Kandil Vadisi’nde neler oluyor?

Selim FERAT yazdı —

5 Mayıs 2020 Salı - 12:00

Haftalardır sosyal hafızamıza yerleşen Zînî Wertê alanında neler oluyor?

Onlarca komplo teorisine bir de Rudaw’da, Türkiye’yi temize çıkaran yorumlar okuduktan sonra, daha fazla merak ettim.

2007’de Mexmûr Kampı’nı ve Halepçe’yi ziyarete gittiğimizde, yolumuz Kandil’e yakın geçmişti.

Bize refakat eden Güney Kürdistan Parlamentosu üyesi kadın Parlamenter, Kandil’e defalarca gittiğini ve gençlerin kalbinin Kandil’de attığını açıklamıştı.

Dağ silsilesi sağ taraftaydı.

Eteğindeki vadiyi hatırlıyor gibiyim.

Coğrafya tarifinde Zînî Wertê alanı burası oluyor.

Ama yine de uzun yıllar Berlin’de 1994 yılında kurulan Kürt Enstitüsü yönetiminde birlikte yol arkadaşlığı yaptığımız ve şimdilerde Güney Kürdistan’da yaşayan Mihemed Emîn Pêncewnî’yi aradım.

Verdiği bilgilere de atıfta bulunarak, tabloyu aktarıyorum:

Zînî Wertê politik çatışma literatürüne girmeden önce, Bağdat Merkezi Hükümeti, Güney Kürdistan’daki memurlara verilen maaşları vermeyi dondurmuştu.

Neden olarak, Kürt petrolünün Bağdat’sız pazarlanmasıydı.

Bu durum Güney Kürdistan’da mali bir krizi de başlatmıştı.

Sonra Türkiye ve Tahran eksenli bir tahrik başlatılmıştı.

Amaç Kürtler arasında bir çatışmaydı; PKK’ye karşı bir tahrik gündeme geldi.

Alanda/vadisinde 30-40’a yakın köy bulunan Zînî Wertê’nin aktüel hafızada yer etmesi böyle başladı.

Stratejik öneme sahip Zînî Wertê’ye hakim olmak, Kandil’e çıkışı elde tutmak anlamına geliyordu.

YNK idaresine bağlı olan Zînî Wertê alanı/vadisine müdahaleyi planlayanlar, Türkiye ve İran’dı. Hedef Kuzey Kürdistan Hareketi’ydi.

Böylesi bir hamleyle, Sri Lanka’daki gibi felaket bir sonuç alacaklarını tahmin etmezlerse bile, Kürtler arasında bir çatışma çıkaracaklarını ümit ediyorlardı.

Devamında, Türk savaş uçakları Mexmûr’u ve Kandil’i bombaladılar.

Aralarında Pêncewnî’nin de bulunduğu birçok aydın ve politikacı, Kürtler arasında çıkacak bir savaşın, Kürtler’in birliğine büyük bir darbe ve Güney Kürdistan için felaket olacağını biliyorlardı; böylesi bir durumda, Güney Kürdistan Bölgesel Hükümeti iktidarsızlaşacaktı.

Böylesi inisiyatifler, sağduyu ve KDP/PKK/YNK ve diğer partiler arasındaki diplomatik hareketlilik arabuluculuk bileşkeninin iki yan adımını aktarıyorum.

Geçen hafta, Rojava’daki Cizîre Sağlık Komitesi Eşbaşkanı Dr. Menal Mihemed “Sadece Kürdistan Bölgesi PCR cihazları göndererek bize destek verdi. Bunun dışında hiçbir yerden bir destek görmüş değiliz“ demişti.

Rojava’da bir araya gelen “Rojava Kürtlerinin Birliği için“ biraraya gelen aydın, sanatçı, din alimi, kanaat önderleri, sonuç bildirgesinin birinci maddesine şu notu düştüler: “Suriye’deki Kürt milleti, eski bir millettir ve Rojava Kürdistanı topraklarında diğer bileşenlerle birlikte barış ve kardeşlik içinde yaşamakta; toplumsal ve kültürel değerlerin korunması çağrısı yapmaktadır“.

Pêncewinî ile yaptığım görüşme ve son gelişmelere bağlı kalarak;

Sömürgecilik virüsünden kurtulan Kürtler’in Ankara ve Tahran’ın tetiklemek istediği Kürtler arası savaşı engelleneceğine; İran ve Tahran devletleri için de etkisinin Covit-19 salgınından daha fazla olacağına yürekten inanıyorum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.