Kürt devrimci direniş hareketi ve Kerbela olayı

Forum Haberleri —

18 Ağustos 2021 Çarşamba - 23:00

  • Aleviler tüm kurum ve kuruluşlarıyla kendini özüne uygun şekilde devlet Aleviliği dışında düzenlemeli ve örgütlenmesini buna göre yapmalıdır.

ALİ DAĞDEVİREN

Bilineceği gibi Hicret’in 61. yılında, Muharrem ayının onuncu günü (10 Ekim 680) Kerbela’da İslam tarihinin en acı olaylarından biri yaşandı. Hz. Hüseyin ve yakınları Muaviye’nin oğlu Yezid askerlerince kuşatılarak susuz bırakıldıktan sonra katledildiler. Hz. Ali soyuna toplu kırım uygulandı. Bu, zalimle mazlumun çatışmasıydı. Yezid zalimi, Hüseyin mazlumu simgeliyordu. Hz. Hüseyin: “Sanılmasın ki, boyun eğmemek bir kibir işidir. Ben de boyun eğerim. Ama bilirim ki, Yezid’in önünde eğilirsem eğer, zalimlik azalacağına çoğalacaktır.”

Ve o zalimlik 4 Mayıs 1937’de büyük şef Mustafa Kemal, Başbakan İsmet İnönü ve Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak katliamcılarının buyrukları doğrultusunda Dersim’de jenosit başlattı. İnsanlık tarihinin en korkunç olaylarından biri yaşandı. Dersim’de Alevi inançlı bir halk soykırımdan geçirildi. Her yaştan binlerce insan katledildi. Mermi harcamamak için yakalananların kafaları odun ve taşlarla ezildi. Mağaralara sığınanlar boğucu gazlarla fare gibi zehirlendi.

Direniş önderi Seyit Rıza; “Suçsuz ve günahsızız! Davamızı çocuklarımıza /torunlarımıza havale ederek Kürdistan şehitlerine katılıyoruz” vasiyetiyle ayrıldı. Ve katledilenlerin çocukları yıllarca katliamcılarının peşinde koşarak tarihin bu büyük katliamını ve katliamcılarını unutturmaya çalışırken arkadan gelen katliam bebeleri yalanların perdesini ve katliamcıların kara maskelerini düşürdü.

Kürt Halk Önderi sayın Öcalan FEDA kongresine gönderdiği ve ayakta alkışlanan mesajında şunları dile getirmişti: “Semahlar döndük, zikirler verdik. Kesin öyle, daha fazlasını da yaptık. Siyaset yaptık. Özü kadar biçimi de doğru kavramamız gerektiğini hep vurguluyorum. Bizi basit, yüzeysel ele almak kadar, yine kendine göre yorumlamak kadar büyük bir hata olamaz. Evet tam bir KERBELA HAREKETİYİZ ama Kerbela’yı tekerrür ettirmeme gibi tarihi sorumluluğumuz da var.”

Sayın Öcalan’ın tarihi sorumluluğunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler ve Alevi inancının özgürleşmesine ufak bir katkı sunmamış rantçılar ile kimliksiz Reyberler günümüzde Alevileri direniş/diriliş savaşımın dışına çıkarma ihaneti içindeler. Bu ihanet inkarcı, imhacı ve katliamcı sisteme hizmet ve katillerden yana bir tavırdır. Bu zalim, bu zulüm ve zorba sistem bunların bu ihanetçilerin sırtında yürümektedir.

Her inançtan militanlardan oluşan Devrimci Direniş Hareketi’nin onurlu kavgası bir arada birlikte özgür bir yaşam içindir. KCK’nin “Rêber Apo’nun geliştirdiği özgürlük mücadelesi en başta Alevi halkımızın, yine Êzîdîlerin, Süryanilerin ve tüm ezilmiş inançların mücadelesi olmaktadır” gerçeği bugün Kürt coğrafyasında tüm kimlik, ibadet/inanç ve kültürlerin yanyana cancana duruşuyla yaşam bulmaktadır.
Ve Öcalan; “Aleviliğin büyük bir yenilenmeye, şiddetle direnmeye ihtiyacı vardır. Bu anlamda gerçekten tarihi değerlere, Cem geleneğine sahip çıkılmalı. Cem geleneği, zikir geleneği büyük bir direniştir diyoruz. Zikir propaganda devrimciliğidir. Ben semahı da bir gerilla yürüyüşü olarak değerlendiriyorum.” Bundandır ki bugün değişik kimlikler/inançlar/ kültürler bahçesi Kürdistan’da birlikte bir arada yaşama mutluluğu vardır.

Yine sayın Öcalan şöyle devam etmişti: “Bir de Alevilikte özellikle sevgi kavramı çok cesurca söyleniyor. Biz buna bir minnet duyuyoruz, ayni karşılığını veriyoruz. Herkesin kendi milliyeti, cinsiyeti velhasıl kişilik özelliğini anlamlı gördüğümüz gibi, diğerlerine zarar vermediği oranda bir çiçek gibi açılmasına gerçekten tutku derecesinde bağlılık gösterdiğimizi söylemeliyim. İstiyorum ki, zulüm dünyasının, düzeninin yüzyıllardan beri çok hazin bir biçimde ezdiği bu çiçekler tekrar açılsın. Topraklarımız bütün dillerin/ inançların/ kültürlerin çiçeklendiği bir zamana tanıklık etmektedir. Şimdi çiçeklenme zamanıdır. Aleviliğin tarihsel mirasına (KERBELA DİRENİŞİ’ne) sahip çıkarak başarı kazancağız.“

Aleviler tüm kurum ve kuruluşlarıyla kendini özüne uygun şekilde devlet Aleviliği dışında düzenlemeli ve örgütlenmesini buna göre yapmalıdır. Alevi gençlik, Aleviyi/ Aleviliği yok sayan, hor bakan ve hatta düşman gören bu inkarcı/ imhacı/ katliamcı zulüm sisteme hizmet ve ortaklık olan askerliği kesinlikle reddetmelidir. Onların geleceğe mirası ağlamak olmamalıdır. Kerbela’dan günümüze dek akan gözyaşları insanidir. Ancak o günden süregelen inkar/ imha ve katliamları engellemediği de bir gerçektir. O zaman asıl görev direniş kavgasına güçlü/ inançlı bir şekilde katılmaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.