Derwêş’e yoldaş mı olmak, çukura fare mi olmak?
Merwan ZERDEŞT yazdı —
- 2014'te Êzîdîleri kırımdan geçiren DAİŞ’in neredeyse koordinatörü-emiri rolünde olan Hakan Fidan ile verilen fotoğraf adeta Êzîdî varlığına inen bir soykırım kılıcı gibi!
MERWAN ZERDEŞT
Ortadoğu’da savaş mı yoksa ateşkes ve barış mı tartışmaları sürerken, Êzîdî toplumu Şengal’den Erivan’a, Rojava’dan Kuzey Kürdistan’a uzanan bir hatta yaratılış ve varlık bayramlarını kutladı.
Êzîdîler, Ortadoğu’nun her yerinden yıkım ve kırım görüntüleri ekranlara servis edilirken doğanın uyanışının ve toplumsal oluşun kesiştiği bir anlam çizgisinde herkesi doğanın ve yaşamın ritmine davet edercesine toplandı; tüm kırımlara rağmen varlıklarını onurla sürdürdüklerini gösterdi. Mart-Newroz uyanışını, Nisan-Çarşem yaratılışı ile birleştirdiler. Kırıma ve varlık yitimine karşı Adar ve Nîsan…
Bu yıl Êzîdîlerin en kutsal mekânı olan Laleşa Nûranî’de en kutsal bayramı güvenlik gerekçesiyle kutlanmadı, kutlamalar KDP tarafından iptal edildi. Ferman sonrası varlıklarını koruma refleksiyle ve güvenlik gerekçesiyle Güney Kürdistan’a yönelen Êzîdîler, bu yıl Çarşema Serê Nîsanê kutlamaları için Şengal’e geldi. Yaratılış bayramını kutlayan Êzîdî toplumu, özgür varlıklarını Şengal Dağı ile mühürledi.
Bu yılın en önemli farklarından biri de Kuzey Kürdistan’daki kutlamalar oldu. Son yıllarda Êzîdî toplumunun Kuzey Kürdistan’daki tarihsel yurtlarına dönme, en azından önemli bayramlarını buralarda kutlama eğilimleri vardı. Bu yıl ise Amed’in Sur ilçesinden Êlih'in Beşiri ilçesine kadar, Midyad’tan Derwêşê Evdî’nin yurdu Wêranşer’e kadar uzanan kutlamalar, Êzîdîlerin Kuzey Kürdistan’daki topraklarına tümüyle dönmek istediklerini gösterdi. Özellikle Şirnex’in Hezex ilçesine bağlı Kîwex köyündeki kutlamalar, bir yurda dönüş bayramına dönüştü. Özetle 2026 Çarşema Serê Nîsanê kutlamaları, Önder Apo’nun “Artık fermanlar bitmiştir, Êzîdîler için Rönesans dönemidir” tesbitinin doğruluğunu, canlanışını ve buna başlangıç yapmanın coşkusunu gösterdi.
Êzîdîler, uluslararası göçertme politikalarına, KDP ve Türk devletinin ortak saldırılarına rağmen Şengal Dağı’na döndü, dönüyor. Dönmekle kalmıyor, kendi geleceklerine dair stratejilerini netleştirdikleri kongre ve konferanslarla bunu bir programa kavuşturuyor. Peki Kuzey Kürdistan’dan Avrupa’ya, özellikle Almanya’ya göç ettirilen Êzîdîler, ana yurtlarına nasıl dönecekler? Bunun öncülüğü, programı, örgütlenmesi nasıl olacak? En önemlisi bunu Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile birleştirerek nasıl gerçekleştirecekler?
Kermê köyündeki fotoğraf
2026 Çarşema Serê Nîsanê kutlamalarında açığa çıkan bir resim, bu soruları sormamıza yol açıyor. Riha'nın (Urfa) Wêranşer ilçesine bağlı Kermê köyündeki fotoğraf (Türk bayrağı altında, idari ve askeri komutanların katılımıyla gerçekleşen kutlama) hepimizin ciddiyetle değerlendirmesi gereken bir duruma işaret ediyor. Devlet ve iktidar dışı bir kültüre, inanca ve yaşam felsefesine sahip olan ve bundan dolayı büyük bir kısmı Osmanlı eliyle onlarca fermana uğrayan Êzîdîler, böyle bir resmin anlamını doğru değerlendirmeli. Kuşkusuz Êzîdîler topraklarına dönmeli, ellerinden alınan köylerine kavuşmalı ve devlet de buna engel olmamalı fakat AKP iktidarının Êzîdîleri araçsallaştırma ve Êzîdî soykırımındaki sorumluluğunu gizlemesine izin vermeden.
Önder Apo’nun Êzîdî toplumuna dönük son mesajlarından sonra, AKP’nin özellikle Almanya’da yaşayan Êzîdîlere dönük yeni bir plan devreye koyduğu anlaşılıyor. Son bir yıl içerisinde başta Berlin ve Hannover olmak üzere Almanya’nın birçok kentinde gerçekleşen ve “Êzîdî toplumu ile buluşma” adıyla reklamı yapılan bu toplantıları, Êzîdî varlığına dönük yeni bir saldırı olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu konuda Almanya devleti ile AKP’nin ortak davrandığı ise açıkça anlaşılıyor. Almanya kentlerinde gerçekleşen ve Êzîdî toplumunu, örgütlü yapısını temsil etmeyen, kendi kişisel çıkar ve beklentilerini öne çıkartan bazı isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantılar, Êzîdîler adına bir heyetin Ankara’ya gelişine kadar uzandı. Son olarak da Mart 2026’da, AKP’nin Ankara’da düzenlediği bir iftar programına katılarak, burada Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştüler. 2014'te Êzîdîleri kırımdan geçiren DAİŞ’in neredeyse koordinatörü-emiri rolünde olan Hakan Fidan ile verilen fotoğraf ise adeta Êzîdî varlığına inen bir soykırım kılıcı gibi!
Bu görüşmeleri Êzîdî toplumunun çıkarları adına, Êzîdîlerin geri dönüşünü sağlamak ve mülkiyet haklarını garantiye almak adına yaptıklarını ifade etseler de özü itibarıyla kendi mülkiyet haklarını garantiye almak ve büyütmek adına yaptıkları açıktır. Avrupa’daki örgütlü Êzîdî toplumu kuşkusuz bu ‘organize işler'in dışında ve ilgili kişilere belli uyarılarda da bulunuyor. Anlaşılan, Êzîdî toplumunu bu konuda daha fazla bilgilendirmek ve duyarlı kılmak, yine bu tür görüşmelere karşı toplumsal itirazı daha fazla büyütmek gerekiyor.
Topraklarına onurlu dönüş
Mezopotamya Ajansı geçen hafta “Derwêşê Evdî’nin mezarı kaybolmayla karşı karşıya” manşetiyle bir haber geçti. Haberi okurken Derwêş’in büyük aşk ve özgürlük savaşını, eline aldığı kahve fincanını, işgalcilere karşı verdiği büyük savaşı ve nasıl bir ihanete uğradığını hatırlamamak mümkün değildi.
Êzîdî toplumu, Derwêş’in mezarını yapmadan (kuşkusuz bu tüm Kürtlerin ortak sorumluluğu), mezarının olduğu yeri bir “Aşk, Zafer ve Özgürlük” mabedine dönüştürmeden onurlu bir şekilde topraklarına dönemeyeceğini kuşkusuz biliyor/bilmeli. Êzîdî toplumu, Derwêş’in verdiği onur, zafer ve aşk savaşının ruhuyla ve de Önder Apo’nun Rönesans çağrısıyla yeniden canlanırken, yeni hilelere yenik düşmemeli. Derwêş’in atı Hedban’ı farelerin oyduğu çukurlara hileyle sürükleyerek özgür Êzîdî varlığını Derwêş şahsında öldürdüklerini düşünenler, canlanan Êzîdî varlığını yeni bir yokluk çukuruna düşürmek istiyorlar. Kuşkusuz kimse bu çukurun faresi olmamalı.
Çarşema Serê Nîsanê bayramında, Kermê köyünde askeri ve idari yetkililerle poz verenler, bu köyün Derwêşê Evdî’nin bir mezar taşı olmadan yattığı Etşane’ye yalnızca 10 kilometre uzakta olduğunu unutmamalı; Derwêş’in mezar taşını villalarına basamak yapmamalı. Kadim topraklarına dönmek isteyen Êzîdîler ise Derwêş’in özgür bir ülke için verdiği onur savaşını da, DAİŞ’in eline soykırım kılıcını verenleri de unutmamalı.
