6 yıla çok şey sığdırıldı

Kadın Haberleri —

3 Kasım 2020 Salı - 23:00

  • Sozdar Çiya: Kongra Star, kendi sistemi ve kanunları konusunda ısrar sahibi. Kendisini örgütleyen, güçlendiren kadın toplum tarafından da rahatlıkla kabul ediliyor. Kadınların itirazı erkeğin değişimine de yol açıyor. Fakat köklü değişim, uzun soluklu bir iştir.

REWŞAN DENİZ

Türk devletinin kollayıp desteklediği DAİŞ çetelerinin Kobanê’den temizlemesinin üzerinden tam 6 yıl geçti. Kobanê’de kadınlar öncülüğünde verilen mücadele dünyada büyük yankı uyandırdı. Çetelere karşı fedai eylem gerçekleştiren YPJ komutanları Arîn Mîrkan ve Rêvana direnişin sembolleri oldu. O günden bu yana geçen 6 yılda kadınlar, toplumsal ilişkilerin yeniden inşa edilmesini de üstlendi. Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet sistemiyle yaşamın her alanına kadının duygusu, fikirleri yansıdı. Kongra Star üyesi Sozdar Çiya, 6 yıllık zaman diliminde yaşanan toplumsal değişimi gazetemize anlattı.

Kobanê’nin DAİŞ sürüsünden temizlenmesinin ardından geçen 6 yılda toplum yaşamında neler değişti?
Savaş öncesinde Kobanê’de kadınlar çalışmalarda yer almış olsalar da görünür pozisyonda değillerdi. Rojava genelinde Kürt Özgürlük Mücadelesine en fazla katılımın olduğu yer Kobanê’dir.
Feodalitenin ağırlıkta olduğu bir alan olsa da kadınlar her zaman arayışta olmuştur. Rojava Devriminden sonra da burada kadının katılımı daha fazla gerçekleşti. Mücadelede ve yaşamın yeniden örgütlendirilmesinde öncülük yaptı. Kobanê direnişi içinde sonuna kadar kalan, yaşamı pahasına göç etmeyen çok sayıda kadın vardır. Savaş cephesinde yer alamayan kadınlar dahi savaşanların yemeğini, yaralıların bakımını, geri cephedeki işleri üstlendi.
Kobanê kurtulduktan sonra, geri dönüşle birlikte kadının yaşamında değişen çok şey oldu. Dışarıyı merak etmeye başladılar. Kadınların da haklarının olabileceğini sorgulamaya başladılar. Bu sorgulama ve arayışla birlikte kadınların dili gelişti, ifade güçleri arttı. Kadınlar artık evde kalmak, sadece ev işleriyle sınırlı kalmak istemedi. Erkeğin söylediği her şeyi artık kabul etmemeye başladı. Bu durum, mücadele yönteminden kaynaklı kimi sorunları da getirdi. Örneğin, bir şeyi değiştirme mücadelesi verirken yerine neyin konulduğu da önemli.
Savaş zamanı erkekler kadınların nasıl savaştığını gözleriyle gördü. Gözleriyle gördükleri için kabul edip hazmettiler. 60-70 yaşındaki erkekler, bu süreçten sonra “iyi şeyler yapıyorlar” dediler. Bu nedenle eşlerini veya çocuklarını mücadeleden alıkoymadılar.
Bugün eşbaşkanlık ve kadın sistemi ile kadınlar bütün alanlarda, tüm çalışmalarda görünür pozisyondalar. Bir de erkeğin eline bakmadan yaşamlarını sürdürebilmenin yolu olarak, kendi kendine yetebilecekleri işler de yapmak istiyorlar. Her alanda akademileri, eğitim kurumları var. Git gide bilinçlenme yaşanıyor, bu da özgüven duygusunu geliştiriyor fakat içselleştirmede zayıflıklar var. Evin dışına çıkmış olmak veya ekonomik yeterliliğe sahip olmak özgür bir yaşamın garantisi değildir. Siyasette derinleşmeli, ilerlemeli. Arayışlar daha fazla olmalı. Kobanê kadını bu konuda henüz derinleşmemiş. Bu, uzun soluklu bir iştir. Ama ilerlemeyi ekmek-su gibi bir ihtiyaç olarak görmek gerekir.
Karma çalışma alanlarında cinsi çelişkisi yaşanıyor. Erkeğin egemenlikçi yaklaşımlarıyla karşılaşıldığında bunu birebir hissedip, mücadele etmek durumunda kalıyorlar. Şunu görüyorlar; kendileri de bir fikir, irade sahibiler ve iş yapıyorlar, erkekten daha geride değil, aksine daha fazla yer alıyorlar fakat görüşleri dikkate alınmıyor, emeği hesaba katılmıyor, muhatap alınmıyorlar. Böyle çelişkileri mücadeleye gerekçe yapıp, dönüştürme sürecine başlıyorlar.
Gerçekten bir direniş var. Rojava’da kadın kanunları var. Erkeğin birden fazla kadınla evlenemeyeceği kanunu, 18 yaşından küçük çocukların evlendirilmesine getirilen yasak var. Toplum bu kanunları tam olarak hazmedememiştir. Halen tek tük de olsa da birden fazla kadınla evlenmek isteyenler var. Örneğin, salgın döneminde insanlar dışarı çıkamıyordu. Bazıları fırsattan istifade ederek ikinci bir kadınla evlendi.
Küçük yaşta evlilikler halen gizlice yapılabiliyor. Yapılanların ahlak ve vicdanla bağının olmadığını topluma kavratmak lazım. Kongra Star, kendi sistemi ve kanunları konusunda ısrar sahibi. Toplumda yavaş yavaş bir değişim var. Kadınların itirazı erkeğin değişimine de yol açıyor.

Kadın bu mücadeleyi geliştirirken gücünü en çok nerelerden alıyor?
Elbette verdiği mücadele ve bedellerden alıyor. Düşünün ki DAİŞ, ki dünyanın korkusuydu, YPJ savaşçılarının öncülüğünde yenilgiye uğratıldı. Kadının bu direnişi güç veriyor. “Eğer ben DAİŞ’i yenilgiye uğratmışsam, hiçbir şeyden korkmam, çekinmem” diyor. Cesaret güven veriyor. Kadınlar bu deneyimden sonra her alanda mücadele edebileceklerine dair güven kazandılar.
Bir diğer güç kaynağı ise, kadın katıldığı her çalışmada erkekten daha güçsüz olmadığını görüyor. Tarih bilincini eğitimden alıyor.
Diğer önemli bir şey ise, yürüttülen 40 yıllık özgürlük mücadelesinde, şu anda 60-70 yaşında olan kadınların çoğu daha Suriye rejimi döneminde milislik yapmış. Toplantı yapmışlar, eğitim görmüşler, faaliyet yürütmüşler. Kızları- oğulları mücadeleye katılmış, şehit düşmüş. “Ben mücadele ettiğim için bu devrim gerçekleşti” diyebiliyor. Eğer bu mücadele mirası, istenilen düzeyde “Ben artık kendi kendimi yürütebilirim” konusunda bir rotaya girebilirse mücadele mirası kadının devriminin gelişmesinde tamamlayıcı rol oynayacaktır.
Örneğin şu an pek çok genç kadın var, “ben gidip bir kurumda çalışma yürüteceğim, eve gelmeyeceğim” diyebiliyor. 24 saat kurumda kalıyor ve bu sorun olmuyor. Bu bir gelişmedir. Kendileri de ifade ediyor, “Eskiden bir saat geç eve gitseydim, kıyamet kopardı” diyorlar. Bu anlamda toplumda bir düzey ve güven var. Fakat yeterli değildir, daha fazla mücadele ve emek vermek gerekir.

Peki kadındaki bu değişim erkekte nasıl bir değişime yol açıyor?
Bir yıl önce Kobanê’de ilk kez erkeğe yönelik bir eğitim devresi açıldı. Hepsi kurum eşbaşkanlarından oluşuyordu. Otuz kişilik devreler halinde eğitimler verildi. Erkekler sistemi teorik olarak kabul ediyor, kadın ve erkek için ortaya konulan özgürlük ölçüleri doğrudur diyorlar. Bazılarının da gerçekten arayışları var. Kadın ve erkek yan yana durup, birlikte çalışabilirse yaşam güzeldir. Kendileri de ifade ediyor, eskiden kadın-erkek bir arada duramaz, gönül rahatlığıyla selamlaşmazlarmış bile. Toplum hemen erkeğin kötü niyetle baktığına yorar, bu durum sorunlara yol açabilirmiş. Ama şimdi özgür düşünceyle birlikte rahatlıkla çalışabiliyor, uzak yerlere gidip gelebiliyor, toplantı yapabiliyorlar. Toplum artık cinsiyetlerine göre onları ele almıyor. Bu toplumsal bakışta bir değişim yaratmış. Ama konuşma ile pratiği aynı düzeyde yapmadığında söylem havada kalabiliyor. Bazı kadınlar “şu karantina bitse de erkeklerden kurtulsak” diyecek noktada. Bunu ifade eden kadınların çoğunun eşleri kurumsal çalışmalarda yer alan ve eğitim alan erkekler. Söylemde kadın erkek eşitliğini rahatlıkla ifade edebiliyorlar ama kuruma geldiğinde birlikte çalıştığı kadına yaklaşımı farklılaşabiliyor. Kadının kendisini aşmasını kabul etmeyebiliyor. Bu konuda kadın eğer özgürlükte bir düzey yakalarsa erkek de değişmek durumunda kalacaktır. Kurumlarda yolsuzluk, maddiyatçılık gibi konular hep erkekler üzerinden gündeme geliyor. Kadınların dahil olduğu çalışmalarda bu tür sorunlar yok denecek kadar. Kadın kendisini fikirsel ve irade olarak da geliştirirse daha fazla etkili olur. Kendisini örgütleyen, güçlendiren kadın toplum tarafından da rahatlıkla kabul ediliyor.

Geleneksel kalıpları benimsemediler

Zehra Berkel, Hebûn Mele Xelîl, Emîne Weysî devrim içinde yetişen bir nesildi. Bu üç öncü kadını, Kobanê direnişi ve yaşanan devrimle birlikte nasıl ele alabiliriz?
Heval Zehra 30 yaşındaydı. Bir arayışı vardı. Onun arayışlarıyla ile kadın devrimi buluştu. Geleneksel toplum kalıplarını benimseyen bir kadın değildi. Kadın sistemi oluşturulduğunda arayışlarına cevap buldu. Kongra Star çalışmalarında yer alıyordu. Her yerde kadın renginin olması gerektiğini düşünürdü. Kongra Star çalışmalarında etkileyendi, yapı içinde çok erken kendini otorite olarak kabul ettirdi.
Kadınların yönetim olarak birbirini kabul etmeleri çok önemli bir şey. Heval Zehra’nın herkesi kucaklayan bir kişiliği vardı. Kadın sisteminin daha fazla gelişmesi gerekir ve kadınlar daha fazla haklarına sahip olmalıdırlar diye düşünürdü. Bazen “Biliyor musun neden evlenmiyorum? Erkekler mücadele eden kadınlara yaklaşmaktan korkuyor, ondan bize yaklaşamıyorlar” derdi.
Koordinasyonda yer alan Mizgîn de aynı şeyleri ifade ederdi. Erkeklerin, “Siz artık fikir sahibi olmuşsunuz, artık eski yaşam biçimini kabul etmezsiniz, sizinle evlensek de siz artık asla iktidarı, köleliği kabul etmezsiniz” dediklerini söylerdi. Çünkü erkek hiç bir zaman evlendiği kadının bir fikir, bir irade sahibi olmasını istemez. Mevcut evlilik biçiminde ikna olmadıkları, kuşku duydukları için evlenmemişlerdi.
Emine ana, Kongra Star Koordinasyonu Mizgin’in annesi. Ama kızına hiçbir zaman gitme, evde kal dememiştir. Her zaman gitmesi, çalışmada yer alması için destek olmuştur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.