Merkel'in hayal kırıklığı!

Cafer TAR yazdı —

27 Aralık 2020 Pazar - 22:47

  • Avrupa'da her zaman Türk devleti ile ilişikilere en fazla önem veren devlet Almanya olarak öne çıkmıştır. En olmadık zamanlarda Almanya Türk devletine (gerçi Osmanlı’nın son dönemi de var) yardım elini uzatmıştır. Türk halkı ve Alman halkı arasında bir sempati olduğundan kimse bahsedemez; fakat iki devlet arasında araştırma konusu yapılmaya değer güçlü bağlar olduğu da yadsınamaz.

Daha bir kaç gün önce AKP Genel Başkanı ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye ve AB'nin ilişkilerinin en kötü dönemlerinden birini yaşadığı şu günlerde Federal   Başbakan Angela Merkel'e Türkiye'ye verdiği destekten dolayı teşekkür etti.

Gerçekten de Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Kıbrıs-Yunanistan-Fransa üçlüsü arasında tırmanan gerilim neredeyse askeri bir çatışmaya dönüşmek üzereyken, Almanya arabuluculuk girişimleri ile devreye girdi. Bir taraftan Almanya Hükümeti mekik diplomasisi yaparak taraflar arasında tansiyonu düşürmeye çalışırken, diğer tarafdan da NATO harakete geçirildi.

NATO bünyesinde oluşturulan çatışmanın önlenmesi mekanizması ve Almanya'nın yoğun çabaları sonucuda Türkiye ve Yunanistan/Fransa/Kıbrıs üçlüsü arasında çok büyük ihtimalle Türkiye'nin yenilgisi ile sonuçlanacak bir çatışma önlenmiş oldu.

Almanya hükümeti sadece bununla da yetinmedi, Türkiye'ye yönelik; silah ambargosu ve Gümrük Birliği'nin askıya alınması gibi ağır yaptırımların uygulanmasını da önledi.

’Almanya'nın bu kadar güçlü Türkiye sevgisi nereden geliyor?

Almanya neden her şeye rağmen Türkiye'yi üzmemeye çalışıyor?’

Halbuki Alman toplumunda en sağcısından en solcusuna kadar güçlü bir Erdoğan karşıtılığı var; fakat buna rağmen şimdiye kadar Merkel her defasında en kritik zamanlarda Erdoğan'a yardım eli uzatmaktan geri durmadı. Ancak geçenlerde ilk kez resmi olarak Almanya devleti Türkiye’ye ilişkin hayal kırıklığını ifade etmek zorunda kaldı. Merkel hükümeti bile Erdoğan liderliğindeki AKP/MHP/Ergenekon ortaklığını artık taşıyamayacağını anladı.

En son 1 Ekim'de yapılan Avrupa Birliği (AB) liderler zirvesinde, uzun bir süre sonra yeniden AB/Türkiye ilişkilerinin geleceği çok kapsamlı bir biçimde ele alındı. Her ne kadar Almanya da dahil bütün AB ülkeleri Yunanistan ve Kıbrıs'a desteklerini açılasalar da; Türkiye'ye diyaloğu geliştirme önerisi yapmaktan da geri durmadılar.

AB ülkeleri Türkiye'ye Doğu Akdeniz'de gerilimi düşürme karşılığında; her iki tarafın da çıkarlarını gözeten ekonomik ve ticari ilişkiler, Gümrük Birliği'nin yenilenmesi, vize serbestisi gibi Türkiye'nin içinde bulunduğu krizden çıkmasına yardımcı olacak konularda işbirliği önerisinde bulundular.

Türkiye ile ipleri çoktan koparma noktasına gelmiş Fransa, Yunanistan gibi ülkelerin yoğun muhalefetine rağmen Almanya'nın Türkiye'yi yeniden kazanma çabaları hiç bir sonuç vermedi. Türkiye'deki rejim içerde iktidarını sürdürebilmek için dışarıda izlediği provokasyonları sürdürme tutumunu devam ettirdi.

Böylece özellikle Angela Merkel ve Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Mass'ın yoğun çabalarına rağmen Türkiye ve AB arasında yeniden pozitif gündem oluşturmak konusudan hiç bir ilerleme sağlanamadı. Her iki Alman politikacı da hayal kırıklığına uğramışlardı.

Merkel, “Türkiye ile AB arasında oluşturmaya çalıştıkları pozitif gündem sürecinden bekledikleri sonucu alamadıklarını” ifade ederken; Heiko Mass ise “Türkiye ile yapıcı bir diyalog için olağanüstü bir çaba göstermelerine rağmen istedikleri sonucu alamadıklarının” altını özellikle çizmek zorunda kaldı.

Aslına bakarsanız rejimin başka çaresi de yok; bu saatten sonra Türkiye halklarına demokrasi ve refah öneremeyeceğini kendisi de biliyor, Türkiye'de Erdoğan hükümeti sorunları çözerek değil, aksine büyüterek iktidarını devam ettirebilir. Bu iktidar sorun çözme kabiliyetini çoktan yitirdi.

Diğer yandan Merkel hükümeti de çabalarının beyhude olduğunu biliyordu; fakat en azından biraz zaman kazanmak istediler. Nitekim Almanya'nın çabaları sonucu Türkiye'ye daha ağır yaptırımlar uygulanıp uygulanmayacağı konusu 2021 yılının Mart ayına bırakıldı.

Erdoğan'ın ve yeni ortakları geri dönüşü olmayan bir yola girdiler; Merkel bile Erdoğan'dan umudu kesti. Bundan sonra Türkiye'de işler biraz daha zorlaşacak; fakat günün sonunda Erdoğan kaybeden kötü adam olarak tarih olacak.

Biz ise biran önce Erdoğan sonrasına kafa yormalıyız!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.