Avaşîn’de ne su duruluyor şimdi, ne de gerillanın direnişi!

Dosya Haberleri —

3 Haziran 2021 Perşembe - 23:00

  • “Bu su aktıkça gerilla Avaşîn’de yaşamaya ve savaşmaya devam edecek” demişti, aylar önce bir arkadaş. Ne su duruluyor şimdi, ne de gerilla. İnadına coşarak akıyor Avaşîn, inadına yükseliyor zalimin zulmüne geçit vermemek için. Avaşîn’in sesini ne mermi sesleri, ne de tüm vadilerde yankılanan patlama sesleri bastırabiliyor.

Verilen söz tutuldu 

26 Nisan 2021 – Direnişin 3. Günü 

Düşmanın Avaşîn’e bu denli yönelmesi sebepsiz değildi. Türk ordusu, Kasırga Taburları’ndan, ARGK gerillalarından şimdiye kadar bu arazide darbe üstüne darbe yemişti. Binlerce kayıp vermiş, helikopterleri bu arazide düşürülmüş, tekniği boşa çıkarılmış, çabaları sonuçsuz kalmıştı. Gerillalar işgalcilerin silahlarına en çok da buralarda el koymuştu. Bu arazide düşman üzerinden kaldırılan silahların haddi hesabı yoktu. Bu yüzden dert olmuş Avaşîn onlara. Dert olsun!

Operasyondan yaklaşık on beş gün önce eyalete bağlı hareketli birlik üyelerinin platformları yapılmış, arkadaşlar baharda Türk ordusunu Zagroslarda yok etmek için söz vermiş ve zafer iddialarını ortaya koymuştu. Mamreşo direnişine öncülük eden Serhat arkadaşın dediği gibi, “Biz de onları arıyorduk, ayağımıza geldiler.” Şimdi pratik zamanı, şimdi verilen sözleri tutma zamanıydı.

Şûkê alanında Türk askerlerine yapılan sızma eylemi, Bazên Zagrosê Devrimci Hamlesi süresince daha sonra yapılacak olan eylemlerin startıydı. Arkadaşlar bu eylemde Apocuların çok mahir oldukları meşhur taktikleri olarak bilinen “sızma taktiği” ile düşmanın mevzilerinin içine kadar girdi, dört işgalciyi cezalandırıp dört silaha da el koydu. Şûkê eylemi, Apocu ruhun, cesaretin ve düşmanın üzerine gidip işgale geçit vermemenin en güzel örneklerinden biriydi. Eyleme katılan arkadaşlardan biri, aslen Minbicli olan Şerker Arap arkadaştı. Eylem görüntüsünü izlerken Şerker arkadaşın el bombasının pimini çekip düşman mevzilerine attığı andaki çığlık ve bağırmalarını duyduğumuzda hepimiz bir yandan gülerken diğer yandan da aslında çok etkilenmiştik. Özellikle şehit yoldaşlarımızın intikamını alma duygusu, eylem anlarında insanda çok farklı duygular yaratabiliyor. Şerker arkadaşın bomba atarkenki sesine yansıyan öfke çığlıkları, aslında bunun göstergesiydi. Apocu hareket bir intikam hareketiydi. Eğer Zagroslar insanlığın doğduğu beşik ise insanlıktan nasibini almayanların yaptığı her şeyin intikamı da mutlaka Zagroslarda alınacaktı.

İlerleyen zamanlarda Bazên Zagrosê Devrimci Hamlesi’nin komutanı Amed Malazgirt arkadaş, cihaz üzerinden eylemi kutlayıp gerçekleştiren arkadaşların alınlarından öptüğünü belirterek her birine birer tabanca armağan edecekti.

 

  • 23 Nisan’dan bugüne Mamreşo ve Mervanos’taki  çatışmalar aralıksız devam ediyor. Belki de dağlardaki mücadele tarihimizde ilk defa bir savaş mevzisinde ve  tünellerinde böylesine günler süren bir direniş yaşanıyor.

 

Tünel savaşları zamanı!

28 Nisan 2021 - Direnişin 5. günü

Mamreşo ve Mervanos alanlarına bağlı Şehid Munzur ve Şehid Serdar mevzilerinde yürütülen direniş, Kürdistan’da yürütülen özgürlük savaşına yeni bir boyut kazandırıyor. Gerilla belki de ilk defa yeniden yapılanma perspektifi çerçevesinde savaş tünellerinde günlerce, hem de kayıp vermeden direniş sergiliyor. Operasyon başlamadan önce de olası bir saldırının hazırlığını aylardır yapan arkadaşlar, bu tünellerde yaşanacak savaşta kendilerini kesinlikle zafer kazanmaya kilitlemişlerdi. Mamreşo ve Mervanos alanlarındaki tünellerde yürütülen direnişin böyle görkemli olması, bu kilitlenmenin, bu zafer iddiasının bir sonucuydu. Türk askerleri her gün defalarca tünellerin girişlerinde patlamalar yapıyor, zehirli gaz kullanıyor, bisving (B7) ve bombaatarlar ile vuruyor fakat sonuç alamıyor. Düşmanın kullandığı tüm tekniğe karşı savaş tünellerinde direnen arkadaşlar, kleşler ve el bombaları ile tünel girişlerinde toplanan askerlere darbe üzerine darbe vuruyor. Arkadaşların yılların emeği sonucu iğneyle kuyu kazarcasına hazırladıkları tüneller, şimdi Kürdistan’da yürütülen savaşın en görkemli direnişlerinden birine tanıklık ediyordu. Yılların emeği, yılların yorgunluğu, akıtılan ter, dökülen kan boşuna değildi. Her şeyin toplamı, şimdi yenilmeyen Apocu iradenin, direnişin ve teslim olmamanın bir kez daha tarih sahnesine çıktığı an ve mekan oluyordu. Sonuç her ne olursa olsun, Türk devleti bu tünellerde yenildi, tekniği ve teknolojisi o tünellerin duvarlarına çarpıp geri dönmek zorunda kaldı. Onlar, yani direnenler o tünellerin sonundaki ışığı gördüler ve o ışığa ulaşmak için savaşıyorlar. Evet, tünel savaşları tarih yazacak ve tünelin sonundaki ışık Avaşîn’den tüm Kürdistan’a yayılacak.

 

Direnişin ilk şehitleri: Dilşêr, Ekin, Asya ve Çiyager

30 Nisan 2021 – Direnişin 7. Günü 

Kıran kırana bir mücadele var şimdi, bu masmavi Avaşîn suyunun sesinin duyulduğu her yerde. Şimdi yiğitliğin ve namertliğin cenk meydanı Avaşîn. Avaşîn’in sesini ne mermi sesleri, ne de tüm vadilerde yankılanan patlama sesleri bastırabiliyor. “Bu su aktıkça gerilla Avaşîn’de yaşamaya ve savaşmaya devam edecek” demişti, aylar önce bir arkadaş. Ne su duruluyor şimdi, ne de gerilla. İnadına coşarak akıyor Avaşîn, inadına yükseliyor zalimin zulmüne geçit vermemek için. Avaşîn gerilla ile yoldaş olmuş; ona akıyor, onunla direniyor; bağrına basıyor, uğrunda can verenleri.

23 Nisan’dan bu yana yürütülen mücadelenin tek cephesi, mevzi ve tüneller değil. Mervanos’tan Şûkê ve Mamreşo’ya kadar arazide konumlanan arkadaşlar, mevzi ve tünellerde direnen arkadaşların yüklerini hafifletmek için hareket halinde ve eylem yapma arayışında.

Dilşêr Egîd, 23 Nisan’da Mamreşo bölgesinde çıkan operasyona müdahale etmek, direnen arkadaşlara destek olmak için yola çıkmış, bir an bile tereddüt yaşamamıştı. Yolda hava saldırısı sonucunda şehadete ulaşan Dilşer arkadaş, Bazên Zagrosê Devrimci Hamlesi’nin Avaşîn’deki ilk şehidi olmuştu. Heval Dilşêr, Avaşîn’de ağır silahlar birliğinde yer alan, aslen Hesekêli bir arkadaştı. Yaşamda hep sessizliği ile bilinen, kendi sessizliği içinde hep saklı bir bilgeliği barındıran, zihni ve yüreği keşfedilmeyi bekleyen bir arkadaştı. Fazla konuşmaz, konuştuğunda ise cümlelerinin içinde hakikatten uzak hiçbir cümleye yer vermezdi. Kendi zihninde hep kalabalık ama yaşamında ise bir o kadar sadeydi. Heval Dilşêr’in Zagroslar gibi sert bir arazide yaşamasına, burada savaşmasına müsaade etmeyecek kadar fiziki rahatsızlıkları vardı fakat ne Zagroslar’dan ayrılmak istedi, ne de bu rahatsızlıklarını kendine ve devrimci yürüyüşüne engel yaptı. Ben Heval Dilşêr’in hep biraz aksayarak yürüdüğünü gördüğümde, “Heval, bu arkadaş nasıl bu şekilde bu arazide yürüyor” deyip duruyordum. Sanırım kendisi bu soruyu bizden daha az kendisine soruyordu. Bu dağlarda yaşamak için nasıl ısrarlıysa, o gün Mamreşo operasyonuna müdahale etmek için de bir o kadar ısrarlıydı. Direnişin ilk şehidi, mücadelenin rotasını belirleyen ilk Apocu duruşu, bu operasyonda yoldaşlarının ilk yürek sancısıydı Dilşêr yoldaş. Basın faaliyetlerini yürüten arkadaşlara Avaşîn hakkında röportaj verdiğinde, “Bir anne nasıl ki çocuğuna bakar büyütür, Avaşîn de beni öyle büyüttü, yetiştirdi ve bir devrimci yaptı” demişti. Şimdi o merhametli ananın kucağında direngen yiğit bir oğul oldu Dilşêr.

Bir de Ekin Tilora arkadaş var. Avaşîn’de herkes onu köyünün ismiyle tanır, yani Tilora ile. Büyüdüğü topraklara bağlılığın ve yurtseverliğin gereği, köyü Tilora’yı PKK’de yeniden yarattığı kişiliğinin pusulası haline getirmişti Ekin. Bu yüzden Tilora yalnızca Colemêrg’in Gever ilçesine bağlı bir köy değil, PKK’de kendi toprağının ismiyle kendini yeniden yaratan bir fedainin hakikat söylemiydi. Ekin arkadaş, 2018 yılında Avaşîn eyaletine gelmiş ve Mervanos alanına bağlı Şehit Serdar ve Şehit Dilgeş tepelerinde, Zagrosların tüm zorluklarına rağmen soluksuz bir devrimci yürüyüşün ve emeğin sahibi olmuş, Mervanos bölgesindeki özgün birlikte yer alan kadın gerillaların komutanlığını yapmıştı.

Ekin arkadaş, bir kadın gerillanın yaşamdaki sadeliği ve doğallığı kadar savaştaki cesaret, öfke ve fedailiğin de sembollerinden biriydi; bu dünyadaki tüm çirkinliklerden uzaktı, kapitalist modernitenin kirine ve pasına hiç bulaşmamıştı. Geldiği topraklar kadar temiz ve en çok da kendi gibiydi. Bu yüzden Ekin, bir yanıyla sanki hala Gever’de, Tilora köyünde yaşayan küçük bir çocuk; diğer yanıyla da düşmana öfkesi ve kararlılığıyla bir orduyu yürütebilecek kadar iddialı bir kadın komutandı. Hepsini iç içe yaşamayı bilmişti Ekin. Kürdistanî olduğu kadar toprağına bağlı, topraklarına bağlı olduğu kadar da evrenseldi. 23 Nisan 2021 tarihinde işgalci Türk ordusu Mervanos alanına operasyon başlatıp indirme yaptığında koşar adım mevzisine yetişip düşmana darbe vurmak için ilk hamleyi yapan arkadaşlardan biri, Ekin Tilora’ydı. Bu dağların, bu tepelerin her karış toprağında emek vermişti Heval Ekin. Bu patikalarda defalarca gidip gelmiş, bu araziyi savunmak için hep çalışmıştı. Yani gerilla emeğiyle örülmüştü bu tepeler ve öyle kolay teslim edilmeyecekti düşmana. Ekin arkadaş, Türk ordusu Şehit Dilgeş alanına indirme yaptığı esnada doçka mevzisinde düşmana müdahale ederken hava saldırısı sonucu Asya Kerim arkadaşla birlikte şehadete ulaştı. Onlar, Bazên Zagrosê Devrimci Hamlesi’nin ilk kadın şehitleri oldu.

Ekin Tilora arkadaş ile beraber aynı mevzide şehit düşen bir diğer arkadaş da Heval Asya Kerim’di. Heval Asya, aslen Sêrt’liydi ve yurtsever bir ailede dünyaya gelmişti. Botan’dan Türkiye metropollerine zorunlu göçlerin yollarında öğrendi yurtseverliği. 2014 yılında özgürlük mücadelesine Bursa’dan katılmış genç bir arkadaştı. Mücadelenin farklı alanlarında yerini almış ve 2018 yılında Avaşîn eyaletine gelmişti. Mervanos alanına bağlı tepelerde ve bu alana bağlı özgün birlikte yer almış ve şehit düşene kadar da bu alanda gerillacılık yapmıştı. Her şeyden önce yoldaştı Asya; kadın yoldaşlığında duyarlı, süreç ve pratik üzerindeki yoğunlaşmaları hep güçlü, hep moralli ve devrimci yürüyüşünde günbegün kendini geliştirmeyi bilen bir arkadaştı. Asya, Zagroslar’da başlamıştı yürüyüşüne ve bu yaman arazide öğrenmişti gerillacılığı. Bu yüzden her gerilla gibi, ona kendini öğreten, ona hakikati gösteren bu dağlara borçluydu. Bu yüzden savunacaktı onları. Avaşîn nasıl ki yürümeyi öğretti ona, şimdi Avaşîn’le beraber omuz omuza yürüme ve direnme zamanıydı. O gece Ekin Tilora arkadaş ile beraber ona kendi olmayı öğreten bu dağları savunmak için vurdu kendini tepelere. Canı pahasına da olsa kalkan olacaktı, bu geçilmez dağlara. Ve yoldaş oldu Asya yeniden, bu dağlara, durmadan akan bu suya ve bizlere özgürlüğün türküsünü fısıldayan bu mavi gökyüzüne uzanan yola.

Kendi ismini yürüyüşünün yol haritası haline getirenlerden biriydi o. Adı gibi olabilmek için, adına layık olabilmek için ya da o adın ona emrettiği gibi yaşamak için Çiyager idi. Boylu boyunca dağları gezen, dağı arayan ve dağı anlayan. Ya da o muhteşem sonu gören komutan Çiyager gibi hep dağlı kalmayı bilen… Bir isim bu kadar mı özetler bir gerillayı, bir gerilla bu kadar mı layık olur bir isme? Herkes tanır Çiyager’i Avaşîn’de. Bu topraklarda eğer gerilla iseniz, Çiyager gezerken bu dağları, mutlaka yamaçlarda ya da yükseklerde bir yerlerde karşılaşmışınızdır onunla. Eğer bir sorun yaşanmış, bir şeyler eksik kalmış ya da zorlanmışsanız, bir yerlerde ilk yardımınıza koşan olmuştur Çiyager. Canınız sıkılmışsa bir şeylere, Çiyager ile gülümsemişsinizdir o derde. Bu yüzden aslında herkesin aradığı, herkesin onunla beraber, ona yoldaş olmak istediği bir gerillaydı Çiyager. Sürekli bir şeyleri tamamlayan, hep bir şeylerin yerli yerinde olmasını sağlayandı. Ben en çok da hatırı sayılacak kadar eski olmasına rağmen bu dağlarda Botan şivesini sanki daha köyünden yeni çıkmış gibi konuşuyor olmasına şaşırırdım. Mücadelenin birçok farklı alanında kalmış ancak kendi özünü, dilini ve Botanlı olan tüm özgün yanlarını hep korumuştu. Botanca yürümüştü, Zagroslarda Çiyager. Cudi’den Çarçella’ya direniş öyküleri yazmıştı satır satır. Avaşîn’in vadilerinden Çarçella’nın zirvelerine Cizre’nin direniş geleneği, şimdi Çiyager ile birlikte Zagroslarda yaşıyordu.

Savaşçıydı Çiyager; kaygıları, şüpheleri yoktu. Ne bu savaştan ne de canından yana. 23 Nisan 2021 tarihinde işgalci Türk ordusu Avaşîn alanında operasyon başlattığında silahına ilk sarılanlardan oldu Çiyager. Şehid Dilgeş alanına yerleşmeye çalışan Türk askerlerine müdahale etmek için çıkmıştı yola. Son mermiye, kanın son damlasına kadar savaşılacak ancak işgalciye geçit verilmeyecekti. Öyle yaptı Çiyager ve Botan’dan Zagroslara uzanan direniş öyküsüne yeni bir sayfa daha ekledi.

Onlar direnişin ilk şehitleri oldular, onlar kendi izlerinden yürüyecek olanlara ve kendi ardıllarına dirençle örülmüş ömürlerin heyecanını ve uğrunda ölecek kadar çok sevdikleri bu yaşamın zafer sözünü bıraktılar.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.