Şara’nın geri tepen Berlin ziyareti
Selim FERAT yazdı —
- Şara, Türkiye/HTŞ ve DAİŞ güçlerinin gerçekleştirdiği katliamın ardından Rojava’da ayaklanma ve halkın var olma mücadelesi sürerken Berlin ziyaretinden feragat etti.
SELİM FERAT
Kürtlerin direniş kararından bir gün önce, 19 Ocak’ta Berlin ziyareti Rojava’da geri tepen Şara’ya karşı, çoğunluğu Rojavalılar ve Başûrlulardan oluşan bir protesto gerçekleşti.
Öncesi
Federal Dışişleri Bakanlığının 16 Ocak 2026 tarihli hükümet basın toplantısındaki açıklamasında, Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'nın 19-20 Ocak tarihleri arasında Berlin'e ilk ziyaretini gerçekleştirmesinin beklendiği, 20’sinde El-Şara’nın Federal Şansölyelik’te, Şansölye Merz ile görüşmelerde bulunacağı belirtilmişti. Ahmed el-Şara'nın Alman Şansölyesi Friedrich Merz ve diğer siyasi ve ekonomik temsilcilerle görüşmek üzere Berlin'e gelmesi planlanmıştı. Görüşmelerin ana konusu Suriyeli mültecilerin geri dönüşü ve Suriye'nin yeniden inşasıydı. Şam'daki iktidar değişikliğinin ardından ilişkilerde “derinleşme ve yeni bir başlangıç” hedeflendiği duyurulmuştu.
Reaksiyonlar
Terörist, teröristtir.
“Sivil elbiseler giyse de bu onun terörist kimliğini değiştirmez” gibi radikal söylemler, protestoculardan aldığım notlar arasındaydı. Şara’nın şahsına ve yönetiminin Kürtlere ve diğer halklara yönelik politikalarına karşı suçlamalar, eleştirilerin temel dayanaklarını oluşturdu. Politikacılar ve sivil toplumdan gelen eleştiriler, Şara’nın Almanya’ya ayak basmasının yasaklanmasını öngörüyordu. “Başbakanlıkta kabul edilmek yerine tutuklama emri” talebi Almanya’daki Kürt Topluluğu’na aitti. Şara'nın ziyareti vesilesiyle yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son olarak hükümet yanlısı güçler Suriye'nin kuzeyindeki Halep’te Kürt mahallelerine saldırdı. Seküler Kürt partisi PYD liderliğindeki bir koalisyon, Suriye'nin kuzeyinde özerk bir bölgeyi yönetiyor ve bu bölge El-Nusra, ‘İslam Devleti’, Türk ordusu ve Esad rejimine karşı büyük kayıplar verilen savaşlarla savunuldu.”
Kasım 2025’te Almanya’daki Kürt Topluluğu, Şara aleyhine soykırım ve çeşitli savaş suçları iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştu. Özetle, bir megafondan duyduğum şu sözleri, Şara’ya yöneltilen eleştiri ve suçlamaların gövdesi olarak resimlemek istiyorum: “Eğer Kürtlere katliam yapılıyorsa biz Kürtüz. Eğer Alevilere baskı yapılıyorsa biz Aleviyiz. Eğer Dürzilere şiddet uygulanıyorsa biz Dürziyiz. Eğer Ermeniler dışlanıyorsa biz Ermeniyiz. Eğer Yahudilere baskı uygulanıyorsa biz Yahudiyiz.”
Şara’nın, El Kaide'nin bir kolundan doğan HTŞ milislerinin eski lideri olması ve bu geçmişiyle bugünkü cumhurbaşkanlığı arasında niteliksel bir kopuş yaşanmadığı iddiası, aksi pratikte görülmediği sürece Colani isminin El-Şara’nın gölgesinde takip edileceği izlenimini veriyor.
Bu ziyaret öncesi gelişmeler, özellikle Rojava bağlamında, 58 yıl önce Muhammed Rıza Pehlevi’nin Berlin ziyareti öncesindeki atmosferi hatırlattı. Savak ile HTŞ arasında pratik açıdan nitelikli bir ayrışım yok. İkisi de katle dayalı kurumsallaşmış yapılar. Şah, Savak’ı kurumlaştırmıştı. Şara (Colani) da devletin başına geçerek, HTŞ güçlerini Suriye’de ordulaştırdı.
58 yıl önce, 2 Haziran 1967’de Berlin’de öğrenciler, Şah’ın ziyaretini protesto etmiş, olaylar tırmanmış ve Benno Ohnesorg adlı öğrenci öldürülmüştü.
Basından 'hayır'
Frankfurter Rundschau yazarı Daniel Roßnach: “Kürt özerk yönetimi, Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara’ya karşı ciddi suçlamalarda bulunuyor. Örgütler, onun etkinlikten uzaklaştırılmasını talep ediyor...”
Der Spiegel: “Kürt güçlerine karşı mücadele: Suriye'nin yeni yöneticileri Halep çevresinde toprak kazanımları bildirdi. Dini azınlıkların eleştirilerine rağmen Friedrich Merz, Ahmed el-Şara’yı kabul edecek. Bu arada, birlikleri Halep çevresinde ilerleme kaydediyor.”
Stern: “Hükümet, Aleviler, Dürziler ve Kürtler gibi azınlıkları yeterince koruyamamakla suçlanıyor...”
Merkur: “Suriye anlaşması yaklaşıyor: Merz, eski terörist El-Şara'nın Berlin’de olmasını bekliyor.”
Partilerden itiraz
Almanya’daki siyasi partiler, bu ziyaret öncesinde Merz’e karşı politik dilde radikal eleştirilerde bulunarak, ziyaretin gerçekleşmemesi talebinde bulundu.
Sol Parti’nin Federal Parlamento Dış Politika Sözcüsü Cansu Özdemir, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Merz, El-Şara rejiminin savaş suçları konusunda sessiz kalıyor. Merz, bir suçluyu meşrulaştırıyor ve İslamcı şiddeti normalleştiriyor. Biz, Sol olarak, açık ve net bir şekilde söylüyoruz: Suriye’ye hiçbir sınır dışı etme olmamalı. El-Şara, demokratik bir federal hükümet için meşru bir ortak olamaz. Davetinin iptal edilmesini talep ediyoruz.”
SPD Parlamento Grubu’nun Dış Politika Sözcüsü Adis Ahmetović, Der Spiegel’e yaptığı açıklamada şunları belirtti: “El-Şara'nın ziyareti için net beklentiler ve talepler formüle edilmelidir: Sivil halkın korunması, askeri saldırı operasyonlarının derhal durdurulması ve insani yardıma engelsiz erişim… Özellikle Halep'te Kürtlere yönelik son saldırılar ışığında… Tüm etnik grupları kapsayan kapsayıcı bir süreci sağlamakla yükümlüdür. Radikal köktenci güçler izole edilmelidir.”
Yeşiller Partisi Milletvekili ve aynı zamanda Bundestag’daki partiler üstü parlamento grubu “Kürt Yaşamı”nın başkanı olan Kassem Taher Saleh, Der Spiegel’e yaptığı değerlendirmede,
“Bu görüşme ancak net kırmızı çizgilerle bağlantılı olursa siyasi olarak kabul edilebilir. Azınlıkların zulüm gördüğü bir geçiş dönemi cumhurbaşkanıyla, net sözler söylenmeden yakınlaşılmamalıdır” önerisinde bulundu.
AfD’nin Federal Parlamento Dış Politika Sözcüsü Markus Fronmaier ise özellikle Kürtlerin ismini kullanmaktan imtina ettiği 14 Ocak tarihli açıklamasında şunları söyledi: “Dış politikada yalnızca ahlaki çağrılarla ve uluslararası hukuka atıfta bulunarak adını duyuran ve şimdi Berlin'de El-Şara'yı kabul eden birinin inandırıcı olmaması şaşırtıcı değildir. Almanya güçlü bir pozisyon almalıdır. Uluslararası ortaklarımızla, özellikle de ABD ile birlikte, Suriye'de Hristiyanlara, Dürzilere ve Alevilere karşı işlenen katliamlar ve suçlarla ilgili kapsamlı bir soruşturma yapılmasını savunmalıdır.”
Geri tepen ziyaret
Halep’te Türkiye/El-Şara ve DAİŞ güçlerinin gerçekleştirdiği katliamın ardından, Rojava’da ayaklanma ve halkın var olma mücadelesi sürerken Şara da Berlin ziyaretinden feragat etti. Alman hükümeti ziyaret ertelenmiş olsa da davetin geçerliliğini koruduğunu bildirdi. Bu da yıl içinde ziyaretin gerçekleşeceğine işaret ediyor. El-Şara’nın Berline ziyaretini askıya alan Rojava’da kapsamlı bir mücadele süreci yaşanıyor.
Kurtuluşa kadar direniş
Berlin’de Brandenburger Tor ve Reichstag’a komşu meydanda (19 Ocak) yüzlerce Kürdistan bayrağı taşıyanları gözlemliyorum. 5 İsrail bayrağının bulunduğu grubun yanıbaşındayım. Bu arada “katil İsraillilerin burada işi ne” diyen üç genç Kürt’e kulak misafiri oluyorum. Bu protestoya katılanların dayanışma amacıyla katıldıklarını söylediğimde, gençler sohbete ara veriyor. Bayraklı kadına mitinge katılış amacını sorduğumda “Ben yıllardır Rojava ile dayanışma içerisindeyim. Bu katliamın durması gerek” diyor.
Eylem alanından notlarım şunlar:
* Biz bölünmüş bir toplumuz, eğer bölünmüş olmazsak çoktan kazanırdık.
* İsrail ile Türkiye anlaştı ve bunu Trump gerçekleştirdi.
* Emperyalizme güven olmaz.
* Kîne em, em Kurdin.
* PYD bayrağı taşıyan bir genç şöyle haykırıyor: “Berxwedan heta serkeftinê, netirsin em milyon in, kes bi me nikare.” Yani “Kurtuluşa kadar direniş, korkmayın, biz milyonlarız, kimse bizi yenemez” diyor.
Unutmadığım bir dövizden aktarıyorum: “Rojava, Rojhilat e, Kurdistan yek welat e.”
“Teröristi örten, terörün parçasıdır” sözünü Erdoğan’ın duymasını isteyen bir gence verdiğim sözü tutarak ve umutla…
