Aynasız ayna: Der Spiegel

Selim FERAT yazdı —

  • Der Spiegel'den Mohammad Alkhalil Alnajjar ve Christoph Reuter, kimliği kime ait olursa olsun kadını rencide eden, kadın ruhunu katle açık sahnenin baş rolünü oynayana inanıyor.

SELİM FERAT

"Der Spiegel“ (Ayna) dergisinde kendilerine "aynasızlar“ dedirtmek için gazetecilik kurallarıyla uyuşmayan makaleye imza atan Mohannad Alkhalil Alnajjar ve Christoph Reuter'dır.

"Deshalb bewegt ein wohl falscher Zopf die Welt' (İşte bundandır muhtemelen yanlış bir örgü nasıl dünyayı değiştirir) başlığıyla kaleme alınan makalenin ana başlığı büyük bir yanlışla başlıyor: "Kürtler ve Şam arasındaki çatışma."

"Ülkeleri işgal edilmek istenen Rojava’nın El-Şara ordusuna  karşı direnişi“ benim önerim olurdu.

Biraz sosyo-politik olan bu yaklaşımın der Spiegel’e yakışmadığını biliyorum.

Dergi yazarlarının ikinci büyük yanılgısı, Kürtlerin direndikleri, fiili savaşın yaşandığı bir mekanda, elinde bir kadına ait saç örgüsünü tutan adamın kimliğini saklaması: "Küçük Tall Abyad kasabasından Rami al-Dahesh, kameraya bir örgü tutuyor.“

Rojava’daki QSD sorumlularına konuyla ilgili soru sormaktan imtina eden iki gazeteci, "ayna“ olmaktan feragat ediyorlar. Eğer öyle olmazsaydı Rami El-Dahesh olarak adlandırılan o küçük kasabalının, 2013'te DAİŞ’e katıldığı, daha sonra Ahrar el-Şam Tugayı üyesi olduğu, 2026’da HTŞ ile birlikte SMO içinde Reqa katliamlarına katıldığını öğrenebilirlerdi (8 Şubat 2026, YÖP).

Makale yazarları, oryantal kurnazlığı kapanına sığınmış gibi yazıyor.

Hikaye romantik başlıyor. Dünya çapında viral olan bir video görüntüsü. Gülen bir adam, "Bir yoldaştan saç getirdim" diyor. Videoyu çeken kişinin "nereden?“ sorusuna "Rakka’ya gitti“ diyor.

Yazarlar, kimliği kime ait olursa olsun kadını rencide eden, kadın ruhunu katle açık bu sahnenin baş rolünü oynayan adama inanıyor ve tahminde bulunuyorlar: "Bu her  anlama gelebilir: Yakalandı, öldü, serbest bırakıldı, kaçtı."

Hikaye devam ediyor:

Yazarlar, Rojava’daki naratifi hiçe sayıyorlar. Rojava’ya komşu bir mekanda ve Rojavalıların direnişte olduğu bir bölgede, kesilen kadın saçı örgüsüyle poz veren, 12 yıl önce DAİŞ’e ve SMO mensubu olarak katliamlara katılan birinin, kadınlarda yaratacağı travmayı görmezden geliyorlar.

Bu travma sonucunda kadınların kendi saçlarını  ve birbirlerinin saçlarını örmeleriyle başlayan dünya çapındaki protesto dalgasını ironiyle karşılayan der Spiegel yazarları: "Kuzey Irak’ın Kürt başkenti Erbil’de kadınlar birbirlerinin saçlarını örüyor: Feminizm ve Kürdistan mücadelesinde mükemmel bir sembol.“

Beni "derinden sarsan bir sosyal-psikolojik acının dışa vurumu" olarak algıladığım o sahnelere makale yazarlarının koyduğu tanım: "Feminizm ve Kürdistan mücadelesinde mükemmel bir sembol."

Öyle görmelerine şaşırmıyorum, çünkü her açılan yara sonucunda "mükemmel semboller" yaratmak da direnişin dayanaklarından biridir.

"Kötülüğün sıradanlığı“yla akraba olmamak için yaşamı güzelleştirmenin de bir sırı var ve bu iki meslekdaşın bunlardan bihaber olması için kalemlerine başka bir yön verecekleri konusunda şüpheliyim. Nedeni ise iki yazar yazacakları konuyla ilgili dört göz ve kulakla gözleme ve dinlemekten feragat etmişler intibası uyandırıyor: "Örgü, Türkiye sınırına yakın küçük Tall Abyad kasabasında sokakta bulundu. Birisi onu alıp Muhammed Ahmed'in tavuk restoranına götürdü ve orada birkaç adam, bunun bir SDG savaşçısına ait olup olmadığı konusunda şakalaştı."

Bu hikayenin suçluların soranlara sunduğu "mujik“lerin uydurduğu otantik bir hikaye olduğunu tahmin etmek çok mu zor?

"Rami El- Dahesh savaşçı olmadığını“ iddia etmesine soru işareti koymayan iki yazar, kendilerin devamla dinleme ve görmekten yoksun kılıyorlar.

Avrupa hükümetlerinin Şara’nın geçici hükümetini tanımasına sığınmak, Şara’nın Türkiye ile anlaşarak Kobanê’yi cihatçı çeteler tarafından ablukaya almasıyla işlediği insanlık suçundan beraat ettirmez. Der Spiegel yazarlarının içine düştükleri kapanlardan biri de bu.

"Kadınlar satılığa mı çıkarılıyordu? Yoksa güvenli bir yere mi götürülüyordu?“ sorusunu soran makale yazarları, belleklerde şüphe yaratıyor, gazetecilik sorumluluğundan kaçıyor ve aynadan daha çok aynasız oluyorlar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.