başına dönüşüyor. Bir sürü dönüşüm var ama kökenden bahsediyoruz. Bunu da Kürtler efsane olarak diğer halklarla paylaşıyor. Newroz, bu kökenleriyle birlikte bütün İrani halklarla kutlanıyor. İrani halklar dediğimiz Kürdistan’ı da içeriyor ama Tacikistan’a kadar uzanıyor. Bugün İran’da yeni yıl 21 Mart’ta başlıyor. Kürtlere özgü olan şey, Newroz’un Kawa efsanesinin bir kutlaması olması. Kawa efsanesi, en başından itibaren aldığı bütün biçimlerle birlikte zulme karşı direnişin efsanesiydi. Kürtler için Newroz yeni bir başlangıç ve baharla geliyor ama direnişle gelen bir başlangıç. Kürtler yeni hayatı direnişle başlatmış oluyorlar. Bu özgün ve güzel bir şey.
Yeni bir Newroz
Son 40 yıllık Newroz kutlamalarını “Yeni bir hikaye” olarak tanımlayan Delal Aydın, bunun Kürt halkının kitlesel direnişiyle bağı olduğunu vurguladı. Aydın şöyle dedi: Kawa’nın, tarihsel bir kişi olarak yaşayıp yaşamamış olması dışında hepimiz için direniş isyanını başlatan, direniş ateşini yakan bir mitik figür olarak önemi var. Daha sonrasında ise Diyarbakır Cezaevi’nde Kürtlüğün ve Kürtlüğe dair değerin, sembolün yok edilmeye çalışıldığı bir zulüm mekanında Mazlum Doğan ile birlikte tekrar ortaya çıkma durumu var. Dolayısıyla Demirci Kawa sürekli yenilenen bir figür. Başka direniş hikayelerinde tekrar can bulan bir figür. Demirci Kawa sadece Demirci Kawa değil, aynı zamanda hepimiz için Mazlum Doğan. Onun hepimiz için bir güncelliği var ve zulüm devam ettikçe de güncelliği devam edecek.
‘Newroz’ mu ‘Nevruz’ mu?
Mazlum Doğan ile 1980’lerde başlayan ve 1990’larda kitleselleşen Newroz kutlamaların Avrupa’daki Kürtler tarafından da kutlandığını dile getiren Aydın, devletin 1991’de Newroz’u ‘Nevruzlaştırma’ya çalışan siyasetine dikkat çekti. Devletin, ‘Newroz’ mu ‘Nevruz’ mu üzerinden bir tür çatışmaya gittiğini kaydeden Aydın, “bu ideolojik bir çatışma” diyerek sokaklarda Newroz kutlamalarına yapılan saldırılara işaret etti.
90’lı yıllarda Türk devletinin Newroz’a sahiplenme siyasetinin camilerde Newroz hutbelerinin okunmasına ve kukla Karagöz oyunlarına da taşındığını söyleyen Aydın, valisinden devlet görevlisine, orduya kadar herkesin ateşten atlama gösterilerini hatırlattı. 1993’te yapılan ‘Nevruz kurultayı’na da değinen Aydın, Turgut Özal, Süleyman Demirel, hatta Kıbrıs’tan Rauf Denktaş’ın katıldığını kurultaya katıldığını ve demir dövme törenlerinin yapıldığını dile getirdi.
Bir halkın doğuşu
1992 Newrozu’nda Cizîra Botan’da (Cizre) 100’den fazla kişinin devlet saldırısında yaşamını yitirdiğini hatırlatan Aydın, “Çok ciddi bir şiddet var. Bazı ana akım gazeteler ‘İç savaş mı yaşanıyor?’ diye başlıklar atıyorlardı. Bugünden geriye bakılınca ana akım medya tarafından Kürtlere uygulanan şiddet normalleşti. O süreçte ciddi bir şok yaşıyorlardı. Böyle bir boyutta halka uygulanan şiddet yeni bir durum. ‘Daha önce şiddet yoktu’ demek istemedim. Newroz diye bir şey çıkmış ve insanlar sokaklarda. Bu yeni bir şey. Newroz’da kutlama ile gösteri neredeyse eş anlamlı oluyor. Zaten kutlamak istiyorsan polis veya asker şiddetini göze almış olman gerekiyor. 90’larda Newroz’un yaşanması o şekildeydi. Bir yandan büyük bir coşku ama bir yandan da şiddet.
Newroz çok fazla kadınların, çocukların ve gençlerin kutladığı bir ‘şey’ oldu. O çocukların lastikleri yakması var, kadınların sokakları kullanması var. Öyle bir coşku ki yeni bir halk kuruluyor ve bunu da kadınlar, gençler ve çocuklar kurdu.
Türk devletinin, kadın ve çocukların Newroz’daki direnişi karşısında şaşkına döndüğünü dile getiren Aydın, “Genç, yaşlı evde çay yaptıklarını düşündükleri kadınların sokaklarda olması onları şaşırtıyor. Bunu nasıl anlayacaklarını da bilemiyorlar. Sadece manipülasyon değil bir kafa karışıklıkları da var. Bir maçoluk vardı. Sokaklarda kadının yeri yok zaten. Varsa da kullanılıyorlar. Kadın bir özne olarak, siyasi bir özne olarak görülmüyor” dedi.
Newroz ile deklere edilen Kürt kimliği
Bundan sonraki süreçte Newroz kutlamalarının Türk devleti açısından bir “Milli Güvenlik Sorunu” haline geldiğini belirten Aydın şöyle devam etti: Bunun en temel nedeni, o güne kadar olan cumhuriyetin Kürtlerle ilgili varsayımı. Hep dikta etmeye çalıştığı şey Kürtlerin ayrı bir etnik veya milli grup olarak var olmadığı. Kürtler ise Newroz’da şunu demiş oluyor, ‘Bakın ben Kürt’üm. Benim sadece bir dilim yok. Aynı zamanda kültürüm, bayramım, yeni yılım var. Her şeyim senden faklı.’ Bir o farkın altını çizmesi var. Bir de Kürtler arasındaki ayrımları da ortadan kaldırarak bu farkı çizmeye çalışıyor. Yani şunu demeye çalışıyor, Newroz o kadar eski bir mit ki eski bir bayram olduğu için Kürtler arasındaki dinsel, dilsel, sınıfsal farklılıklarının ötesinde gidip bir daha bir arada durabilen bir Kürt halkına işaret ediyor. Bir yanıyla Kürtleri resmi Türk ideolojisinden ayırıyor, öbür yandan da Kürtler arasında birlik sağlıyor. Bir de bu birliği çoluk çocuk herkes sokakta deklare ediyor.
Direniş diyalektiği
Zulüm ve direniş geleneğine de değinen Aydın, “Mitlerde bir kişiden bahsedilir ama o bir kişi bir sürü kişiyi temsil eder. Dehaq öyle bir figür. Zulmün bir simgesi. Kişi olarak tek bir kişi değil. Dehaqlar deniyor o yüzden. Kawa da öyle. Zulüm oldukça Kawa olacak, direniş olacak. Öyle bir diyalektik var. Dehaq’ın varlığı Kawa’nın varlığını da mümkün kılıyor. Ama Kawa Dehaq’a ‘hayır’ diyor. Birbirini hem üreten hem de yok etmeye çalışan bir şey. Bu en temel iktidar ilişkisi. Ataerkil, devlet ve bir sürü iktidar biçiminde de benzer bir diyalektik işliyor iktidar ve direniş arasında. Efsane kendini o kadar güzel anlatıyor ki herkes kendini orada bulabiliyor.
Kayboldukça dirilten Newroz geleneği
Kürtlerin ulusal gelişiminde Newroz’un rolüne dikkat çeken Aydın, “En geleneksel ulus teorilerine bile baktığımızda kurucu mit olma, ulusu başlatan hikaye olma açısından Newroz’un öyle bir özelliği var. Kürtlerin bence en ilginç olan şeyi, bu kurucu mitin bu kadar direnişe dayalı olması. Ve bunun unutulduğunda bile tekrar gündeme gelmesi” diye konuştu.
Birçok efsanenin yayılmacı bir yanı olduğunu dile getiren Delal Aydın şöyle dedi: “Ama Kürtlerinki bir yayılma değil. Newroz, Kawa efsanesi bir yayılmayı anlatmıyor. Kawa efsanesi yok sayılanın, -efsanede Kawa doğru düzgün konuşmasını bilmeyen biri olarak geçiyor- sesi duyulmayanın, doğru düzgün konuşamayanın direnişi. Demek ki bizim tarihsel ve sosyolojik gerçekliğimize o kadar hitap ediyor ki biz buna bu kadar bağlanıyoruz. Biz başka yerleri işgal etmek için kurucu mite yönelmiyoruz. Biz kendi varlığımızı söylemek için ve varlığımıza yeni bir başlangıç yaratmak için Newroz’u seviyoruz.
Newroz kadının bayramıdır
Newroz efsanesinde kahramanların hep erkek olduğunu söyleyen Delal Aydın, “Ama Kürt kadınları olarak Newroz bizim bayramımız. Çünkü Newroz’u bugünkü anlama taşıyan Zekiye Alkan, Rahşan Demirel oldu” dedi. “1994’te Bêrîvan ile Ronahî var” diyen Aydın, “Sokak gösterilerinde de kadınlar, çocuklar ve gençler oldu. Bugünkü anlama taşıyan bir kesim olarak Newroz’un altını çok fazla çizmiyoruz gibi” diye belirtti.
Newroz’un daha fazla gündemleştirilmesi gerektiğini ifade eden Aydın son olarak şunları kaydetti: “Yeni yaşamın ve kadının ilişkisinden bahsederken buna Newroz’u da dahil edebiliriz. Biz hep direndik hep direneceğiz. Her Kürt’ün hissettiğinden daha farklı bir şey hissetmiyorum. O direniş ruhu Newroz’da hepimizde tekrar tekrar yakılıyor. Ben de onu herkesle paylaşıyorum ve bu konuda çok mutluyum.
HABER MERKEZİ















