Lozan bir kaos antlaşmasıdır

Ahmet TURHALLI yazdı —

  • Lozan’la birlikte kurulan ve uluslararası resmiyet kazanan Türkiye’de Kürtler; tedip, tenkil ve Şark Islahat Planları ile adeta mengeneye alınarak kıyımdan geçirilmişlerdir. 

Yüz yıl önce, İsviçre’nin Lozan kentinde bir antlaşma imzalandı. İroni olarakta antlaşmanın adı ‘Lozan Barış Antlaşması’ olarak seçildi. Siz uluslararası güçler olarak oturacak, on beş bin yıllık tarihe sahip bir milleti görmezden gelerek, onları parçalara ayırarak ülkelerini kendi yandaşlarınıza peşkeş çekeceksiniz, birde bu jenosidin adına da barış antlaşması diyeceksiniz.

‘Lozan Barış Antlaşması’ diye adlandırılan bu antlaşma, sadece Kurdistan’ı bölmemiştir. Bu antlaşma ile Kurdistan dört parçaya ayrılırken, Kürdün kişiliği de “paramparça edilmiştir. Kürt Rojhılat’ta zorla ve her türlü melanet oyunları ile  Farslaştırılmış, olmak istemeyen ise, idam sehpasına çekilmiştir. Suriye’de ise, Lozan’da resmiyet dışına atılan Kürt milleti gibi, resmiyette varlığı işlenmemiş, kimlik kartı verilmeyerek, Kürt’ün yaşamı gayri kanuni ilan edilmiştir. Irak’ta ise Basra çöllerinde canlı olarak kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmaksızın toplu gömülmüş, kimyasal silahlarla fermandan geçirilmişlerdir.

Lozan’la birlikte kurulan ve uluslararası resmiyet kazanan Türkiye’de ise, Kürtler; toplu kıyımdan geçirilmiş, tedip, tenkil ve Şark Islahat Planları ile adeta mengeneye alınarak kıyımdan geçirilmişlerdir. Kürtlere bu yüz yıldır yaşatılanlar, medeni dünya dediğimiz güçlerin yardımı ve oluru ile gerçekleştirilmiştir. Dünyayı yöneten güçlerin Kürtlere nefretlerinin sebebi de burda aranmalıdır. Lozan’da bitirilmesi planlanan ve tarihten silinmesi gereken Kürtler ve Kurdistan hakikati bitirilemediği için, şiddetin dozu uluslararası yasaları aleni biçimde çiğneyecek bir şekilde sürdürülmektedir. Parçalama kararı aldıkları ve isminin dahi konuşulmasının yasaklandığı ülkenin, Kurdistan’ın yurtseverliğini bir grup genç her şeye rağmen sürdürmüş, bu mücadele ile ölü toprağın serpildiği Kürt’ü uyandırmış ve kurtuluşa yaklaştırmıştır. Dünya iktidarını ellerinde bulunduran güçleri çıldırtan tam da budur. Parçalanan Kurdistan’da her parçada kıyam gelişse de, bu kıyam ve serhıldanlar, şiddetli ve zalimane yöntemlerle bastırılmış ve susturulmuşlardır. Elli yıldır aralıksız sürdürülen Kürt milli mücadelesi ise; bir grup üniversiteli gencin azim, irade ve kararlılığı ile gittikçe gelişmiştir. Artık Kurdistan’ın tek parçasında değil, Kurdistan’ın bütün parçalarında aktif Kürtlük ve Kurdistanilik mücadelesi yürütülmektedir. Kürtler bu durumu da çoktan aşarak, dünyanın dört bir yanında dostları da kazanarak, mücadelelerini kararlılıkla sürdürmektedirler.

Lozan’ın yüzüncü yılında bitirilmesi hedeflenen Kürtler, bitmemiş tam tersine Lozan’da Kurdistan’ın bütün parçalarından, her lehçesinden, her din ve mezhebinden altıyüz delegeden daha fazla Kürdün katıldığı, Kurdistan’ın yerlileri olan Asuri/Süryanilerin ve Ermenilerin de katlım gösterdiği muazzam bir konferans düzenlenmiştir. Bu Konferansa katılan bütün delegeler Kürtlerin bitirilmediği, Kurdistan’ı çizdiğiniz haritalarda parçalasanız dahi, Kurdistan mücadelesinin daha diri ve canlı olarak sürdürüldüğünün canlı tanıklığını yaptılar. Yüz yıl sonra hep bir ağızdan, Kurdistan dört parça değil, tek parçadır dediler. Siz istemeseniz de biz vardık, varız ve var olmaya devam edeceklerinin güçlü mesajını verdiler. Kürt marşında söylendiği gibi: ‘Kes nebê Kurd dimire Kurd jîn dibe, jîn dibe qet nakeve ala Kurdan (Kimse Kürtler öldü demesin, Kürtler canlanıyor, Kürtler canlanıyor, Kürt bayrağı asla düşmeyecek)’ nakaratını canlı bir biçimde Lozan’dan haykırdılar. 

Lozan’a Kürtler damga vurdu. Lozan Belediye Başkanı konferansa katılarak bu hatayı düzeltmek için mücadele edeceğinin sözünü verdi. 

Onbinlerce Kürt bu talihsiz antlaşmayı protesto ederek, tanımadıkları antlaşmanın yapıldığı sarayın kapısında miting yaparak deklere ettiler.

Bu antlaşmayı imzalayan, organize eden ve bunu uygulayan bölge güçleri, aklınızı başınıza alın ve bu antlaşmayı daha fazla sürdüremeyin!

Kurdistan’ı parçalama planı çok talihsiz ve vahşi bir plandır. Ortadoğu’ya barışı getirmemiştir, savaşı daha fazla derinleştirmiştir. Bu planların uygulayıcısı olan Arap, Fars ve Türkler de yüz yıldır Kürde zulüm yapma dışında hiçbir başarı elde edememişlerdir. Yok etmek istediği Kürt’ü yok edememiştir. Gençleri ölmüş ve öldürmüştür. Bütün kaynaklarını yıkmaya ve yakmaya harcamışlardır. Hapishaneler, karakollar, ajanlar, sınırlara örgülü teller, yüksek duvar ve bariyerler, mayınlar yerleştir selerde, başarı elde edememişlerdir. Kürdü asimile etmek için, bütün kurum ve kuruluşları, dini, bilimi, korkuyu, kişisel çıkarları devreye koysalar da, istedikleri sonuçlara ulaşmamışlardır. Kürdün özgürlüğüne kast ettikleri için, kendi toplumları da özgürlüğü tadamamışlardır. Yönettikleri toplum da bundan dolayı çürümüştür, ahlaki, insani ve dini değerler yok olmuş durumdadır. Lozan sadece Kurdistan için yıkım olmamıştır, Kürtleri ve Kurdistan’ı yok etmek isteyenler de bitmiş ve tükenmek üzeredirler.

Artık her kesin uyanması ve bu hakikati görmesi gerekir. Bir yüz yıl daha geçsede Kurdistan’a ve Kürtlere yapılanlar durdurulmaz ve gerçek barış antlaşmaları hayata geçirilmez ise, hiç birimiz rahat, huzurlu, özgür, barış ve güvenli bir yaşam sürdüremeyeceğiz. Sadece Kürtlerin değil, bölge milletlerininde, savaş ve yıkımla geçen bu yüz yıldan dersler çıkararak, barışa ve birlikte yaşamaya yönelik antlaşmalar gerçekleştirmeleri farzdır. Yoksa İslam alemi ve Ortadoğu asla rahata kavuşmayacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.