Kevork’un sürgün hikayesi

Kültür/Sanat Haberleri —

11 Haziran 2021 Cuma - 22:12

  • Yazar Murat Bakur'un ülkesinden kopmak zorunda kalmış bireyin sistem içerisinde yaşadığı buhran ve bu buhrandan kurtulma çabasını konu edinen ilk novellası 'Açık Mavi Özgürlük', J&J Yayınları'ndan çıktı.

MIHEME PORGEBOL

 

Yazar Murat Bakur'un ülkesinden kopmak zorunda kalmış bireyin sistem içerisinde yaşadığı buhran ve bu buhrandan kurtulma çabasını konu edinen ilk novellası 'Açık Mavi Özgürlük', J&J Yayınları'ndan çıktı.

Yaşadığı siyasi bir olaydan sonra bir grup mülteciyle bir tekneye binip, ülkesinden kopmak zorunda kalan Kevork'un geldiği kapitalist modernite içerisinde yaşadığı buhran ve buradan kurtulma çabasının anlatıldığı novella, Murat Bakur'un yayımlanan ilk kitabı.

Eseriyle ilgili gazetemize konuşan Murat Bakur, ”Bu temayı seçmemin belki de en önemli nedeni son yıllarda biraz özgürlük arzusundan biraz da mecburiyetten yönünü Avrupa'ya çevirmiş gençlerin durumuydu. Her gün kendilerinden küçük küçük bir şeyler götüren bu sistem de kalmaya çalışmakla, onlardan neler gittiğine ve yönlerini nereye çevirmeleri gerektiğine dikkat çekmek istedim" dedi.

Bakur, kitabının isminin neden Açık Mavi Özgürlük olduğu sorusunu "Kitaptaki özgürlük arayışı ve mavi renginin ben de yarattığı derinlik duygusundan dolayı" şeklinde yanıtladı. Eseri yayımlandıktan sonra olumlu geri dönüşler aldığını ifade eden Bakur, "Birçok okuyucu olay örgüsü, karakterler ve kullanılan anlatım tekniği üzerine olumlu şeyler söyledi. Beni en çok heyecanlandıran geri dönüş ise IŞİD'in Şengal saldırısını ilk duyuran, hakikat arayışçısı gazeteci Ş. Deniz Fırat adına, Özgür Öğrenci Birliği öncülüğünde düzenlenen yarışmada kitabın ödül almış olmasıydı" diye konuştu.

 

Edebiyatın kısır döngüsü

İlk kitabın yayımlanma sürecinin her yazar için türlü sorunlarla dolu olduğunu da belirten Bakur, yayımlanma sürecinde karşılaştığı sorun ve engellere dair şunları aktardı: "İlk eserini yayınlamaya çalışan çoğu kişinin karşılaştığı sorunlarla ben de karşılaştım. Görüştüğüm ilk yayınevi içeriğine bile bakmadan, kibarca bu yıl için yeterince yazarla anlaştıklarını söyledi. Geri dönüş yapmayanlar oldu. Sonuçta yayınevleri için bu bir ticari iş. Zor bir dönemde bunu yapmak istiyordum. Son olarak J&J yayınlarıyla irtibata geçtim. Gerçekten de çok iyi karşıladılar beni. Sürekli irtibat halinde oldular. Kapağı, iç düzenleme v.s tam da istediğim gibi oldu. Zor ama içime sinen bir süreç oldu."

Bu zorlukların bir an önce tüm yazarlar için ortadan kaldırılması gerektiğini de vurgulayan Bakur, "İsim yapmış belirli kişilerin kitapları dışında, çok kısıtlı sayıdaki yazarın kitabının basılmasının edebiyat açısından kısır bir döngü yarattığına inanıyorum. Yeni yazarların edebiyat dünyasında yer bulabilmesi için yayınevlerinin daha cesaretli olması ve ticari kaygının yanında bir parçada edebi kaygı taşıması gerektiklerini düşünüyorum" dedi. "Uzun zaman emek verdiğiniz, düşünü kurduğunuz bir şeyin gerçekleşmesi ve somut olarak karşınızda duruyor olması güzel bir duygu" ifadeleriyle ilk kitap hissinin bir yazar için önemine vurgu yapan Bakur, sırf bu duygu için bile olsa edebiyatla uğraşanların eserlerine güvenip bunları okuyucuyla buluşturmak için çabalamaları gerektiğini belirtti.

 

Edebiyat ve toplumsal değişim isteği

Edebiyatın yazar için öneminin yanında toplumsal değerine de değinen Bakur, "Yazılı edebiyatın olmadığı veya yeterince gelişmediği dönemde, ağıtlarla, destanlarla, dengbêjlerin söylediği eserlerlerle hatta ninnilerle toplumla iç içe oluşmuştur edebiyat. Geçmişteki trajediler, kişilikler, kahramanlıklar, yaşamla ilgili her şeyi söylene gelen eserlerle öğrenebiliyoruz" ifadelerini kullandı.

 

Borçluluk duygusu yazmaya yöneltti

Uzun yıllardır Yunanistan'da yaşayan yazar Murat Bakur, kişisel yazınsal faaliyetlerine ilişkin ise "Okuyup yazdığım bir dönemin içerisindeyim. Edebiyatla ilk tanışıklığım; küçükken dinlediğim masallar, efsanelerle oldu. Ancak beni asıl etkileyen klasik eserlerle tanışmak oldu. Beni ayrı bir dünyanın içerisine götürdü ve bu bende yavaş yavaş yazma duygusunu yarattı. Küçük şiir denemeleri yapmaya başladım. İlk yazı deneyimim ise şimdi düşündüğümde senaryo olmaktan çok uzak olan kısa bir senaryo denemesiydi. Uzun yıllar bir şey yazmadım. Tekrar yazmaya başladığımda ise 'Yapabilir miyim?', 'Olur mu?' gibi sorularla birlikte, halkların yaşadıklarına dair hissettiğim borçluluk duygusu yazmaya yöneltti beni" dedi.

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.