36 yıl önce ve sonrasında 15 Ağustos

Selim FERAT yazdı —

17 Ağustos 2020 Pazartesi - 23:00

15 Ağustos’daki tüm zamanlar için, tarihi bir kırılmaydı.

Devlet için sarsıcı historyal bir alarm olarak kayda geçti.

Beklenmedik bu tarihi hadise, Türk devlet dinamikleriyle, Kürdistan’daki rasyonel davranış biçimlerini dinamitledi.

Türk devlet geleneğini altüst edecek bir halk hareketinin fünyesinin sembolüydü.

Başardı da.

Selimferat@web.de

Sosyal sınıflar arasındaki hiyerarşiyi altüst etti ve koltuklarda söz sahibi olanların sözünün giderek geçersiz olmaya başladığı o tarihlerde, söz sahibi olanlar, ya kürsülerde oturanlar ya da dağlardan kentlere inmek üzere hareketlenen gençler oldu.

Eskiden Kürtçüler, hapis yatıp, sonra serbest dolaşan, bazen affedilen, kitleler nezdinde meşhur adamlar oluyorlardı.

Yeniler, köylü, pale, işçi çocuklarıydı.

İsimsiz, mevkisiz; sonradan nam kazanacak erkek ve kadınlar olacaklardı.

Sosyolojik bir yer değişimi, belki de yakın dünya tarihinde, kadınları o zamana kadar kabul edilen erkek belleğine kazılmış olan tüm normlardan kurtaracaktı; Kadınlardan oluşan Gerilla Birlikleri, Kadın konseyleri, yüzde 50’li kotaya kadar varan temsil gücü, kadınlar için belki de ebediyete kadar sürecek yeni bir mücadelenin kapısını aralayacaktı.

Sözü bitiren, silaha dayalı direniş oldu.

Söz sahibi olmak için başlatılan bu direniş, milyonlara varacak politik bir nüfusun yapılanmasına yol açtı.

Sonrasında, 90 yıllardan sonra, Türk devlet geleneğini derinden sarsan o hayalet, Gerilla Hareketi 90’lı yılların başında Cizre Newrozuyla birlikte kentlere adım attı.

Nerden bakarsanız bakın, 15 Ağustos, uç bir paradokstu.

Çıkılmaz gibi görünen, bir tıkanma döneminde, böylesi bir paradoks olmaksızın, yeni bir gelişmeye yol açmanın mümkün olmadığını bilenler, idealleri için en zoru seçtiler; bunun mutlak varolmak için en zor tarihi şans olacağını bilerek.

Abdurrahman Paşa Ayaklanması (1806) ve sonrasındaki direnişlerden, özellikle Şeyh Said ve Dersim direnişlerinin tümünün öğretilerinin toplamı 15 Ağustos atılımına yol açtı.

O döneme kadarki yenilgilerin nedenini, diğerinin yanında, kitlelerin sosyal ve ulusal bir bilince sahip olmamaları olarak analiz etmişlerdi..

Son sahneyi görüntülemeden önce, Ağustos 1984’ten öncesinin kısa bir bilançosu:

Mustafa Kemal, Cemal Gürsel, Karaoğlan (Ecevit)‘lerin revaçtaydılar;

Kürtler, konuştukları dili geri kalmışlıkla özleştirenlerin çoğunlukta olduğu bir zaman;

Baldırı çıplak birkaç jandarma karşısında, hazırola geçmeleri kanıksatılan milyonlarca insan;

Başçavuş kararıyla yönetilen nahiyeler;

Köy muhtarları hanesine, kaymakamlığa, jandarma komutanlıklarına bağlı, gizli servisin gönüllü ajanları kimliğinin yüklendiği, bir coğrafyada yaşıyorlardı Kürtler.

Ve aradan onyıllar geçti…

Osmanlı-Türk devletinin merkezini sarsan ilk atılımdan 36 yıl sonrasında, Karayılan konuştu: "Biz halkımızdan, özellikle de Başûrê Kurdistan, Arap, Irak halkından bizi desteklemelerini istiyoruz. Bu düşmanı yenmekte kararlıyız, Heftanîn’de onları serseme çevirdik, Zap’a gelirlerse onları yerin dibine gömeceğiz.“

Karayılan’ın muhtemelen bu konuşmayı yaptığı gün çekilen bir fotoğrafı ANF tarafından yayınlandı. Oturduğu masanın ön cephesine PKK bayrağı asılı.

Arka planda, ilk bakışta, kayalardan ayırdetmekte zorluk çekeceğiniz türde giysilere bürünmüş, ellerinde silahlar bulunan yüzleri kapalı 12 savaşçı var.

Karayılan’ın çehresine sakin ve metin bir gülümseme yüklü.

Karayılan’ın açıklamasını itinayla okudum.

Önemli bir değerlendirmesini aktarıyorum:

"Eğer Heftanîn’de Türk işgalciliğine karşı iki aydır devam eden savaş olmasaydı belki şimdi sınır bölgesinin çoğunluğu işgal edilmişti.“

36 yıl öncesi ve sonrasına not düşmek için, 36 yıl öncesinden bir anekdot; 1980’lerin yarısında genç olan bir kadın, Mahsum Korkmaz ile birlikte evlerine gelen 12 Gerilla’yı anlatırken: "Çorapların tabanları delinmişti, hele heval Agid’in çorabına çorap demeye bin şahit isterdi. Hemen bir köşede duran çeyiz sandığımı açtım, yün örülü çorabı ona uzattım.“

Nostalji mi? Nostalji olduğu kadar da reel değil mi?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.