Bêrîvan bir mucize yarattı

Kadın Haberleri —

15 Ocak 2021 Cuma - 23:00

  • "Bêrîvan, özgürlük hareketine katılmakla Êzîdî toplumu içindeki dar kalıpları parçaladı. Düşünün, kadınların adını söyleme hakkının bile olmadığı böyle bir toplum içinde genç bir kadın isyan ederek, meydan okuyarak, başkaldırarak; “Ben ne bu kalıbı, ne bu yaşamı, ne bu zulmü kabul ediyorum” diyordu. Bu çalkalanma ile toplum uyandı.”


MURAT MANG/BIELEFELD

Bêrîvan (Binevş Agal), 1966 yılında doğduğu Kürdistan topraklarında kendi halkı için özlü, yürekli ve kutsal bir mücadele verdi, 16 Ocak 1989’da yapılan bir ihbar sonucu girdiği çatışmada Cizîra Botan’da şehit düştü. Beş kız ve bir erkek olmak üzere 6 kardeşin 4’üncüsü Binevş, 15 yaşındayken Avrupa’ya gelmiş, 1984’te mücadeleye katılmıştı.

Özellikle Êzîdî toplumu içinde kadının konumu bilindiğinden Binevş’in o dönemde özgürlük mücadelesine katılımı adeta bir devrim niteliğindeydi. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan anlatırken, “dağlara yakıştığı gibi halka da yakıştı” ifadelerini kullanmıştı.

Şehadetinin 32. yılında Bêrivan’ı, ablası Xanê Agal ile konuştuk.
 
Bêrîvan’ın özgürlük hareketine katılımı, Êzîdî toplumu açısından adeta bir devrim niteliğinde oldu. Bugün binlerce kadın onun izinden yürüyor. Bêrîvan, Êzîdî kadınların hayatını nasıl etkiledi?

Bêrîvan’ın özgürlük saflarına katılması Êzîdî toplumu için yeni bir sayfanın açılması gibiydi. Bir köprü oldu. Êzîdî toplumu Kürdistan’ın köklerini temsil etmesine rağmen bu gerçeklikten uzak bir durumu yaşıyordu. Yaşamdan kopuş vardı. Özgürlük Hareketi bu bağın yeniden kurulması için zemin hazırladı.

Bêrîvan özgürlük hareketi ile tanıştıktan sonra kendi özüyle buluştu. Êzîdî toplumunu da özgürlük hareketiyle buluşturdu. 
Kürt toplumu da Êzîdî toplumuna uzaktı. Yani her iki taraf da birbirinden kopmuştu, birbirlerini tanımayacak durumdaydılar. Bêrîvan Êzîdî toplumu içerisinde sadece kadın olarak bir öncü olmadı aynı zamanda iki toplumu da yeniden buluşturdu. 

Bêrîvan mücadeleye nasıl karar verdi, neden etkilendi?

Kürt Özgürlük Hareketi ile ilk kez Almanya’nın Celle kentinde tanıştı. Ben bazen düşünüyorum da, adeta bir mucize olmuştu. Genç bir kadın, eğitimini tamamlamamış, köyde dar bir çerçevede büyümüş ve kendini bir an Avrupa’da bulmuştu. Bu haliyle Avrupa’da Öcalan felsefesi ile tanıştı. Acelesi varmışçasına bu hakikat yolunda yürümeye başladı. Bağlılığı gelişti ancak katılım kararı ani olmadı. Yaşamın her alanında Özgürlük Hareketi’ni yaşadı, gördü. Adım adım kararını verdi. Her adımda bir karar veriyordu. Kendini tanıdıkça, devrimi tanıdıkça hakikatı gördü. Fedakardı. Gün be gün fikriyatını derinleştirdi, bilinci arttı ve sonunda kararlı bir Bêrîvan olarak  çıktı karşımıza.

Somut olarak 1984 yılında yapılan Hannover-Bonn yürüyüşü sonrasında katılma kararı verdi. 

Binevş nasıl Bêrîvan’a dönüştü? Nasıl bir dönüşüm yaşadı?

Binevş, Kürdistan’a ait bir isim. O da kültürüne bağlı, insan olarak çok temizdi. Özgürlük Hareketi ile tanışması ile Berivan var oldu diyebilirim. Yani Bêrîvan’ı yaratan Binevş’ti; çünkü Binevş, Kürt kültürüne sevdalı bir kadındı. Hiçbir zaman Avrupa kültürüne sıcak bakmadı. Binevş’in sahip olduğu kültür, Berivan ile buluşarak gerçek özgürlüğü buldu. Fakat Binevş’in kökleri üzerinde oluştu bu özgürlük sevdası.

Aralarındaki farkı şöyle tanımlayabilirim; Binevş’in rolünü oynama fırsatı ya da imkanı yoktu. Fakat Bêrîvan olduktan sonra rolünü oynama, sevdasını gösterme, ülkesini savunma imkanına kavuştu.

Katılımından ailesi nasıl etkilendi?

Bêrîvan, özgürlük hareketine katılmakla Êzîdî toplumu içindeki dar kalıpları parçaladı, mahkum etti. Özellikle de kadının adı silinmişti. Gerçekte bu kalıp, Êzîdî kadınına, Kürt kadınına ait değildi elbette ama Ortadoğu toplumlarında İslam’ın etkisi yansımasını Êzîdî toplumunda da gösterdi zamanla. Düşünün, kadınların adını söyleme hakkının bile olmadığı böyle bir toplum içinde genç bir kadın çıkıp bu kalıbı parçalıyor; isyan ederek, meydan okuyarak, başkaldırarak; “Ben ne bu kalıbı, ne bu yaşamı, ne bu zulmü kabul ediyorum” diyordu. Bu çalkalanma ile toplum uyanmıştı. Bütünüyle olmasa bile toplumun büyük bir kesiminde kabul gördü. 

Aile için ilk etapta ağır geldi. Çünkü o katıldığı zaman aile ülkedeydi, özgürlük hareketinden, gelişmelerden uzaktı,  kapalıydı. Bu nedenlerle katılımına anlam vermemiş, korkmuşlardı. “Biz kızımızı hangi hayallerle Avrupa’ya gönderdik. Kızımız gitti, nereye katıldı” diyerek tepki göstermişlerdi.