Çapraz dünyalar ve tek boyutlu Öcalan
Selim FERAT yazdı —
- Türk devleti, Öcalan’ı 'tercüme' ediyor. Aynı devlet, Kandil’in okuduğu Öcalan’dan imtina ediyor. 'Tercüme', ortada devlet eliyle konan büyük bir yalana ve manipülasyona işaret ediyor.
SELİM FERAT
Biribirinden uzak dünyalar…
Kürdistan, sömürge statüsüne son vermek için direniyor.
Türkiye, hala dünyanın neresinde olursa olsun Kürtlerin elinin havada olduğu yerde, Osmanlı kılıcı kuşanıyor.
Kürdistan cephesinden;
Vakti zamanında, Şubat 2014’te Leyla Zana, Öcalan’ın mektubunu Mesûd Barzanî’ye ulaştırmıştı.
Yine vakti zamanında Şubat 2025’te Öcalan, DBP Eşbaşkanı Kesin Bayındır aracılığıyla Hewlêr’de Mesûd Barzanî’ye mesajını ulaştırmıştı.
Daha da yakın bir zamanda Temmuz 2015’te Öcalan, Hewlêr’e giden DEM Parti heyeti üzerinde Mesûd Barzanî’nin kendisini ziyaret etmesini talep ettiğini bildirmişti.
Öcalan’ı okuyanların bu süreçten sonra, kendilerince masayı yeniden kurduklarından hareket ediyorum;
Mesûd Barzanî, 2026 yılı Ocak ayının sonunda duyurdu: Biz tek bir milletiz, tek bir tarihimiz ve tek bir geleceğimiz var; iyi günde de kötü günde de ortağız. Kürtlüğümüz her türlü ideolojinin üstündedir. Kürtlük, sadece halkımız için değil, bölge halkları ve tüm dünya için bir barış ve birlikte yaşam mesajıdır.
Türkiye cephesini Erdoğan adına Başdanışman Mehmet Uçum açıkladı: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi ‘Devletimizin toprak bütünlüğü, milletimizin birlik ve beraberliği, üniter yapımız, bayrağımız, resmî dilimiz asla tartışma konusu değildir…Elbette yeni anayasa yaklaşımı da bu temel ilkeleri temel alacaktır.“
Kürdistan cephesine dönüyorum: Tuncer Bakırhan Barzanî’nin açıklamasından bir gün sonra "Rojava'daki iç savaş tezgahını boşa çıkaran Sayın Öcalan'a da teşekkür ediyoruz… Sayın Mesûd Barzanî'ye de teşekkür etmek istiyorum. Başından yapıcı tutumuyla birlikte 30 Ocak anlaşmasının oluşması için büyük katkılar sundu" dedi.
Bir de dünya cephesinden bir ses:
Bonn’da Rojava’ya destek veren Köln Belediye Başkanı Dr. Ralph Elster, Rojava için bağımsızlık talep etti.
Tüm bu olanlar karşısında 'çaresiz' kalan Türkiye, sahneye koyduğu son oyunda, Öcalan’ın 'yeminli tercümanlığı'nı yapan kuruma terfi etti.
Öcalan’ın hediye kilim hikayesini bir tarafa bırakıyorum; Türkiye, Öcalan’ın söylediklerini kitlelere duyuran 'devlet örtülü' bir mekanizma oluşturdu.
Sonuç olarak:
Başdanışman Uçum, Öcalan’ı üç boyutlu kılmaya başladı: "DEM’in Türkiye partisi olma fırsatını kullanması, Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum perspektifine de uygun ve doğru politika olur. Aksi halde DEM’in de yenilenmesi gibi bir konu kaçınılmaz olarak gündeme gelir.“
Buna cevap, 1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü vesilesiyle Cizîr’de konuşan DBP Eşbaşkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’dan geldi: "Rojava, Kürt halkının birliğidir. Kürdistan birdir. Rojava şahsında dört parça Kürdistan hedef alınıyor. Bir kez daha Rojava kadın devrimini selamlıyoruz… Sonuna kadar Rojava halkının iradesinin yanında olacağız. Rojava statü sahibi olana kadar alanlarda olacağız. Cizîr'den Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a selam olsun.“
Çıkarımım:
Türk devleti, Öcalan’ı 'tercüme' ediyor. Aynı devlet, Kandil’in okuduğu Öcalan’dan imtina ediyor. Öcalan, özgür olmadığı bir ortamda, konuşuyor, mesaj iletiyor…
Sonuçta ortaya üç boyutlu bir Öcalan efsanesi çıkıyor. Efsane diyorum, çünkü o kadar kompleks bir dünya ki, güçler gücü oranında, Öcalan’ı tercüme ediyorlar.
Trajik olan, Türkiye’nin Öcalan’ı 'tercümesinde', yemine sadık kalmayan kalemlerin olduğunu gözlemliyorum.
Neden mi?
Konuşmaların tarihe ve pratiğe tercümesi, ortada devlet eliyle konan büyük bir yalana ve manipülasyona işaret ediyor ve yoldaşlarının Öcalan’ı başka okuduklarına şahit olan bir süreçten geçiyoruz.
Aslında tek boyutlu bir Öcalan var; o da özgür kalınca görülecek olan Öcalan.
