Herkes dizane, Rojava Kurdistan e
Selim FERAT yazdı —
- Kürdistan halkları, önderleri, partileri ve bireyleri, ilk kez birleşip bütünleşti. Tükenmeyen bir inatla "Yek e, yek e, yek e, Kurdistan yek welat e" diye haykırıldı.
SELİM FERAT
Başlamadan, Rojava’nın askeri ablukaya alınmasından sonra:
Mîr Babanzâde Abdurrahman'ın (1806) Osmanlıya karşı bağımsızlık için başlattığı ayaklanmadan bu yana Kürtler benzersiz küresel protesto başlattı. Kürtler, Kürdistan’ın tüm parçalarında; başta batı Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde, Rojava’nın abluka ve işgalden arındırılması için sürekli eylemdeydi. İlk kez, partiler, kurumlar ve şahsiyetler üstü bir kimlik Kürtlerin bilincinin ortak adresi haline geldi: "Herkes dizane Rojava Kurdistan e" (Herkes biliyor, Rojava Kürdistandır.)
Burada saklı duran gerçek şu: Rojava hepimizin kaderini tayin eden Kürdistan’dır. Modern zamanların ilk Kürdistan ayaklanmasından 200 yıl sonra Kürdistan halkları, önderleri, partileri ve bireyleri ilk kez birleşti, bütünleşti.
***
Riyakarlara, döneklere, gündemi çarpıtanlara dipnot olmak üzere aciliyetten birkaç hatırlatma:
ABD/Fransa ve müttefiklerinin PYD ile birliği yapay ve çakışan çıkarlara dayalı bir birlik olduğu biliniyordu. Çıkarlar yer değiştirdi; ortaklıklar da. Bu aynı zamanda yakın bir gelecekte El-Şara’nın sonunu getirecek gelişmelere de gebe bir dönemin geleceğine kanıt değil mi?
Bir Cumhurbaşkanı’nın da sonu gelir. Ancak yaşamak ve varolmak için mücadele eden 50 milyon halkın sonu demek, dünyanın da sonu demek gibi bir denkleme işaret ediyor.
"Batı QSD’ye istediği desteği vermedi“ bir pencere, QSD gelecekte, geçmişten daha güçlü bir Rojava’da yeniden yükselecek de başka bir pencereden bakış.
Yukarıdaki ilk pencereden bakış göreceli. İkinci pencereden bakış, haklı vizyona dayanan güçlerin geleceğine dair.
Sonuçta Mazlum Ebdî ve diğer öncüler, kendileri dışındaki güçlere değil, Rojava halkına güveniyorlardı. Bunu biçok kez Rojava’dan gelen öncülerle yaptığım görüşmelerden biliyorum. Nihayet ABD ve diğer müttefiklerin geçmişte çıkarları doğrultusunda, mütteffiklikten feragat ettikleri biliniyordu.
Şimdi Rojava bir tercübe edindi. Film yeniden başlarsa neye dikkat edecekleriyle ilgili tecrübeyi Ocak 2026’da edindiler. Bu da tarihi bir öğreti. "Geçmişe bakalım, ama durum böyleydi, keşke öyle olmasaydı" gibi demoralizeye yol açacak cümleler es geçilmeli. Rojava halkı dışında güvenilecek bir gücün olmadığını en iyi bilenlerin başında, MazlumEbdî, Aldar Xelîl ve Salih Muslim geldiğini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.
Bahçeli’nin tehlikeli bir Türk oyuncusu olduğu başından biliniyordu. Kurtlarla, kötülükler çemberinde dik durmak için mücadele edenlerin dansı böyle başladı. Bahçeli’nin kendileri için yüksek gerilimde tehlikeli olduğunu bilenlerin başında, onunla bu oyunu kuranlardır. Taraflar açısından ulaşılmak istenen hedef belli; sonuçları belli olmayan bir oyunun orta yerindeyiz. Biteceği yerde yeni bir "oyun" kurulacak ve devam edecek. Bahçelinin bu tehlikeli oyunda, kendisi ve son dönemde ayyuka çıkardığı Erdoğan için daha da yüksek bir tehlike oluşturduğunu benden daha çok oyunu kuranlar biliyor.
***
Berlin’de son 10 yılın bu denli görkemine şahit olduğum yürüyüş, geçen Pazar günü gerçekleşti. Binlerce kişi, tükenmeyen bir inatla "Yek e, yek e yek e, Kurdistan yek welat e"(Birdir, birdir, birdir, Kürdistan bir vatandır) diye haykırdı.
Gözlemler ve çıkarımlarım: QSD ve Rojava’nın değil, bir halkın yokedilmesi hayaliyle savaş başlatanların siyasi haritadan silineceği.
